21. Hukuk Dairesi 2016/18202 E. , 2018/2558 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 32.123,72 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/03/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. Davacı vekili Av.... duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi göndermiştir. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildi ve aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, taleple bağlı kalınarak 7.123,72 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının iş kazası sonucu %48,20 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve davacı sigortalının %20, davalının %80 oranında kusurlu oldukları, davacıya 84 gün süren geçici iş göremezlik dönemi nedeniyle toplam 1.336,18 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, Dairemiz"in 12/03/2014 tarihli bozma ilamında açıkça tespit edilecek geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı işverene rücu edilecek kısmının hesaplanan maddi tenzil edilmesi gerektiği açıklanmış olmasına karşın bozmadan sonra yeniden bilirkişi hesap raporu alındığı ve davacının maddi zararının bu kez 16.873,73 TL olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.
3-Kararın verildiği 2016 yılında geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." içerekli düzenlemeler karşısında kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden davacı lehine 3.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş iken reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davalılar lehine 1.800,00 TL red vekalet ücreti verilmesi doğru olmamıştır.
4-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, yerel mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine, bozma ilamı lehine olan davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan, yerel mahkemenin ilk kararına esas olan bilirkişi hesap raporunda tespit edilen 7.154,92 TL maddi zarar tutarından 1.336,18 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilecek kısmının tenzil edilerek bulunacak tutarın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken, bozmadan sonra yeniden hesap raporu alıp taleple bağlı kalınarak maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.M.K.’nun geçici 3. maddesi gereğince ve H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "1-Davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 6.085,97 TL maddi tazminatın 11/12/2007 tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
2-Hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "3-Alınması gerekli 2.123,48 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 625,65 TL harcın mahsubu ile bakiye1.497,83 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
3-Hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "5-Maddi tazminat açısından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 1.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, aynı tarife gereğince 1.037,75 TL maddi tazminat red vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
4-Hüküm fıkrasının 7 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "7-Manevi tazminat açısından 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
5-Hüküm fıkrasının 8 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "8-Davacı tarafından yapılan toplam 2.211,20 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.203,11 TL"nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine 20/03/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.