Abaküs Yazılım
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2021/1081
Karar No: 2022/2
Karar Tarihi: 17.01.2022

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/1081 Esas 2022/2 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1081
Karar No : 2022/2

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Eğitim Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.

VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/09/2020 tarih ve E:2016/8079, K:2020/3735 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ortaöğretim kurumları arasındaki nakil ve geçişlerin, açık kontenjan bulunması ve öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması kaydıyla puan üstünlüğüne göre yapılması yolundaki İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ...tarih ve ...sayılı "Taban Puanı Uygulaması" konulu yazısında belirtilen Bakanlık işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/09/2020 tarih ve E:2016/8079, K:2020/3735 sayılı kararıyla;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42, 124 ve 138. maddeleri, 1739 sayılı Temel Eğitim Kanunu'nun 4, 8, 26, 27 ve 28. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi belirtilerek;
Özel sağlık meslek lisesi olarak faaliyette bulunan davacı şirket tarafından, yürürlükteki mevzuata uygun olarak yatırım yapıldığı ve öğrenci kaydı gerçekleştirildiği, ancak, 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca, taban puanı uygulaması olmaksızın pek çok öğrencinin başka okullara nakillerini yaptırdığı, bu durumun hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, taban puan uygulamasından vazgeçilmesinin adaletsizliğe yol açacağı, sınav uygulamasının önem ve fonksiyonunu yitireceği ileri sürülerek Dairelerinin E:2014/10087 sayılı esasına kayıtlı olarak açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği; bu kararın gereğini yerine getirmek amacıyla idare tarafından, dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine, E:2014/10087 sayılı dosyada verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın amacına uygun işlem tesis edilmediği belirtilerek dava açıldığının anlaşıldığı;
E:2014/10087 sayılı dosyada verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine idarece, kararın uygulamaya konulduğu tarihe kadar, 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik uygulanmak suretiyle taban puanı şartı aranmaksızın ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişi uygun bulunan öğrenciler de taban puanı değerlendirilmesinde hesaba dahil edilerek yeni bir sınıf seviyesindeki taban puanı belirlemesi yapıldığı ve bu kararın da anılan yürütmenin durdurulması kararının uygulanma tarihi baz alınarak ileriye dönük olarak uygulanmasına karar verildiği;
Davalı idarece, yürütmesinin durdurulmasına karar verilen ilgili Yönetmelik maddesinin yürürlük tarihi ile maddenin ilgili kısmının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Daire kararının uygulandığı tarih arasındaki dönemde, ortaöğretim kurumları arasında taban puanı şartı aranmaksızın nakil ve geçiş yapan öğrencileri korumak amacıyla dava konusu işlemin tesis edildiği ve yarışma esasına dayanan yerleştirme usulleri ile sağlanmak istenen homojen yapının oluşturulması ve korunması amacına aykırı hareket edildiği;
Bu durumda; idarece tesis edilen işlem ile her ne kadar bir taban puanı uygulaması getirilmekte ise de; E:2014/10087 sayılı dosyada verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulü hakkındaki kararın gerekçesi çerçevesinde; taban puanı getirilmesinin amacı dikkate alınıp bahsi geçen Yönetmelik maddesinin yürürlük tarihine kadar geriye gidilerek bu dönemi de kapsar bir şekilde taban puanı belirlemesi yapılmak suretiyle bir işlem tesis edilmesi gerekirken; anılan dava sonuçlanıncaya kadar, yürütmenin durdurulması kararının uygulamaya konulduğu tarihe kadar taban puanı şartı aranmaksızın ortaöğretim kurumlarına yerleşmiş olan öğrencilerin hukuki durumları korunarak yeni bir taban puanı belirlemesi yapılması ile ortaöğretim kurumlarında yarışma sınavı ile sağlanmak istenen homojen yapının bozulmasına devam edildiği;
Dava konusu Bakanlık işleminin, yarışma esasına dayanan sınav usulünün özünü zedeleyeceği ve adaletsiz uygulamalara yol açarak, ortaöğretim kurumlarındaki sınav usulü ile oluşturulmak istenilen homojen yapının bozulmasına neden olacağı ve yürütmenin durdurulması isteminin kabulü hakkındaki kararın gerekçesinde belirtilen hususlar tam olarak yerine getirilmediğinden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, bir düzenleyici işlem iptal edildiğinde bunun o düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerin doğrudan iptali anlamına gelmediği, kişiler lehine sonuç doğuran işlemlerin korunması gerektiği, temyize konu kararda belirtildiği şekilde işlem tesis edildiğinde mevcut okullarında öğrenim gören ancak taban puanın altında kalan öğrencilerin hukuki statüsünün belirsiz hale geleceği ve onların aleyhine işlem tesis etme zorunluluğunun doğacağı, bu durumun da hak kayıplarına yol açacağı, bu nedenle düzenleyici işlem hakkındaki yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının geriye yürüyeceğinin keskin bir şekilde kabul edilemeyeceği, eğitim-öğretim hizmetlerinin daha iyi yürütülmesi amacıyla hizmet gerekleri doğrultusunda işlem tesis edildiği, işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesi kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kontenjan belirleme, başvuru ve değerlendirme" başlıklı 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde;
"Ortaöğretime yerleştirme puanıyla öğrenci alan ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişler, açık kontenjan bulunması halinde öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması kaydıyla puan üstünlüğüne göre yapılır." kuralı yer almakta iken;
13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesi ile anılan bent;
"Ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişler, öğrencinin okula yerleştirmeye esas puanı dikkate alınarak açık kontenjan bulunması hâlinde puan üstünlüğüne göre yapılır." şeklinde değiştirilmiş ve taban puan uygulaması kaldırılmıştır.
"...Anadolu Sağlık Meslek Lisesi" adı ile özel öğretim kurumu olarak faaliyet gösteren davacı şirket tarafından söz konusu değişikliğin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/02/2015 tarih ve E:2014/10087 sayılı kararı ile; "...Davaya konu değişiklik öncesi nakil ve geçişlerde öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması şartının aranmasının, ortaöğretim kurumlarında yarışma esasına dayanan yerleştirme usulleri ile sağlanmak istenen homojen yapının oluşturulması ve korunması amacına yönelik olmasına karşın; dava konusu düzenleme ile taban puan uygulamasının kaldırılmasının, ortaöğretim kurumlarının homojen yapısının bozulmasına neden olacağı, öğrenci profili yönünden ortaöğretim kurumlarında standardın oluşturulması ve öğrencinin kendi seviyesine uygun olarak, yeteneğinin geliştirmesi suretiyle gerekli bilgi, beceri ve davranışları edinmesi zorunluluğunu ihlal edeceği..." gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş; davalı idarenin karara karşı itiraz istemi ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2015 tarih ve YD İtiraz No:2015/388 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Anılan yürütmenin durdurulması kararı üzerine davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ...tarih ve ...sayılı işlemi ile yürütmenin durdurulması kararı gereği dava sonuçlanıncaya kadar ortaöğretim kurumları arasındaki nakil ve geçişlerin açık kontenjan bulunması ve öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması kaydıyla puan üstünlüğüne göre yapılması gerektiğine karar verilmiş, bu nedenle taban puan hesaplanırken söz konusu kararın uygulamaya konulduğu tarih dikkate alınarak sınıf seviyesindeki en düşük öğrencinin puanına göre yerleştirme yapılması hususu ...tarih ve ...sayılı işlemle il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine bildirilmiştir.
Bunun üzerine, davacı şirket tarafından, anılan Bakanlık işlemi ile yürütmenin durdurulması kararının gereğinin yerine getirilmediği, yürütmesi durdurulan düzenlemenin yol açtığı adaletsiz uygulamanın devam ettiği, değişiklik yapan düzenlemenin öncesindeki taban puan uygulamasına göre geçişlerin yapılması gerektiği, işlem nedeniyle ciddi anlamda öğrenci kayıpları olduğu ileri sürülerek temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin 4. fıkrasında; "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında ise; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari yargı yerlerince verilen kararların uygulanması, Anayasa'da ve kanunlarda yer alan düzenlemelerle teminat altına alınmış olup, kararların gereklerinin değiştirilmeksizin ve geciktirilmeksizin uygulanması hukuk devletinin temel unsurlarındandır.
Mahkeme kararlarının uygulanmasında; gerekçesinin ve idari işlemin niteliğinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Bir düzenleyici işlemin yargı yerince yürütmesinin durdurulması veya iptal edilmesi, düzenlemeyi tesis edildiği tarihten itibaren hukuk aleminden kaldırsa da, bu hukuki durumun; o düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen ve süresinde dava konusu edilmeyen veya dava konusu edilerek haklarında ret kararı verilen bireysel işlemleri, hukuk aleminden kendiliğinden kaldırmayacağı, İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Söz konusu ilkeyi Gözübüyük "... Düzenleyici bir işlem iptal edilmiş ise iptal edilen düzenleyici işleme dayanılarak, iptalden önce yapılmış olan bireysel işlemler bundan etkilenmezler. Bunların da iptali isteniyorsa süresi içerisinde iptalleri için dava açılması gerekir..." (Gözübüyük, Ş., Yönetsel Yargı, 7. Baskı, S Yayınları, Sevinç Matbaası, Ankara 1990, s.224); Özeren ve Bayhan da "...İptal kararından önce o yönetmeliğe dayanılarak tesis edilip bireysel hukuki durumlara dönüşmüş bulunan işlemler varlıklarını korurlar. Bunları yok saymak hukuken olanaksızdır..." (Özeren. A., Bayhan T., İdari Yargı Kararlarının Uygulanması, Kasım 1992, s.49) şeklinde ifade etmişlerdir.
Yürütmenin durdurulması veya iptal kararı sonrasında o düzenleyici işlem uyarınca tesis edilen bireysel işlemlerin kendiliğinden hukuk aleminden kalkmayacağı tespit edilmekle birlikte bireysel işleme karşı dava açılmış ise söz konusu kararların bu davalarda dikkate alınacağı da tabiidir.
İdari işlemlerin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davalarda, yürütmenin durdurulması yolunda verilen tedbir niteliğindeki kararlar, tıpkı esasa ilişkin olarak verilen iptal kararları gibi, dava konusu idari işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyan, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğmasını engelleyen, Anayasa ve 2577 sayılı Kanun gereğince, idarece, icaplarının gecikmeksizin yerine getirilmesi gereken yargısal karar niteliğindedirler.
Somut uyuşmazlıkta, ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişlerde, 'öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması' şartı varken 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile söz konusu taban puan şartının kaldırıldığı, anılan Yönetmelik değişikliğine karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/02/2015 tarih ve E:2014/10087 sayılı kararı ile bu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat uyarınca, davalı idarenin anılan yürütmenin durdurulması kararını gerekçelerini de dikkate alarak uygulamak zorunda olduğu açıktır. Bu kararın gereği olarak idare, hem yürütmesi durdurulan düzenleyici işlem uyarınca işlem tesis etmemek (taban puan uygulaması olmaksızın nakil ve geçişler yapmamak) hem de taban puan uygulaması hakkında yeniden düzenleme yapmak, madde metnini bu doğrultuda düzenlemekle yükümlüdür.
Nitekim davalı idarece, 22/04/2015 tarihli dava konusu işlem ile taban puan uygulamasını kaldıran düzenleme hakkındaki dava sonuçlanıncaya kadar; öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması koşuluna yer verilerek nakil ve geçişlerin yapılması öngörülmüş ve devam eden süreçte, yönetmelik maddesinde düzenleme yapılarak, sınıf seviyesindeki taban puan uygulamasına, 01/09/2018 tarih ve 30522 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile esas Yönetmeliğin 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde;
"Merkezi sınavla öğrenci alan okulların açık kontenjanlarına, öğrencinin merkezi sınav puanının naklen gitmek istediği okuldaki aynı sınıf seviyesinde yerleştirme sonucunda oluşan en düşük puanlı öğrencinin puanından az olmaması kaydıyla puan üstünlüğüne göre yapılır."
kuralı ile yer verilmiş ve anılan düzenlemeye karşı açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/05/2019 tarih ve E:2018/6867 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiş; davacının bu karara karşı itiraz istemi de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1038 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından taban puan uygulamasının kaldırılmasına ilişkin Yönetmelik değişikliğinin yürütmesinin durdurulması üzerine, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi uyarınca, hiçbir nakil ve geçiş işlemini yapmaması söz konusu olamayacağından nakil ve geçişlerin sağlanması amacıyla sınıf seviyesinde taban puan uygulamasını öngören dava konusu işlemin tesis edildiği, nitekim bu uygulamaya, yukarıda metnine yer verilen 2018 yılı değişikliği ile Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde de yer verildiği ve bu düzenlemenin de hem Dairesince hem Kurulumuzca hukuka uygun bulunduğu, bu haliyle yürütmenin durdurulması kararını gecikmeksizin uygulamakla yükümlü olan idare tarafından kararın gereği yerine getirilerek taban puan uygulaması olmadan nakil ve geçişlerin yapılmadığı, yargı yerlerince hukuka uygun bulunan sınıf seviyesindeki taban puan uygulaması dikkate alınarak işlemlerin gerçekleştirildiği görülmektedir.
Bu durumda, yargı kararlarının gerekliliklerinin yerine getirilmesini sağlayarak kişiler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle, bu yolla kişilerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlü olan davalı idare tarafından, yargı kararının gerekçesi dikkate alınarak dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Bakanlık işleminin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/09/2020 tarih ve E:2016/8079, K:2020/3735 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 17/01/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri hukuk güvenliğidir. Kişilerin, devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını korkusuzca geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kişilerin, hukuk düzeninin korunması altındaki haklarını elde etmeleri için gereken her türlü önlemin alınmasını zorunlu kılar.
Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda, hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de "mahkemeye erişim hakkı"dır.
Mahkeme kararlarının uygunlanması, yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olup, kararın uygulanmaması hâlinde yargılamanın bir anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması "mahkemeye erişim hakkı" kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması gerekir. Hukuk sisteminde, mahkeme kararlarını, davanın haklı olan tarafının aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerin bulunması veya mahkeme kararlarının uygulanmasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde, "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirir. Bu itibarla, mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması, hukuk devletinin gereklerinden biridir.
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeler uyarınca, idari yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda idarenin herhangi bir takdir yetkisinin olmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma yetkisinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin, bağlı yetki niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
İdari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı iptal davasında; davacının ihlale uğrayan menfaatinin korunması yanında, kamu yararının korunması da söz konusu olup; bu durum, iptal davasının objektif niteliğinin bir sonucudur.
Hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında verilen iptal ve yürütmenin durdurulması kararları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan ve dava sonuçlanıncaya kadarki süreçte doğabilecek zararların önüne geçmek amacıyla davacıya sağlanan hukuki himayeyi içeren ihtiyati tedbir niteliğinde olmayıp, varlıklarını hukuka uygunluk karinesinden yararlanmak suretiyle sürdüren idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır.
Anılan kararların bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmakta olup, iptal edilmiş veya yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir.
Bu durumda, somut olayda, Anayasa ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca, yargı kararının uygulanmasından bahsedebilmek için, davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2014/10087 sayılı kararı uyarınca iptal edilen idari işlemden önceki hukuki durumun sağlanması gerekirken, aksi yönde, yargı kararının uygulanmasından kaçınılarak, söz konusu kararın yalnızca ileriye dönük olarak uygulanmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Diğer yandan, Yönetmelik hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrasında yargı kararına uygun olarak yine ve yalnızca Yönetmelik değişikliği yapılması gerekmekte iken, davalı idare tarafından, tesis edilme usul ve esasları Yönetmelikten farklı kurallara tâbi olan genel yazı niteliğindeki Bakanlık işlemi ile ortaöğretim kurumlarındaki nakil ve geçişlerde yeni kurallar getirildiği görüldüğünden, işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunamamaktadır.
Açıklanan gerekçelerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu Bakanlık işleminin iptaline ilişkin Daire kararının bu gerekçeler de eklenmek suretiyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Dava konusu uyuşmazlıkta, 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan değişiklik ile ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişlerin, öğrencinin okula yerleştirmeye esas puanı dikkate alınarak açık kontenjan bulunması hâlinde puan üstünlüğüne göre yapılacağına ilişkin getirilen düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2014/10087 sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının davalı idarece uygulanması gerektiği açıktır.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi bakımından, bireysel işlemler ile düzenleyici işlemler bakımından farklılıklar bulunduğu hususu yargı içtihatlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda; düzenleyici işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yargı kararından önce anılan düzenleyici işlemlere dayalı olarak tesis edilen işlemler bakımından, hukuken korunabilir bir kısım kazanımların bulunabileceği kabul edilmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, özü itibarıyla; nakil ve geçişlerde yerleştirmeye esas taban puan uygulamasının sürdürülmesi gerektiğine ilişkin yargı kararı uyarınca, anılan kararın tebliğinden itibaren tesis edilecek bireysel işlemlerde yargı kararına uygun şekilde taban puan uygulamasının sürdürülmesi gerektiğinde kuşku yoktur.
Ancak, kararın tebliğinden önce tesis edilen bireysel işlemler (nakil ve geçişler) açısından bakıldığında; uygulama döneminde 108.618 öğrencinin taban puandan daha düşük okullara yerleştirildiği, belirtilen geçişlerde 10. ve 11. sınıfta bulunan öğrencilerin büyük çoğunluğunun mezun olduğu görülmektedir.
Bu itibarla, nakil ve geçişlerin yapıldığı tarihte henüz hukuka aykırılığı belirlenmemiş olan Yönetmelik hükmüne dayalı olarak yapılan nakil ve geçişlerin doğrudan doğruya iptal edilmesi gerektiği söylenemeyeceği gibi, uygulama ile statü elde etmiş ve devam ettiği öğrenimini tamamlamış öğrencilerin bu kazanımlarının korunması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin, daha önce geçiş yapmış öğrencilerin elde ettiği hakların korunmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; düzenleyici işlemle ilgili yürütmenin durdurulmasına karar verilen davanın sonuçlanmasına kadar eski uygulamanın devam ettirilmesine yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, bu itibarla, dava konusu Bakanlık işleminin iptaline ilişkin Daire kararına yapılan temyiz isteminin bu gerekçe ile reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.





Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi