1. Hukuk Dairesi 2019/3631 E. , 2020/4914 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı olduğu ... ada...parsel sayılı taşınmazdaki payının verdiği vekalete dayalı olarak 28.11.2005 tarihinde dava dışı .... A.Ş."ye 2.730.000TL bedelle satıldığını, ancak devirden haberdar edilmediği gibi satış bedelinden payına isabet eden kısmın da ödenmediğini, öte yandan temlikin gerçek değerinin çok altında bir bedel gösterilerek gerçekleştirildiğini, taşınmazın değerinin en az 25.000.000TL olması sebebi ile zararlandırıldığını, bu şekilde vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek taşınmazın tapudaki satış değeri olan 2.730.000TL üzerinden payına karşılık gelen 447.890,62TL"lik alacağın ve bu alacağın satış tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 183.635,15TL faizi ile birlikte toplam 631.525,77TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında asıl alacağa ilişkin talebini 1.384.401,00TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar, temlikin vekâleten ve vekâletnamedeki yetkiler çerçevesinde yapıldığını, satış bedelinin evveliyatında taş ocağı vasfında olan...,... ve ...nolu imar parsellerinin imar ihyasında kullanıldığını, payına karşılık gelmek üzere davacının annesine ev alındığını ve davacının eğitim giderlerine, günlük bakım ve iaşesine maddi katkıda bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “... taşınmazın keşfen saptanan gerçek değerin altında bir bedelle satıldığı, tapuda gösterilen satış bedeli ile satış günündeki bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek değeri arasında aşırı fark bulunduğu, davalıların bedelin ödendiğini somut olarak ortaya koyamadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı tarafından davalıya verilen vekâletnamede, davalılara taşınmazı dilediği bedelle satma yetkisi verilmiş olması BK"nın 390. maddesi, (6098 sayılı TBK"nın 506. maddesi) gereğince vekilin, işi sadakat ve özenle yerine getirme borcunu ortadan kaldırmaz. Bu durumda davalı vekillerin sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmedikleri ve davacıyı zararlandırdıkları sonucuna varılmaktadır. Davanın kabulüne karar verilmiş olması açıklanan bu gerekçeyle kural olarak doğrudur. Katılma yoluyla temyize gelen davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;...mahallinde yapılan keşif sonucu uzman bilirkişilerden elde edilen bilirkişi raporuna göre ve usulüne uygun ıslahla müddeabihin artırıldığı da gözetilmek suretiyle taşınmazın satış tarihindeki keşfen belirlenen ve davacının payına karşılık gelen miktar üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile akitte gösterilen değer esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “... hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda ıslah edilen miktar üzerinden çekişme konusu taşınmazın satış tarihindeki keşfen belirlenen değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacıya ait olup satışa konu edilen pay, 28.11.2005 tarihli ve 11023 yevmiye numaralı resmi akitte; miras payı değil, çekişme konusu ...parsel sayılı taşınmazın 1575/9600 payıdır. Bu durumda, bilirkişiden ek rapor alınarak bu payın karşılığı bedele hükmedilmesi gerekirken bilirkişi raporunda miras payının karşılığı olarak belirtilen bedele hükmedilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın kısmen kabulüne 1.211.351TL asıl alacak ve 183.635,15TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.394.986,15TL alacağın 447.890,62TL sinin dava tarihi olan 08/06/2010 tarihinden, bakiye 947.095,53TLnin ise satış tarihi olan 28/11/2005"den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ilişkin olarak verilen karar bu kez Dairece ; “... hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1252 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait 1575/9600 payın karşılığı bedele ve faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddine.Ancak, davacının payına isabet eden asıl alacak 1.211.351,00TL olup, bu bedelden 08.06.2010 tarihli dava dilekçesinde talep edilen 447.890,62TL indirilmek suretiyle bakiye 763.460,38TL bedele satış tarihi olan 28.11.2005 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, işlemiş faizin asıl alacakla birleştirilmek suretiyle faize faiz yürütecek şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Öte yandan, harçlandırılan dava değeri 1.384.401,00TL asıl alacak ve 183.635,15TL işlemiş faiz olup, hüküm altına alınan 1.211.351TL asıl alacak ve 183.635,15TL işlemiş faiz olduğundan reddedilen 173.050,00TL değer üzerinden davalılar lehine avukatlık ücretine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.Hal böyle olunca; kabul edilen asıl alacağın 447.890,62TL’sine dava tarihinden, bakiye 763.460,38TL’sine satışı tarihinden itibaren faiz işletilmesi, reddedilen 173.050,00TL üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 447.890,62 TL’nin dava tarihinden, 763.460,38 TL’nin 28.11.2005 ( satış tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp,düşünüldü. -KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalıların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 62.022.98 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 08/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Başkan