1. Hukuk Dairesi 2019/2059 E. , 2020/5973 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali- ... davası sonunda, yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kapsamı dışında kaldığından birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl dava yönünden; saklı paya tecavüz edildiği bilirkişi raporu ile saptandığı ve talep edilen miktar da gözetilerek toplam 5.000,00 TL’nin eşit oranda davalılardan tahsiline ilişkin olarak verilen karar davacı ... vekili ve davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... "ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, vasiyetnamenin iptali, mümkün olmazsa ...; birleşen dava ise, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı, mirasbırakanı ...’nun ... 2. Noterliği’nin 11.08.2000 tarihli vasiyetnamesi ile maliki olduğu 177 ve 474 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğullarına eşit şekilde vasiyet ettiğini, mirasbırakanın davalılar tarafından kandırıldığını, vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, ayrıca vasiyet edilen taşınmazlarda kendisinin de hakkının bulunduğunu, bu hakkın ihlal edildiğini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini, 18.10.2012 havale tarihli beyan dilekçesi ile de; vasiyetnamenin iptalinin mümkün olmaması halinde saklı paylarına tecavüz edildiğinden bahisle tenkise karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı, mirasbırakanı ...’nun yaptığı vasiyetname ile davalılar lehine mal kaçırdığını, mağdur olduğunu ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, mirasbırakanın serbest iradesi ile vasiyetname tanzim ettiğini, eldeki davanın vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olup, bu yönden değerlendirme yapılması gerektiğini bildirip, davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, usulüne uygun açılmış ... davası bulunmadığı gerekçesiyle de ... istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar, Dairece; ‘’ ... dava dilekçesinde; "vasiyet edilen taşınmazda kendilerinin de hakları bulunduğu" iddia edilmektedir. Davacı vekili yargılama esnasında verdiği 18.10.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de "vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisini" talep ettiğini açıklamıştır. HUMK.nun 76.maddesi uyarınca dayanılan olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmesi yapmak ise hakime aittir. Dava dilekçesindeki vasiyet edilen taşınmazda kendilerinin de hakları bulunduğu beyanı ... istemini içermekte olup, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi de müphem olan dava dilekçesinin açıklanması niteliğinde olduğu gözönüne alınarak, TMK.nun tenkise ilişkin hükümleri doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ... talebi hakkında yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kapsamı dışında kaldığından birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl dava yönünden; saklı paya tecavüz edildiği bilirkişi raporu ile saptandığı ve talep edilen miktar da gözetilerek toplam 5.000,00 TL’nin eşit oranda davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, mirasbırakan ...’nun 02.11.2010 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ....’u bıraktığı, asıl davanın davacısının murisin kızı ..., birleşen davanın davacısının murisin ..., ... ve birleşen davadaki davalıların ise murisin erkek çocukları ... ve Metin olduğu, mirasbırakan ...’nin, ... 2. Noterliği’nin 11.08.2000 tarihli vasiyetnamesi ile maliki olduğu 177 ve 474 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğullarına eşit şekilde vasiyet ettiği anlaşılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, 11.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda, sabit ... oranı tespit edildikten sonra uygulanan yöntemin doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, ... bedelinin tespitinde dikkate alınan 21.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 177 sayılı parsel 9.827 m2’lik bir tarla iken, hatalı olarak 48.813 m2 üzerinden hesaplama yapıldığı ve seçimlik hakkın kullanıldığı 29.01.2018 tarihi itibariyle değerinin 1.952.520,00 TL olarak bulunduğu, diğer dava konusu 474 sayılı parselin de seçimlik hakkın kullanıldığı 29.01.2018 tarihi itibariyle değerinin 726.110,00 TL olarak belirlendiği, öte yandan daha önce alınan 12.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda, 177 sayılı parselin 02.11.2010 tarihli değerinin 68.796,00 TL, 474 sayılı parselin 02.11.2010 tarihli değerinin de 72.611,00 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar değer tespiti yapılan tarihler farklı ise de, yaklaşık sekiz yıllık bir dönemde meydana gelen fahiş farkın nedeninin hükme esas alınan 21.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda tartışılıp ortaya konulmadığı, davalılar tarafından bilirkişi raporlarına itiraz edildiği, ancak mahkemece dikkate alınmadığı görülmüştür.
Değer tespiti yönünden yapılan bir diğer hata ise, dava konusu taşınmazların seçimlik hakkın kullanıldığı tarih itibariyle değerlerinin bulunmasıdır. Mirasbırakanın ölüm tarihi nedeniyle uygulanması gereken 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca sabit ... oranı bulunduktan sonra dava konusu taşınmazların karar tarihine en yakın tarih itibariyle değerlerinin bulunması gerekmektedir.
Öte yandan, 05.11.2018 tarihli bilirkişi ek raporu ile her bir davalıdan 51.654,08 TL olmak üzere toplam 103.308,16 TL’nin davacı ...’ye verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği, mahkemece bozma sonrası ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davacı tarafa eksik kısmın harcını tamamlaması için imkan tanınmadığı, dava açılırken gösterilen 5.000,00 TL’lik dava değeri üzerinden hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Ancak, ... istemli davalarda ... bedeli yapılan ayrıntılı inceleme ve araştırma neticesinde net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. ... bedeli tespit edildikten sonra davacı tarafın eksik kısmın harcını ikmal etmesi ıslah mahiyetinde değildir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca tespit olunan dava değerinin ( eldeki davada ... bedelinin ) peşin karar ve ilam harcının tamamlanmasından ibarettir.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların karar tarihine en yakın tarih itibariyle değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi, alınacak bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların metrekare miktarlarına dikkat edilmesi ve ayrıca yukarıda değinildiği üzere raporlar arasındaki tereddütün giderilmesi, usulüne uygun olarak değer tespiti yapıldıktan sonra davacı tarafın hak kazandığı ... bedelinin belirlenmesi ile davacı tarafa harcın ikmal edilmesi için olanak tanınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Asıl davanın davacısı ... vekili ile davalılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.