Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/1453
Karar No: 2020/8016
Karar Tarihi: 02.12.2020

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/1453 Esas 2020/8016 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2017/1453 E.  ,  2020/8016 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.08.2013 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, 216 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, taşınmaz sınırlarında bulunan 177 nolu servi ağacı ile 178 nolu sedir ağacının komşu arsada inşaat halinde bulunan taşınmazın sahibi olan davalı tarafından keyfi olarak herhangi bir uyarı yapılmaksızın ve bilgi verilmeksizin kesilerek zarara sebebiyet verildiğini, 02.08.2012 tarihli tutanak düzenlendiğini ve bu konuda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/27 Esas sayılı dosyası ile zarar tespitinin yaptırıldığını belirterek; davaya konu 18 parselde kayıtlı taşınmazda bulunan özel mülkiyet altındaki 177 nolu servi ağacı ile 178 nolu sedir ağacının davalı tarafından kesilmesi ile oluşan 2.500,00.-TL zararın 02/08/2012 tarihinden itibaren davalıdan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
    Davalı; davaya konu 18 parsele komşu 41 parselin maliki olduğunu, 66 yaşında ve özürlüler kimlik kartına göre % 90 görme özürlü bir kişi olduğunu, tek başına evden dışarı çıkarak hareket etme kabiliyetinin sınırlı olduğunu, ağaç kesilerek zarara sebebiyet verme iddiasının gerçekten uzak ve dayanaksız olduğunu, davacının taşınmazı devrettiğini, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/27 Esas sayılı dosyasında tanzim edilen raporu kabul etmediğini, hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/79 E. sayılı dosyasında açılan davanın sonucunun beklenmesini istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; davanın kabulü ile 2.500,00 -TL’nin 02/08/2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
    TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
    Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
    Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, defi değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re"sen nazara alınmalıdır.
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde yer alan, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü uyarınca hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin tespit kararı hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır.
    Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacının dava konusu 18 parsel sayılı taşınmazı 15.06.2012 tarihinde satın aldığı ve dava tarihi olan 29.08.2013 tarihinden önce olacak şekilde 14.06.2013 tarihinde dava dışı üçüncü kişilere sattığı anlaşılmıştır. Davacı TMSF, dava açma tarihinden önce taşınmazı sattığı ve kayıt maliki olmadığından davanın davacı yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
    Kabule göre ise, davalının ... 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/79 Esas ve 2014/296 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamasında dava konusu ağaçları kestiğinin sübut bulmadığından beraatine karar verilmiş olmakla, ilgili ceza dosyası sonucu dikkate alınmaksızın davalı aleyhine açılan tazminat davasının kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
    Belirtilen hususlar gözetilmeksizin karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın
    yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi