21. Hukuk Dairesi 2016/13797 E. , 2018/2308 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile fer"i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.08.1999-2001/2 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; işverence davacı adına düzenlenen 16.06.2005 tarihli işe giriş bildirgesi ve 16.06.2005-2009/8 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davacının dava konusu yaptığı tarihler ile davalı işyerinden yapılan bildirimler arasında kalan sürelerde (10.05.2001-01.01.2004) dava dışı 11003161 numaralı İbrahim ...- ... ortaklığı işyerinden bildirim yapıldığı , bu işyeri ile davalı işyeri arasında bir bağlantı olup olmadığı hususlarının irdelenmediği, bağlantı bulunmaması durumunda hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerekeceği, tanık dinlenildiği ancak dinlenen tanıkların da kayıtlara geçen kişilerden olmadığı, bu haliyle varılan sonucun hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının hizmet cetvelinde gözüken 11003161 numaralı işyerinin davalı işverenle bir ilgisinin olup olmadığı araştırılmalı ve ilgisinin bulunmaması durumunda hak düşürücü süre değerlendirilmeli, giderek nizalı dönemde işyerinin bordrolarında gözüken kayıtlı kişiler saptanıp, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; davanın açılış tarihi 2009 olup, o tarih itibari ile davalı Kurum feri müdahil statüsünde olmayıp, davanın sonucu itibari ile davalı Kurum vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
O halde, davacı ile fer"i müdahil Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.