Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/2127
Karar No: 2020/8027
Karar Tarihi: 02.12.2020

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/2127 Esas 2020/8027 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2017/2127 E.  ,  2020/8027 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20/06/2012 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın tazminat talebi yönünden kabulüne dair verilen 30/11/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, 2028 ada 8 parselin tapu tahsis belgesi uyarınca davalı ... tarafından davacıya tahsis edildiğini, dava konusu taşınmazın tapuda Belediye adına kaydedildiğini belirterek yeni 1019 ada 1 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; tapu tahsis belgesi uyarınca dava konusu taşınmazın tamamı yerine davacı adına tahsis edilen 113.5 m2"nin müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yol ve park alanında kaldığını, daimi tapusunun verilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, "... Mahallesi 1019 ada l nolu parselin 49970 pay kabul edilerek 11350/49970 payın davalı ... Belediyesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.09.2014 tarihli 2014/5901 Esas ve 2014/10475 Karar sayılı ilamı ile "... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 13/11/2012 tarihli 11629 sayılı yazıları uyarınca davacının gecekondusunun üzerinde bulunduğu imar parselinin konut alanında kalmadığı, kısmen park kısmen yol alanında kaldığı anlaşıldığından davacı adına tescil edilmesinin mümkün olmadığı, davacının 2. kademedeki tazminat isteği değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece "terditli olarak açılan davanın kabulü ile 8.000,00 TL"nin dava tarihi olan 20/06/2012, 65.141,00 TL"nin ıslah tarihi olan 07/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
    Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
    1-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
    Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
    2-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
    Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kanunun amacı, imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün paylar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir. Görülüyor ki, kanun imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapı maliklerini hedeflemiştir. Öncelikle şahsi hak kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Bilindiği üzere hak, genel olarak kişilere hukuk tarafından tanınmış yetki olarak tanımlanabilir. Mutlak haklar ait oldukları şeyler üzerinde mevcut ve tekel halinde olan yetkilerdir. Nispi (şahsi) haklar ise sahibine bir borç ilişkisi dolayısıyla bir şeyin verilmesi, yapılması, yapılmaması gibi belli bir edimin yerine getirilmesini isteme yetkisi verir.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesi olduğu gözetildiğinde, tapu iptali ve tescile hükmedilmesinin imkansız olduğu durumlarda; davacıların talep edebileceği bedel, tapu tahsis belgesinin düzenlenmesi sırasında ödenen bedelin, güncellenmiş değeridir.
    Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bina yönünden ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 723. maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof. Dr. Kemal T.Gürsoy, Fikret Eren, Erol Cansel, Türk Eşya Hukuku Ankara 1978.sh.610). Malzeme maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder. Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır ( TMK.m.4).
    Somut olaya gelince; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; tazminat talebi yönünden tahsis belgesinde davacıya tahsis edilen 113.5 metrekarenin dava tarihindeki rayiç değeri ile binanın rayiç değeri olan 73.141,00 TL"nin yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi doğru değildir. Çünkü davacı lehine hükmedilmesi gereken tazminat miktarı, tapu tahsis belgesinin düzenlenmesi sırasında davalı kuruma muhtelif tarihlerde ödenen 340,50 TL bedelin güncelleştirilmiş değeri ile dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın, uzman bilirkişiler vasıtasıyla hesaplanacak asgari levazım bedeli olmalıdır. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklaması yapılan ilkeler doğrultusunda; tapu tahsis bedeli olarak davacının ödediği 340,50 TL"nin bilirkişi hesaplamaları ile belirlenen, dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değerine hükmedilmeli ve taşınmaz üzerinde bulunan yapı yönünden ise, uzman bilirkişiler vasıtasıyla gerektiğinde mahallinde tekrar keşif yapılarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 723. maddesinde yer alan düzenlemeye göre yapının asgari levazım bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmelidir.
    Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi