Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3890
Karar No: 2020/5974
Karar Tarihi: 12.11.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/3890 Esas 2020/5974 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Dava, sahtecilik nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, kendisine ait olan payın davalı bankaya borç nedeniyle ipotek edildiğini, daha sonra sahtecilik suretiyle kendisinden çıkarıldığını iddia ederek, tapu kaydının iptalini ve kendisi adına tescilini istemiştir. Mahkeme sahtecilik iddiasını kanıtladığı için davayı kabul etmiştir. Ancak hüküm ile birlikte her bir dava yönünden fer'ilerin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği ilkesine uyulmadığı ve vekalet ücretinin yanlış belirlendiği gerekçeleriyle davalıların temyiz itirazları kabul edilmiş ve hüküm bozulmuştur. Kanun maddeleri olarak, 6100 sayılı yasanın 208 ve devamı maddelerinde öngörülen hükümler ve 2659 sayılı yasa hükümleri ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gösterilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2018/3890 E.  ,  2020/5974 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : İPOTEĞİN KALDIRILMASI (FEKKİ)

    Taraflar arasında görülen tapu iptali tescil ve sahteliğin tespiti davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... "ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
    -KARAR-
    Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, asıl davada; maliki olduğu 51 sayılı parseldeki 1542/2400 payının kardeşi olan dava dışı ...’in borcu nedeniyle 21.11.2003 tarihli ipotek belgesi ile davalı banka lehine teminat olarak verildiğini, davalı bankanın da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yaptığı icra takibi neticesinde anılan payı alacağa mahsuben temlik aldığını, ne var ki 21.11.2003 tarihli ipotek belgesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, sahtecilik suretiyle çekişmeli payın elinden alındığını, davalı adına olan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, anılan payın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, bozma sonrası açtığı birleşen davada ise; 21.11.2003 tarihli ipotek senedindeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığının tespiti ile senedin iptaline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı banka vekili, davacının, kardeşi ...’in borcu nedeniyle çekişmeli payını teminat olarak gösterdiğini, senet altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, ihale sonrası arta kalan bedelin ödendiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ... vekili, birleşen davaya yönelik; davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, sahtecilik iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin karar, Dairece; ‘’ ... mahkemece 21.11.2003 tarihli ipotek belgesindeki imzanın davacının elinden çıkıp çıkmadığı hususunda 6100 sayılı Yasanın 208 ve devamı maddelerinde öngörülen hükümlerde gözetilerek 2659 sayılı yasa hükümleri uyarınca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmak suretiyle durumun vuzuha kavuşturulması ve belirlenecek olguya göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak 2017/260 esas sayılı dava dosyası ile eldeki davanın birleştirildiği ve neticesinde, asıl davanın kabulü ile 51 sayılı parselde davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline, birleştirilen davanın kabulü ile 21.11.2003 tarih ve 42074 yevmiye no’lu resmi senedin sahteliğinin tespitine ve iptaline karar verilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi’nin 17.11.2014 tarihli raporu ile incelemeye konu 21.11.2003 tarih ve 4274 yevmiye no’lu ipotek belgesinde İzzettin adına atılan imza ve ‘’ okudum ‘’ yazısının davacının eli ürünü olmadığı saptanarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
    Diğer temyiz itirazlarına gelince;
    Bilindiği üzere, davalar birleştirilse dahi, her dava ayrı birer dava olma özelliğini muhafaza etmektedir. Bu ilke uyarınca, hüküm ile birlikte her bir dava yönünden hükmün fer’ilerinin ayrı ayrı belirtilmesi gerekmektedir.
    Ne var ki, eldeki davada asıl ve birleşen davaların kabulü ile birlikte hükmün fer’ileri tek çatı altında davalılara yüklenmiştir.
    Öte yandan, birleşen dava, 12.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, birleşen davada, asıl davadan farklı olarak tapu müdürlüğü de davalı olarak gösterilmiştir. O halde, davalı ... aleyhine yüklenecek vekalet ücretinde 12.000,00 TL’lik dava değerinin dikkate alınması gerektiği ortadadır.
    Bir diğer husus ise, hüküm kurulurken doğru sicil oluşturma ilkesinin bir sonucu olan dolu pafta ilkesine aykırı davranılmasıdır.
    Şöyle ki, 28.09.2012 tarihli yenileme kadastrosu ile 51 parsel sayılı taşınmazın 113 ada 36 sayılı parsele revizyon gördüğü, 51 sayılı parselin tapu kütüğündeki sayfasının kapatıldığı, ancak kaydı kapanan 51 sayılı parsel yönünden hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan bu durumun re’sen gözetilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
    Hal böyle olunca, yenileme kadastrosu ile oluşan 113 ada 36 sayılı parsel yönünden bir hüküm kurulması, asıl ve birleşen davalarda hükmün fer’ilerine ayrı ayrı hükmedilmesi ve birleşen davada davalı ... müdürlüğünün sorumlu tutulacağı vekalet ücretinin 12.000,00 TL üzerinden belirlenmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davalıların açıklanan nedenlerle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi