21. Hukuk Dairesi 2016/18411 E. , 2018/1855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 22.10.2007- 21.06.2011 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 22.10.2007- 21.06.2011 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ihtilaflı dönemde ve davalı işyerinde sigortalı bildiriminin olmadığı, davalı işveren adına ... sicil numaralı işyeri kaydı bulunup dönem bordrolarının gönderildiği, işyerinin 01.10.1997- 10.10.2015 tarihleri arasında yasa kapsamında olduğu, davalı işverenin 02.08.2007- 10.11.2011 tarihleri arasında vergi mükellefiyeti bulunduğu, davalı işverene ait imalathane adresinde emniyetçe komşu işyeri araştırması yapıldığı, davacı, davalı ve bordro tanıkları ile komşu işyeri tanığının dinlendiği, bordro tanıklarının davalı işverene ait mobilya imalat bölümünde çalıştıklarını, davacının ise davalıya ait ayrı bir işyeri olan mobilya satış mağazasında çalıştığını beyan ettikleri, tanık beyanlarının işe başlama ve işten ayrılma sürelerinin tespitine ilişkin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, dinlenen bordro tanıkları davacının davalıya ait mobilya satış işyerinde çalıştığını beyan ettiklerinden davalı işveren adına ihtilaflı dönemde faal olan başka işyeri kaydı olup olmadığını davalı kurumdan sormak, var ise işyeri tescil bilgileri ile dönem bordrolarını istemek, dinlenen bordro tanıklarının hizmet cetvelleri istenerek beyanları ile hizmetlerini karşılaştırmak, davalı işverene ait mobilya satış mağazasının var ise dönem bordro tanıklarını dinlemek, gerektiğinde ... ve zabıta marifetiyle adresi tespit edilen davalıya ait mobilya satış mağazası işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri ile işyerinde nakliye işini kimin yaptığını taraflara sormak suretiyle tespit edilen nakliye işinde çalışan kişilerin çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ..."a iadesine, 27.02.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.