21. Hukuk Dairesi 2016/18222 E. , 2018/1838 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan...Ltd Şti vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz kapsamı ve nedenlerine göre davalı... Ltd. Şti vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, sigortalının 16/07/2012 tarihli iş kazası sonucu vefatı nedeniyle davacı anne, baba ve kardeşin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine, Manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile davacı anne ve baba lehine ayrı ayrı 10.000 TL’şer, davacı kardeş lehine ise 2.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
İş kazası nedeniyle işçinin ölümü halinde ana ve baba yararına maddi tazminata karar verilebilmesi için ana ve babaya ... Kurumu tarafından kısa vadeli sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerekmektedir. Kendilerine gelir bağlanan ana ve babanın destekten yararlandığı varsayılmaktadır. Bu nedenle mükerrer ödemeyi önlemek için tespit edilen tazminat miktarından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri düşülmelidir.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümü durumunda anne ve babaya ölüm geliri bağlanması koşullarının belirlenmesi ile ilgili yasal düzenlemelere baktığımızda; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun hak sahiplerine gelir bağlanılması ile ilgili 20/1. maddesinde, İş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, 17 nci madde gereğince tespit edilecek aylık kazancının % 70"i, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34 üncü madde hükümlerine göre gelir olarak bağlanacağı, 34/d maddesinde ise hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25"i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25"i, oranında aylık bağlanacağı kabul edilmiştir.
Söz konusu değişiklikle, ana ve babaya gelir bağlanabilmesi için birinci olarak hak sahibi eş ve çocuklara bağlanan gelirlerden artan hisse bulunması, ikinci olarak ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerden asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması koşulu ile toplam % 25 oranında gelir bağlanacağı kabul edilmiştir. Ayrıca ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunmasa bile ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerden asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması koşulu ile toplam % 25 oranında gelir bağlanacağı benimsenmiştir.
Somut olayda, zararlandırıcı olayın tahkikat sonucunda ... Kurumunca iş kazası olarak kabul edildiği, ancak kurumun 04/12/2013 tarihli yazılarına göre davacı Babanın kurumdan yaşılık aylığı alması, davacı annenin de babayla beraer yaşaması ve asgari ücretin üzerinde gelir sahibi olması nedeniyle iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı babanın kurumdan aylık almaması nedeniyle iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmamış olması nedeniyle maddi tazminat isteminin reddi yerinde ise de; davacı anne için davacı vekilinin 06/05/2016 tarihli celsedeki ölüm aylığına ilişkin dava açmayacaklarına dair beyanı, davacı tarafın iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması istemli kuruma karşı dava açmayacakları şekilde yorumlayarak, davacı annenin maddi tazminat istemi hakkında red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece yapılacak iş davacı anneye, oğlu ...’ın iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle, kendisine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması istemli kuruma karşı dava açması için önel verilmesi, önel üzerine açılacak davanın sonucunu bekleyerek gelir bağlanması halinde maddi tazminat hesabı yaptırarak bağlanacak gelirin rücuya kabil kısmını tazminat alacağından tenzil ederek, maddi tazminata hükmedilmesi, davacı tarafından verilen önel üzerine dava açılmaması yahut açılan davanın reddi halinde ise şimdiki gibi red kararı verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- Bilindiği üzere gerek mülga 818 sayılı B.K."nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne ve baba lehine takdir edilen 100.000 TL’şer manevi tazminat ile Davacı kardeş lehine takdir edilen 2.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu açıktır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ... Ltd Şti"ye yükletilmesine, 27/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.