Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/2283
Karar No: 2018/4407

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/2283 Esas 2018/4407 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2018/2283 E.  ,  2018/4407 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili; ırsen intikal, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 21.07.1994 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, ... Köyü Belen mevkiinde bulunan 12 dönüm yüzölçümündeki kadastro dışı taşınmazın müvekkilleri adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
    ..., ...(Öz), ...; davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi istemiyle katılma dilekçesi vermişlerdir. Dava sırasında 2002 yılında imar uygulaması yapılarak davaya konu tescil dışı yerler hakkında 13.09.2002 tarihinde imar tapuları oluşmuştur. Mahkemece; davaya konu edilen 247 ada ...ada 4, 276 ada 5 ve 6, 287 ada 8, 9, 10, 11 ve 12, 341 ada 1, 350 ada 1 ve 2 sayılı imar parsellerinin tapu malikleri davaya dahil edildikten sonra, dava edilen yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20.02.2008 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile işaretlenen 21.995 m² yüzölçümlü taşınmaz üzerinde davacı gerçek kişilerin zilyetlik ve mülkiyet haklarının tesbitine karar verilmiş, hükmün Hazine, ..., ..., ..., .., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... tarafından temyizi üzerine Dairenin 17.12.2009 gün ve 2009/18780 E. - 2009/18958 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
    Bozma kararında özetle: “Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla dava dilekçesinde sınırları bildirilen ve bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 21995 m² yüzölçümündeki bölümün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de 25.01.2008 tarihli keşifte çekilen fotoğrafları incelendiğinde, 25.05.2001 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi raporunda bildirilen bitki örtüsü ve toprak yapısına rastlanmadığı gibi, fotoğrafta yer alan taşınmazın üzerinde tarım yapıldığına ilişkin hiçbir belirtinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde yer yer gecekondu niteliğinde olduğu anlaşılan binaların bulunduğu, bu tür
    bina, yapmanın imar ihya sayılamayacağı bir yana Kadastro Müdürlüğünce gönderilen ve bir örneği dava dosyasında yer alan kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, bu yerde 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı belirtmesi yapılarak tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, HGK’nın 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1963 yılında 5602 sayılı Kadastro Kanunu yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tespit dışı bırakıldığının tartışmasız olduğu, 1992-1993 yıllarında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığının yapılan uygulama ile belirlendiği, arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu bulunduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıkların taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacılar tarafından 30 - 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği, mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanmasının gerektiği, davacı tarafın, taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamadığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, "Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılacağı" zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabınında mümkün olmadığı, yine, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 - 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinin kabul edildiği, bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 05/11/2003 gün ve 4999 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi gereğince "herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman" olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabileceği, mülkiyet hakkına dayanarak Hazine tarafından imar uygulaması sonucu adlarına tapu kaydı oluşturulan kişiler aleyhine tapu iptali davası açılabileceği göz önünde bulundurularak yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu” belirtilmiştir.
    Davacılar vekili 07.02.2012 havale tarihli dilekçe ile fen bilirkişi... tarafından düzenlenen 03.11.2011 tarihli raporda kırmızı çizgilerle belirtilen sınırlar dışında kalan kurumlar ve kişiler adlarına kayıtlı parsellere ilişkin davalarından feragat ettiklerini, feragat edilen parsellerin 247 ada 6 ve 7, 248 ada 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13, 266 ada 1, 2, 4, 6 ve 15, 267 ada 6 ve 7, 268 ada 1, 6 ve 7 sayılı parseller olduğunu belirtmiştir.
    Mahkemece; davacı taraf fen bilirkişi... tarafından hazırlanan 03/11/2011 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan yerler hakkındaki davasından vazgeçtiğinden ve böylece vazgeçilen kısımla ilgili uyuşmazlık sona erdiğinden davacı tarafın vazgeçtiği kısımla ilgili uyuşmazlık hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, (davacı tarafın vazgeçtiği kısımlar ... beldesi 247 ada 6 ve 7, 248 ada ... ada 1, 2, 4, 6 ve 15, 268 ada 1, 6 ve 7, 267 ada 6 ve 7 sayılı parseller ile krokide sarı ve mavi renkli çizgilerle gösterilen kısım arasında kalan yerlerdir), davacı tarafın vazgeçtiği ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan yerler üzerindeki tedbirin bugün itibariyle
    kaldırılmasına, aynı krokide (A) harfi ile ve sarı renkle gösterilen kısımlar yönünden önceki hükümde direnilmesine ve krokide (A) harfi ve sarı renkle gösterilen kısımlar içinde kalan bölümdeki Hazine adına kayıtlı taşınmazların tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, (Tapu kaydı Hazine adına olup davacılar adına tesciline karar verilen parseller; 247 ada 3, 4 ve 5 sayılı parsellerin bilirkişi ..."ın raporunda belirtilen kısımları, 248 ada 4 ve 14 sayılı parsellerin yine aynı raporda belirtilen kısımları, 248 ada 1, 2, 3, 15 ve16 sayılı parsellerin tamamı 267 ada 1, 2, 3, 4, 9, 10, 11 ve 12 sayılı parsellerin tamamıdır) Hazine adına kayıtlı olan parseller dışında kalan yerler üzerinde davacıların zilyetlik ve mülkiyet hakları olduğunun tespitine, (hükmün infazı sırasında dava edilen kısımların ne kadarlık bölümlerinin hangi parsel içinde kaldığına ilişkin olarak kadastro teknisyeni ... tarafından hazırlanan 20/02/2008 tarihli raporun esas alınmasına) karar verilmiş, hüküm davalılardan ... ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 gün 2013/20-2355 E.-.2015/2533.K. sayılı ilamıyla yerel mahkemece özel dairenin bozması üzerine keşif yapıldıktan sonra direnme kararı verildiği, anılan kararın yeni inceleme ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dava dosyası Daireye gönderilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescil ve TMK’nın 713. maddesi gereğince tescil isteğine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1968 yılında seri bazda yapılıp 23.09.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 09.07.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde genel arazi kadastrosu işlemi 1963 yılında yapılmış ve sonuçları 01.11.1965 ila 02.12.1965 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
    Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğu gibi yapılan inceleme, araştırma ve uygulamada hükme yeterli değildir. Hükmün kapsamı 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. HMK’nın 297/2 maddesinde ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. Ancak, mahkemece anılan yasal düzenleme gözardı edilerek infazda duraksama yaratacak şekilde fen bilirkişi raporuna gönderme yapılmak suretiyle hüküm kurulmuş olup, tespit hükmü kurulan taşınmazlar ile feragat edilen taşınmazların ada ve parsel numarası ile yüzölçümleri hükümde yazılmamıştır. Ayrıca, davacılar vekili 07.02.2012 havale tarihli dilekçe ile bir kısım parsellere ilişkin davadan feragat ettiği, vekaletnamesinde de davadan feragat yetkisi bulunduğu halde, feragat edilen taşınmazlara ilişkin açılan davanın feragat yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece “vazgeçilen kısımla ilgili uyuşmazlık sona erdiğinden davacı tarafın vazgeçtiği kısımla ilgili uyuşmazlık hakkında HERHANGİ BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA” yönünde hüküm kurulmuştur. Bu haliyle hüküm infaza elverişli olmadığı gibi HMK’nın 297. maddesine de uygun değildir.
    Diğer taraftan, davaya konu taşınmazlardan 267 ada 5, 6, 7 ve 8, 268 ada 2 ve 6, 274 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar 12.09.2002 tarihinde imar uygulaması sebebiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiş ise de daha sonra ... tarafından Hazine aleyhine açılan dava üzerine ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/221 E. - 2007/185 K. sayılı kararıyla ada 1 ve 7 sayılı parsellerin ... adına, diğer taşınmazların ... ve Hazine adlarına tapuya tescillerine karar verildiği, kesinleşmekle tapuda ... ve Hazine adlarına paylı mülkiyet üzere tescil edildikleri halde, mahkemece ... davaya dahil edilmeden yokluğunda yargılama yapılarak 267 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların zilyet olduklarının tespitine yönünde hüküm kurulmuştur.
    Yine, davacılardan ... dava sırasında ölmüş olup dava mirasçılarına ihbar edilmemiştir.
    Öte yandan, çekişmeli taşınmazların üzerinde halen kızılçam ağaçları bulunduğu halde, Orman Yönetimi davaya dahil edilmemiştir. Ayrıca, 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile Antalya Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu nedenle, büyükşehir sınırları içinde yer alan ... Beldesinin tüzel kişiliği sona ermiş olup, 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca, yerine, bağlı bulunduğu ... İlçe Belediye Başkanlığı geçmiştir. Bu durumda; 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... Beldesinin bağlı bulunduğu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır.
    Bilindiği üzere, taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın resen gözetilmelidir.
    Bunlardan ayrı; davaya konu olan taşınmazların bir kesiminin tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/598 Esas sayılı dosyasında davalı olduğuna dair şerh konulduğu halde, anılan dava dosyası getirtilip incelenmemiş, dava edilen taşınmazların aynına ilişkin dava olup olmadığı belirlenmeden, esas hakkında hüküm kurulmuştur.
    Yine, davacılar tarafından çekişmeli taşınmazların bulunduğu alanda yapılan imar uygulamasının iptali istemiyle dava açıldığı, Antalya 1. İdare Mahkemesinin 2004/819 E. - 2005/1276 K. sayılı kararıyla imar uygulamasının iptaline karar verildiği, temyiz üzerine Danıştay 6. Hukuk Dairesinin 2006/725 E. - 2008/2014 K. sayılı ilamıyla davacıların tapu maliki olmadıkları, dava açma ehliyetlerinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirterek bozulduğu halde, mahkemece anılan davanın sonucu da araştırılmamıştır.
    Bunlardan ayrı işin esasına gelince; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 18.11.2011 havale tarihli raporda; çekişmeli yerlerin 23.09.1969 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi dışında oldukları, 09.07.1992 tarihlerinde ilân edilerek kesinleşen orman tahdidinde de değişiklik bulunmadığı, 1960’lı yılların aktüel durumunu gösterir 1963 baskı tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda, 1980’li yılların başlarını gösterir 1983 tarihli memleket haritasında 248 ada 1 ve 2, 266 ada 15, 268 ada 1, 6 ve 7, 274 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların açık alanda, geriye kalan taşınmazların ise yeşile boyalı çalılık alanda görüldükleri, 1964 yılında düzenlenen amenajman planında çalılık alan,1983 yılında düzenlenen amenajman planında ormanlık alan içinde gözüktükleri, 1958 çekim tarihli hava fotoğrafında çalılık, 1972 çekim tarihli hava fotoğrafında kısmen ormansız alan, kısmen çalılık alan içinde gözüktükleri, dalgalı yapıda oldukları, klizimetre ile yapılan ölçüme göre batıya doğru %2-6 eğimli oldukları, üzerlerinde 14 tane 20, 40, 50 yaşlarında kızılçam ağaçları bulunduğu, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi uyarınca eğimleri %12’nin altında olduğundan orman sayılmayan yerlerden oldukları belirtilmiştir. Ancak anılan raporda eğim ölçer kullanılmak suretiyle taşınmazların halihazırdaki eğim durumu belirlenerek çekişmeli yerlerin 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış olup, sonradan teraslama vb müdahalelerle eğimin düşürülmesi ihtimali karşısında münhanili kadastro paftası, memleket haritası, halihazır harita ve topoğrafik haritalardan da yararlanılmak suretiyle çekişmeli yerlerin gerçek eğimleri tespit edilmemiştir.
    Kaldı ki, ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen 02.01.2012 havale tarihli raporda; dava edilen yerlerin engebeli bir arazi yapısına sahip olduğu, bazı kesimlerin %10-12, bazı yerlerin ise %2-3 eğimli bulunduğu, alan içerisindeki yol çalışmaları ve diğer tesviye işlemleri sonucu toprağın orijinal yapısının bozulduğu açıklanmıştır.
    6831 sayılı Kanunun 1/J maddesinde “funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte, maddenin karşı anlamından orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık, fundalıklarla örtülü yerlerin orman sayılacağı açıktır. Teraslama ve hafriyatla taşınmazın eğiminin düşürülmesi taşınmazın gerçek niteliğini değiştirmez. Bilimsel yönden eğimi % 12’nin üzerinde
    olan taşınmazların toprak muhafaza karakteri taşıdığı kabul edildiği gibi 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesinde % 12"den fazla eğimli olan maki ve fundalık yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve 26/j maddesinde bu tür yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu ve aynı maddenin ikinci fıkrasında bu yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastrosu sınırlarının dışında bırakılmış olmasının orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince de herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış orman olması nedeniyle her zaman orman sınırları içine alınabileceği hükme bağlanmıştır. Kaldı ki, yörede orman kadastrosu seri usulde yapılmış olup, o orman serisinin dışında kalan yerlerde orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukukî durumlarının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması, üzerlerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir.
    Diğer taraftan, davacılar ırsen intikal, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanak tescil davası açmış olup, yerel bilirkişi ve davacı tanıkları da dava edilen yerlerin davacıların murisi ... tarafından imar ihya edildiğini, ölümünden sonrada mirasçıları olan davacılar tarafından eklemeli olarak 50 yılı aşkın süreyle kullanıldığını ifade etmişler ise 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddeleri ile TMK’nın 713. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında dava edilen taşınmazların niteliğinin, imar ihya edildiklerinin ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadıklarının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme de yapılmamıştır.
    Bu sebeple, mahkemece öncelikle davaya konu edilen feragat edilmeyen taşınmazların son güncel tapu kayıtları tapu müdürlüğünden getirtilerek davada taraf olarak yer almayan tapu maliklerine, 267 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazların paylı maliklerinden ...’a, Orman Yönetimine, ... Belediye Başkanlığı ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, dava sırasında ölmüş olan davacılardan ...’ın mirasçılarına dava ihbar edilmeli, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/598 Esas sayılı dosyası getirtilip incelenmeli, eldeki dava ile aralarında fiili ve hukuki irtibat var ise her iki dava birleştirilmeli, imar uygulamasının iptaline ilişkin davanın sonucu araştırılmalı, yöreye ait en eski ve dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş ... hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları, münhanili kadastro paftası, halihazır harita, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine bulundukları yerlerden getirtilerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile iki yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı;tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile
    iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, çevresi, incelenmeli, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli yerlerin konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, ayrıca hava fotoğrafları stereoskop aleti ile inceletilip çekişmeli taşınmazların üzerinde neler gözüktüğünü belirtir şekilde rapor alınmalı, yine münhanili kadastro paftasından, memleket haritası, halihazır harita ve topoğrafik haritalardan da yararlanılarak (örneğin eş yükselti eğrili topoğrafik harita üzerinde münhanilerin sayıları, yani yükseklik farkları ile bu yükseklik farklarının teşkil ettiği açıların tanjantları esas alınarak) taşınmazların gerçek eğimleri belirlenmeli, varsa % 12 ve altında olan bölümleri ile % 12 üzerinde eğimli olan bölümleri ayrılmalı ve bu bölümlerin infaza elverişli bir biçimde krokisi düzenlettirilmeli, açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde bu kez fen, orman ve ziraat bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritası, 1/20000 ve 1/25000 ölçekli ... hava fotoğrafları, topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası 1/5000 ve 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırması aynı maddenin, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri nazara alınarak yapılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre HMK’nın 297. maddesine uygun şekilde infaza elverişli hüküm kurulmalıdır.
    Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07/06/2018 günü oy birliği ile karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi