16. Hukuk Dairesi 2016/6466 E. , 2019/979 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli bulunmadığı belirtilerek; öncelikle davacı tarafın dayandığı 1936 tarih, 1142 tahrir sayılı vergi kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanması, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik haritanın Kadastro Müdürlüğünden getirtilmesi, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanak kayıtların, davalı iseler dava dosyalarının getirtilmesi, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde HUMK"nın 45. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca, dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği üzerinde durulması, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, öncelikle mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenmesi, her iki haritanın çakıştırılarak yerine uygulanması, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız belirlenmesi, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 20. maddesi hükmü uyarınca, davacının dayandığı 1936 tarih 1142 tahrir sayılı vergi kaydının yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların özellikle göz önünde tutulması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinin düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmesi, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanaklarının kayıtlarla denetlenmesi, bu yolla dava konusu taşınmazın, dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız saptanması, dava konusu taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında, yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, özellikle Hazine tapusunun oluştuğu günden önce taşınmazda sürdürülen zilyetlik hakkında bilgi alınması gerektiğinin düşünülmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve çekişmeli 160 ada 52 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece uyulan bozma ilamında, çekişmeli taşınmazın davalı Hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşan Hazine tapusunun kapsamında kaldığının yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, davacı tarafın dayandığı 1936 tarih, 1142 tahrir sayılı vergi kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözlerinin, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritanın, keşfi izlemeye ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu belirtilerek, Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14. ve 46/1. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin yöntemince araştırılması gereğine değinildiği halde, mahallinde keşif yapılmadan ve bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak, her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacının dayandığı 1936 tarih 1142 tahrir sayılı vergi kaydı, yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle göz önünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın, dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığı tereddüde mahal bırakmayacak şekilde saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle taşınmazda Hazine tapusunun oluştuğu günden önce sürdürülen zilyetlik hakkında bilgi alınması gerektiği düşünülmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık oluştuğu takdirde, tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.