
Esas No: 2021/956
Karar No: 2021/3499
Karar Tarihi: 30.12.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/956 Esas 2021/3499 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/956
Karar No : 2021/3499
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ...Birliği
VEKİLİ : Av. ...
3- ...Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Avukat olan davacı hakkında "meslekten çıkarma cezası" verilmesine ilişkin Ankara Barosu Disiplin Kurulunun ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ve bu kararların onaylanmasına ilişkin Adalet Bakanlığının ...tarih ve ...sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Davacı hakkında, güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, söz konusu fiilin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 136. maddesine göre meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektirdiği, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması yönünden herhangi bir usuli eksiklik bulunmadığı da gözetildiğinde, tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Davacının suçunun, 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olduğu kuşkusuz olmakla birlikte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereği ve davacı hakkında kesinleşen yargı kararlarında hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmiş olması karşısında, davacının infazı tamamlayıp tamamlamadığı yolunda bir inceleme yapılması gerektiği; davacının durumunun 53. madde kapsamında değerlendirilerek infazı tamamlanmış ise, yasaklamış bulunan bir haktan söz edilemeyeceği ve bu nedenle 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği; ayrıca davacının eylemi ile verilen ceza arasında adil bir denge kurulması gerektiği, bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlemler hukuka aykırı bulunarak iptallerine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/12/2019 tarih ve E:2018/1016, K:2019/11345 sayılı kararıyla;
1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında mahkumiyeti bulunan ve hakkında verilmiş bir yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı da bulunmayan davacının, meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
.... Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2020 tarihli ek kararı ile, davacının yasaklanmış haklarının iadesine karar verildiğinden, bu husus değerlendirilmek suretiyle davalı idarelerce yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte, davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunduğu, bu durumun, Avukatlık Kanunu'nun 136. maddesine göre meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, yasaklanmış haklarının iadesine karar verildiğinden levhaya tekrar yazıldığı, bu hususun dikkate alınması gerektiği belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Avukat olan davacı hakkında, müvekkili lehine hükmedilen alacağın tahsili için başlattığı icra takibi sonucunda, 06/02/2006 tarihli reddiyat makbuzu ile alacağa mahsuben 33.322,50-TL tahsil ettiği halde, bu parayı müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu iddiasıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan fiil nedeniyle ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...esasına kayıtlı dosyada açılan kamu davasında, davacı hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan 10 ay hapis ve 1.000,00-TL adli para cezasına hükmedilmiş, verilen hürriyeti bağlayıcı ceza 6.000,00-TL para cezasına çevrilmiş, anılan karar Yargıtay .... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile hapis cezası yönünden onanmış, adli para cezası yönünden düzeltilerek onanmış ve karar kesinleşmiştir. Davacının "Olağanüstü Kanun Yolu İtiraz" istemi ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve ...sayılı yazısı ile reddedilmiştir.
Davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda ise, Ankara Barosu Disiplin Kurulunun ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile, davacının, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini ihlal ettiği anlaşıldığından, Kanun'un 134., 135. ve 136. maddeleri uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 13/06/2015 tarih ve E:2015/289, K:2015/480 sayılı kararı ile, Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biriyle hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa bile avukatlığa kabul edilemeyeceğine ilişkin hüküm gereği, Baro Disiplin Kurulunca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olduğundan itiraz reddedilmiş, karar Adalet Bakanlığının 30/06/2015 tarih ve 3255 sayılı işlemi ile onaylanmıştır.
Bunun üzerine anılan işlemlerin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmış, bu dava devam ederken, .... Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2020 tarihli ek kararı ile, Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca, davacının yasaklanmış haklarının geri verilmesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur:
a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,
b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak,
c) Avukatlık mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak." düzenlemesine yer verilmiş;
72. maddesinde; avukatlığa kabul için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması, levhadan silinmeyi gerektiren haller arasında sayılmış;
73. maddesinde; "72'nci maddeye göre levhadan silinmeyi gerektiren hallerin sona erdiğini ispat eden avukat, levhaya yeniden yazılmak hakkını kazanır." düzenlemesine,
74. maddesinde; "Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5'inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal edilir ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir." düzenlemesine,
135. maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde; "Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir." düzenlemesine,
136. maddesinde ise; "Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymıyanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; Aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz."; 3. fıkrasında, "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." hükümlerine yer verilmiştir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin birinci fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin, tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılacağı ve iptal kararının; iptali istenen işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumu sağlayacağı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte, davacı hakkında, güveni kötüye kullanma suçundan kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti bulunmaktadır. Bu nedenle, Avukatlık Kanunu'nun 136. maddesinde yer alan, 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı yolundaki emredici hüküm uyarınca dava konusu işlemler tesis edilmiştir.
Bu durumda, davacının, Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinde sayılan güveni kötüye kullanma suçundan aldığı ceza mahkumiyetinin, aynı Kanun'un 136. maddesine göre meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektirmesi karşısında, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimlerinin, tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılması gerektiğinden, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihten sonra verilen ve işlem tarihi itibarıyla mahkumiyet hükmünü ortadan kaldıran bir niteliği bulunmayan "yasaklanmış hakların iadesi" kararının, hükme esas alınması mümkün değildir. Nitekim, davacının anılan karara dayalı olarak idareye yaptığı başvuru geleceğe etkili olarak kabul edilmiş ve davacı yeniden levhaya yazılarak avukatlık mesleğini icra etmeye başlamıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin temyize konu ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2021 tarihinde kesin olarak, oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.