20. Hukuk Dairesi 2016/8720 E. , 2018/4314 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil Orman Yönetimi ve davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... köyü ... ada 10 parsel sayılı 6135,66 m², 155 ada ... parsel sayılı 1155,17 m² ve 155 ada 17 parsel sayılı 7993,80 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... adına tesbit edilmiştir.
Davacı, 155 ada 10, 13 ve 17 nolu parsellerin davalının dedesi olan amcası ... ... ile birlikte babası ..."a ait olduğunu, taşınmazlarda kendisinin de hissesi bulunduğunu iddia ederek, dava konusu parsellerin kadastro tutanaklarının iptali ile hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır.
Mahkemece; davacı ..."ın davasının reddine, aslî müdahil Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulü ile 155 ada 10 ve 13 nolu parsellerin orman vasfı ile Hazine adına, 155 ada 17 nolu parselin tesbit gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/05/2013 tarih ve 2012/14389 - 2013/5694 E.K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin, 16/05/2013 tarih ve 2012/14389 - 2013/5694 E.K. sayılı kararında özetle; ”1) Mahkemece Orman Yönetimi davaya dahil edilmiş olup, Orman Yönetiminin gerçek kişi tarafından açılan davaya da 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesi gereğince usûlüne uygun şekilde müdahalesi bulunmadığından, çekişmeli ... ada 10 ve ... ada 13 parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmez.
2) Davacı, çekişmeli taşınmazların amcası ... ... ile birlikte babası Arif oğlu ..."a ait olduğu taşınmazların dedesi ...’ten kaldığı iddiasıyla miras hissesine dayanarak dava açmış olduğundan, mahkemece kök murisin veraset ilâmı getirtilerek taşınmazın kök muristen kalıp kalmadığı araştırılmalı, davalı ... yargılama sırasında 09.10.1961 tarihli hisse satış sözleşmesini dosyaya ibraz etmiş olduğundan, bu senette imzası bulunan muhtar, aza ve senet tanıkları ile tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenerek senedin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve çekişmeli taşınmazların ne zamandan beri davalı tarafından kullanıldığı, kullanımın kendi adına mı yoksa miras hissesine dayalı olup olmadığı araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. "" denilmiştir.
Yargılama sırasında Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan ve davacı ..."ın davasının reddine, aslı müdahil Orman Yönetiminin davasının kısmen kabul ve kısmen reddine, 155 ada 10 ve 13 nolu parsellerin kadastro tespitinin iptaliyle, bu parsellerin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 155 ada 17 nolu parselin tespit gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm asli müdahil Orman Yönetimi ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1- Davalı ..."ın dava konusu 155 ada 10 ve 13 nolu parsellere yönelik temyiz itirazları yönünden:
İncelenen dosya kapsamında, temyiz konusu taşınmazlara ilişkin öncesinde ... Kadastro Mahkemesinin 2008/48 E. - 2012/20 K. sayılı ilamı ile “155 ada 10 ve 13 nolu parsellerin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş” olduğu ve bu hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiş olduğu davalının temyizi bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... yönünden 155 ada 10 ve 13 nolu parsellerin orman olduğuna ilişkin kadastro mahkemesinin 2008/48 E. -2012/20 K sayılı ilamı kesinleşmiştir. Bu nedenle Davalı ..."ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asli müdahil Orman Yönetiminin dava konusu 155 ada 17 nolu parselle yönelik temyiz itirazları yönünden:
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Şöyle ki; Dairemizin 16/05/2013 tarih ve 2012/14389 - 2013/5694 E.K. sayılı bozmasından önce fen bilirkişisi ve orman bilirkişisinin birlikte hazırladıkları 12.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda 155 ada 17 parsel nolu 7.993,80 m2 yözölçümlü taşınmazın ise bir kısmının orman sayılan yer olduğunun bildirildiği, bozma sonrasında ise mahkemece yapılan 07.05.2015 tarihli keşifte orman bilirkişisinin bulunmadığı ancak 155 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
O halde; mahkemece, en eski tarihli ve 1985-1990"li yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip, halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir fen elemanı ve bir ziraat bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak , taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyedlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat
mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyedlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyedlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyedliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar yararına zilyedlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, taşınmazın köylünün ortak kullanımında bulunan köy hizmet mallarından olup olmadığı saptanmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği taktirde 3402 sayılı Kanunun 30/1. maddesi gereğince tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalı köy yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde gösterilen nedenler ile; davalı ..."ın dava konusu 155 ada 10 ve 13 nolu parsellere yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde gösterilen nedenler ile; asli müdahil Orman Yönetiminin dava konusu 155 ada 17 nolu parselle yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/06/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.