10. Hukuk Dairesi 2012/4504 E. , 2013/4680 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin ve davalı vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile, yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
a-Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleridir.
Somut olayda; 506 sayılı Yasanın 26.madde koşullarının gerçekleşmiş olduğu sübuta ermiş ise de, 9 ve 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp incelenmemiştir. Davanın, her iki madde hükmüne dayanılarak açılması halinde, Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre, 10.maddenin uygulama önceliği bulunmaktadır.
506 sayılı Yasanın 10. maddesinde, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır.
Ancak, yukarıki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa, bu gelirlerin 22 nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermaye değerleri tutarı, 26 ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” hükmü öngörülmüştür.
Anılan maddeye göre, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında, işverenin hiç kusuru olmasa bile; şayet, sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca, yapılan sosyal sigorta yardımlarından, 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.
Mahkemece; Hukuk Genel Kurulu’nun 19.03.2008 tarih 2008/10-254 E, 266 K sayılı kararlarında da açıklanan bu yön öncelikle araştırılarak, koşulların oluştuğunun anlaşılması halinde, tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 51-52. maddeleri ) uyarınca sigortalının kusurunun %50"sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, davalının sorumlu olduğu miktar belirlendikten sonra, rücu alacağına hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
b-)Sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumu, bir başka deyişle, meslekte kazanma gücünü ne oranda yitirdiği, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nün getirdiği esaslara göre saptanır. Söz konusu saptama, öncelikle, Kurum sağlık tesisleri ve sağlık kurullarınca verilecek raporlarla yapılır. Kurum, başka sağlık kuruluşlarınca verilen raporları kabul etmek zorunda değildir. İtiraz veya raporlar arası çelişki durumunda, 506 sayılı Kanun’un 109’uncu maddesinde belirtilen prosedüre uyularak, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan, itiraz halinde ise, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmaktadır (5510 sayılı Kanun’un 95’inci maddesi). Ancak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan verilecek rapor ile, Adlî Tıp Kurumu’ndan alınacak rapor arasında çelişki mevcut olması halinde, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan rapor alınarak çelişki giderilmektedir.Bu esaslar dahilinde, kazalının, sürekli iş göremezlik oranı, davalının itirazı gözetilerek belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin ve davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.