16. Hukuk Dairesi 2016/6949 E. , 2019/1180 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... İli, ... İlçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 178 ada 17 parsel sayılı 55.267,0 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak ... adına "ölüdür" şerhi verilmek suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve ..., taşınmazın iki ayrı kısmını, iki ayrı satış senediyle haricen satın aldıklarını belirterek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece, davacıların davaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın ... adına yapılan tespitinin iptali ile, taşınmazın fen bilirkişisinin 12.11.1996 havale tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterdiği 40.267,00 metrekarelik kısmının davacı ..., (B) harfi ile gösterdiği 15.000,00 metrekarelik kısmının ise davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, dahili davalı ... ve davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve temyiz edenlerin dilekçe içeriğinde taşınmazın davacı ...’ya 1972 yılında satıldığının kabul edilmiş olması karşısında, satış geçersiz olsa bile kadastro tespitine kadar davacı ..."nun 20 yılı aşkın süreyle malik sıfatı ile sürdürdüğü zilyetliği nedeniyle lehine 3402 sayılı Yasa"nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılmış olmasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu bölüme ilişkin usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hüküm yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünün, öncesinde muris ... ’e ait olduğu ve ölümü ile yapılan taksim neticesinde, mirasçılardan ...’e isabet ettiği ve bu kişinin daha sonra temyize konu kısmı davacı ...’a satıp zilyetliğini devrettiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, davacının dosyaya sunduğu satış senedi 10.02.1989 tarihli olup, çekişmeli taşınmazın tespit yılının 1994 yılı olduğu göz önüne alındığında, zilyetlik yoluyla taşınmaz iktisabı için aranan 20 yılı aşan zilyetlik süresi koşulunun davacı lehine gerçekleşebilmesi ancak eklemeli zilyetliğin mevcudiyetine bağlıdır. Medeni Kanun"un 996. maddesi hükmü uyarınca, eski ve yeni zilyetlerin, zilyetlik sürelerinin birbirine eklenebilmesi için, bunlar arasında geçerli hukuki bir bağın bulunması gerekir. Aksi takdirde zilyetliğin terki hükmü yürür ve zilyetlik yoluyla iktisabı sağlayan yasal sürenin yeni baştan geçirilmiş olması gerekir. Ne var ki mahkemece, davacı ... lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı usulünce araştırılmamış, muris ... terekesinin yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği, taşınmazı Hatice"ye haricen satmış olan ..."e taşınmazın ne şekilde intikal ettiği ve etmiş ise hangi tarihte intikal ettiği hususları üzerinde durulmamış ve davacı ..."ın eklemeli zilyetlikten faydalanıp faydalanamayacağı hususu, ispat külfetinin davacıya düştüğü gözetilerek açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca mahkemece mahalinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları eşliğinde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, muris ... ’in terekesinin mirasçılar arasında usulüne uygun şekilde taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman yapıldığı, taksime bütün mirasçıların katılıp katılmadığı, taksimde kime hangi taşınmazın isabet ettiği, çekişmeli taşınmazın kime düştüğü, kendilerine taşınmaz isabet etmeyen mirasçılar var ise bunların nasıl ikna edildikleri, çekişmeli taşınmazı kimin, hangi tarihten beri, hangi nedenle ve ne şekilde kullandığı hususlarında, maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı beyan alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise tüm tespit bilirkişileri dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınmalı; taksim iddiasında bulunan tarafın ispat yükü altında olduğu ve taksim olgusunun ispatlanamaması halinde eklemeli zilyetlikten faydalanamayacak olan davacının, taşınmaz üzerinde iktisabı sağlayan yasal zilyetlik süresinin taşınmazı satın aldığı yıl olan 1989 yılından başlayacağı hususları da gözetilmek suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.