Abaküs Yazılım
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2021/2796
Karar No: 2021/3222
Karar Tarihi: 20.12.2021

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/2796 Esas 2021/3222 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2796
Karar No : 2021/3222

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası ... Şubesi
VEKİLi : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/04/2021 tarih ve E:2021/2331, K:2021/2135 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... ve ... yaylalarının yayla alanı olarak ilan edilmelerine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararlarında yer alan hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 3461 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/04/2021 tarih ve E:2021/2331, K:2021/2135 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, 14. maddesinin 3/c bendi, 15. maddesinin 1/b bendi ile 31. maddesinde yer alan hükümlere yer verilerek,
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50 vd. maddelerinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu; dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği; medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri, tüzel kişilerin ise yetkili organları tarafından temsil edileceği; dava takip yetkisinin, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olup, bu yetkinin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği düzenlemelerinin bulunduğu;
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 vd. maddelerinde, her insanın hak ehliyetinin bulunduğu, buna göre bütün insanların, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşit oldukları; fiil ehliyetine sahip olan kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebileceği ve borç altına girebileceği hükmüne; 47 vd. maddelerinde ise, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarının, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanacakları; tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanacakları, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı hükümlerine yer verildiği;
İdari yargıda dava açma ehliyetine sahip olmak için hem 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun ve 4721 sayılı Kanun'da aranılan şartları taşımak hem de 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtilen "menfaati ihlal edilenlerden olma" şartını sağlamak gerektiği; bahsedilen şartlardan ilkinin objektif ehliyet (taraf ehliyeti ve dava ehliyeti) olarak, ikincisinin ise subjekif ehliyet (menfaat) olarak tanımlandığı; dolayısıyla idari yargıda açılacak bir iptal davasında davacı sıfatıyla taraf olabilmek için objektif ve subjektif ehliyete birlikte sahip olunması gerektiğinden, bunlardan birinin yokluğunun kişinin davacı sıfatını taşımasına engel oluşturacağı;
Medeni Kanun hükümleri uyarınca, tüzel kişilerin gerekli organlara sahip olduklarında, yani fiil ehliyetini kazandıklarında dava ehliyetine sahip oldukları, bu nedenle, tüzel kişiliğin, davanın açıldığı tarihte ve davanın devamı süresince bulunması gerektiği;
Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... ve ... yaylalarının yayla alanı olarak ilan edilmelerine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararlarında yer alan hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptali istemiyle davacı Mimarlar Odası Ankara Şubesince bakılmakta olan davanın açıldığı;
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin 45. maddesinin 2. fıkrasında "... Şubelerin ayrı tüzel kişilikleri yoktur." düzenlemesinin bulunduğu;
Bu durumda, yapılan açıklamalar doğrultusunda, tüzel kişiliği bulunmayan davacı Şubenin dava ehliyetine sahip olması mümkün olmadığından, dava açma ehliyetinden yoksun olan davacının objektif ehliyet koşulunu taşımadığı gerekçesiyle,
davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 6235 sayılı Kanun,Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği ve konuya ilişkin yargı kararları dikkate alındığında, kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunması, korunması ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak amacı yüklenen odaların var oluş amacının kamu yararı olduğu; TMMOB Mimarlar Odasının, yasalara, planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı uygulamaları kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava konusu yapma ehliyetine sahip olduğu; TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezinden yetki alınarak Mimarlar Odası Genel Merkezi vekaleti ile davanın açıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Gerek, çevre, tarih ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması sonucunu doğuran Anayasa'nın 56. maddesi, gerek 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu ile davacı odaların başlıca amaçlarını düzenleyen Yönetmeliklerin ilgili maddeleri, gerekse uyuşmazlık konusu işlemin niteliği dikkate alındığında, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin, dava konusu alanların yayla alanı olmaktan çıkartılmasına yönelik dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararına" uygunluğu yönünden yargı denetimine tabi tutulması amacıyla açtığı bu davada, dava açma ehliyetinin bulunduğu, bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde; "...Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." hükmü yer almaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde ise; Birliğin kuruluş amacı; "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak..." şeklinde belirlenmiştir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odasının amaçları, örgütlenmesi, işlev ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; bu Yönetmeliğin, Mimarlar Odasının üyeleri, organlarının görev ve yetkileri, şube ve temsilcilikler, mali hükümler ve oda seçimlerine ilişkin düzenlemeleri kapsadığı, "Odanın Amaçları" başlıklı 6. maddesinde ise; Odanın başlıca amaçlarının;
a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak,
b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak,
c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak,
d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak,
e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak,
f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek,
g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmek olduğu düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanunu'nun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. ve 11. maddelerinde de yer almış bulunmaktadır.
Bu durumda, "ilgililer" kavramından dava konusu edilen işlemden etkilenenlerin anlaşılması gerektiği ve bu işlemler nedeniyle dava açabilecekleri sonucuna varıldığından, mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, ayrı ayrı dava açabileceklerine göre bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubelerin de doğrudan dava açabileceği sonucuna varıldığından, davacı Şubenin tüzel kişiliği olmadığından bahisle objektif dava ehliyetinin bulunmadığını kabule olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolayısıyla da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.
30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3461 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, karar ekinde yer alan alanların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca "yayla alanı" olarak ilan edilmelerine ilişkin aynı listede tarih ve sayıları yazılı Bakanlar Kurulu Kararlarında yer alan hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olup, uyuşmazlık konusu olayda, Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... ve ... yaylalarının yayla alanı olarak ilan edilmelerine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararlarında yer alan hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı dava konusu edilmiştir.
TMMOB ve bu Birliğin bir üyesi olan Mimarlar Odasının kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak ve meslek disiplinini ve ahlâkını korumaktır.
Yukarıda hükmüne yer verilen, gerek 6235 sayılı Kanun'da, gerekse Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nde, Mimarlar Odasının faaliyet alanı; mimarlık mesleğine yönelik iş ve işlemlere yönelik olup, 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre, dava konusu alanların yayla alanı olmaktan çıkartılması halinde Devlet ormanı vasıflarının değişmeyeceği, Kanun uyarınca Devlet ormanlarındaki belirli şartların sağlayan yerlerin yayla alanı olarak ilan edildiği, yayla alanı ilanının iptali halinde bu alanların asıl kullanım vasfını geri kazanacağı dolayısıyla söz konusu alanların orman vasfının ortadan kalkmadığı dikkate alındığında, dava konusu alanlara ilişkin davacı Odanın herhangi bir mesleki faaliyeti bulunmamaktadır.
Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun'da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleki alanlarıyla sınırlı olduğu kuşkusuz olup, davacı Odanın kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile dava konusu işlem birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin davacı Odanın/Şubenin menfaatini etkilemediği, bu nedenlerle davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 07/04/2021 tarih ve E:2021/2331, K:2021/2135 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 20/12/2021 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Anayasa'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir." 63. maddesinde; "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
" 125. maddesinde; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." 135. maddesinde ise; "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir." hükümleri yer almaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun yukarıda anılan Anayasal hükme paralel olarak düzenlenen 2. maddesinde; "...Birliğin kuruluş amacı: a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek; Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak; b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir. Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." hükmüne yer verilmiştir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin 6. maddesinde ise; "Odanın başlıca amaçları; a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmektir." kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın yukarıda aktarılan 56. maddesinde, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı konusunda "herkes" denilerek bu hakkın kullanımı konusunda gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmamış, ayrıca, çevrenin korunması yalnızca Devlet için değil vatandaşlar için de bir ödev olarak belirlenmiştir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasa'da, gerçek-tüzel kişi ayrımı gözetilmeksizin herkes için tanınmıştır.
Böylelikle, Anayasa'nın çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile ilgili hükümleri, kuruluş belgelerinde veya kanunlarında açıkça yazılı olmasa dahi, ilgili meslek kuruluşunun, çevreyi, tarihi ve kültürel değerleri ilgilendiren konularla ilgili olarak, aynen gerçek kişiler gibi subjektif dava ehliyetine sahip olduğu açıktır.
Yukarıda anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade ettiği, her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren veya bütün ülkeyi ve kamuoyunu etkileyen konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları, yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Bu durumda; gerek çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması sonucunu doğuran Anayasa'nın 56. maddesi, gerekse yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, taşıdığı çevresel, tarihi ve kültürel önem nedeniyle, dava konusu alanların yayla alanı olmaktan çıkartılması yolunda tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararı'nın, kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir düzenleme olması nedeniyle, davacının kamu yararını koruma görev ve yükümlülüğünden dolayı dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz

KARŞI OY
XX- Temyiz istemine konu Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/04/2021 tarih ve E:2021/2331, K:2021/2135 sayılı kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.





Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi