Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2014/1109
Karar No: 2016/589

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1109 Esas 2016/589 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2014/1109 E.  ,  2016/589 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “yaş düzeltilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 06.02.2013 gün ve 2012/979 E., 2013/112 K. sayılı kararın incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 30/05/2013 gün ve 2013/7265 E.-2013/9350 K. sayılı ilamı ile;
    (…Davacı vekili, davacının nüfus kütüğünde yazılı 06.03.1961 olan doğum tarihinin 06.03.1958 olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 25 yaşından sonra tıbben yaş tespiti mümkün değildir. Mahkemece tıbben yaş tespiti için sağlık kurulu raporu alınmamış, nüfus kayıt örneği, adli sicil kaydı, ilçe emniyet müdürlüğünün davacının aranmadığı ve yurt dışı çıkış yasağı bulunmadığına dair yazısı, taraf ve tanık beyanlarına göre dava kabul edilmiş ise de, kayden 25 yaşın üzerinde olan davacının yaşının düzeltilmesi için bu bilgi ve belgeler yeterli sayılamaz. İlgilinin doğum tarihi ile tanıkların dinlendiği tarih arasında uzunca bir zaman geçtiğinden beyanlarında yanılgı olasılığı da bulunmaktadır. O halde, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kamu düzeni ile ilgili olan resmi kaydın mücerret iddia esas alınarak değiştirilmesi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir...)
    gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, 1961 olan doğum tarihinin 1958 olarak düzeltilmesi istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, müvekkilinin gerçek doğum tarihinin 06.03.1958 olmasına karşın, nüfusa tescili sırasında 06.03.1961 olarak yazıldığını beyanla, doğum tarihinin 06.03.1958 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı temsilcisi, davacı tarafın doğum tarihinin yanlış yazıldığını ispatlaması gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece, davacının kayden tashihe engel bir durumunun bulunmadığı, dosyadaki mevcut deliller gözönüne alındığında davacının iddiasının doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davalı temsilcisinin temyizi üzerine hüküm; Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
    Yerel Mahkemece, tanık beyanlarının takdiri delil olduğu, bu nedenle hakim tarafından serbestçe değerlendirilmesi gerektiği, hakimin tanığın doğru söylemediğini, olayları karıştırdığını düşünmesi veya başka delil ve belirtilerle durumu saptaması halinde, tanık anlatımlarının tersi yönünde karar verebileceği, somut olayda tanık beyanlarının yer ve zamana göre dava konusu olayla fiili irtibat kurularak alındığı, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin dosyada herhangi bir maddi delil, resmi kayıt veya somut bulgunun bulunmadığı, sadece aradan uzun bir sürenin geçmesi nedeniyle tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği görüşünün subjektif olduğu ve ihtimal içerdiği, aradan geçen uzun zaman dilimine karşın tanığın olayı doğru hatırlama ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme kararını davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ilgilinin doğum tarihi ile tanıkların dinlendiği tarih arasındaki zaman aralığı dikkate alındığında, tanık beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağı, varılacak sonuca göre de, nüfus kaydının düzeltilmesi istemiyle açılan eldeki davada, davanın kabulü ile resmi kayıtların değiştirilmesine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
    Somut olay incelendiğinde; 25 yaşının üstünde olması nedeniyle tıbben yaş tespiti mümkün olmayan, dolayısıyla sağlık kurulu raporu alınamayan davacının gerçek doğum tarihinin tespiti amacıyla mahkemece tanık dinlenmesine karar verildiği, 06.02.2013 tarihli celsede “Tosun Beko ve Eşe"den olma, Pazarcık 1936 doğumlu…” Hasan Kebene’nin dinlenildiği, davacının doğduğunu iddia ettiği 1958 yılı itibariyle 22 yaşında olan Hasan’nın “…davacı benim komşum olur, ben askerden izne gelmiştim. Davacı bahar mevsiminde, 1958 yılı mart ayının içinde doğmuştur. Bunu çok iyi hatırlıyorum. Nüfus kaydındaki doğum tarihi yanlıştır…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Tanığın mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde, davacının doğum tarihinin 1958 yılı mart ayı olduğunu bilme nedenini aynı tarihte askerden izne gelmesi nedeniyle hatırladığını belirtmesi karşısında, tanığın bu beyanının doğruluğunun ispatlanması ve davacının iddiasının kanıtlanması amacıyla tanık Hasan’ın 1958 yılı mart ayı içerisinde askerden izin alarak gelip gelmediğinin tespiti gerekmektedir.
    Yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, davacının doğum tarihinin 1961 yılı olduğunu belirten ve muhtar tarafından iki tanığın huzurunda düzenlenerek verilen doğum kaydının bulunduğu, bu belgeyi ortadan kaldırır mahiyette bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, tanık beyanlarının başka belgelerle de denetlenmesinin gerektiği, kaldı ki davacı kadının yaşının düzeltilmesine yönelik olarak dosyaya yansıyan bir menfaatinin de olmadığı, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    Hal böyle olunca; mahkemece tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan “Tosun Beko ve Eşe"den olma, Pazarcık 1936 doğumlu, 53482380092 T.C. Nolu…” Hasan Kebene’nin bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığı’na yazı yazılarak, ismi geçen tanığın 1958 yılında askerde bulunup bulunmadığı ve aynı yılın mart ayı içerisinde izin kullanıp kullanmadığının araştırılması ve gelen yazı cevabı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca tanığın duruşmadaki beyanı dikkate alınarak kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
    Buna göre, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır,
    S O N U Ç : Davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 11.05.2016 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi