21. Hukuk Dairesi 2016/13769 E. , 2018/2631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde gerçek ücret üzerinden geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, hizmet tespiti ile sigortaya esas gerçek ücretinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olay incelendiğinde; davacı adına davalıya ait işyerinden 21.06.2007-25.04.2008 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden bildirim yapıldığı, 11.01.2006-22.04.2015 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa "ya tabi sigortalılığının bulunduğu ve 21.02.2008 tarihinde Kuruma verdiği dilekçe ile, 2006 yılından beri Bağ-Kura tabi olarak çalıştığının ve bu tarihten sonra da bütün sigorta kollarına tabi olarak çalıştığını, çakışan sürelerin sigortalı hissesinin tarafına iade edilmesini talep ettiği ve bu dilekçe doğrultusunda davacının 2006/9-12,2007/1-12,2008/1-5 arası SSK"lı çalışmalarının iptal edildiği, davacının 08.09.2006 tarihinde davalı işyerinde ameliyat yapmak için il Sağlık Müdürlüğü"nden izin talep ettiği ve iznin verildiği, nizalı döneme ilişkin 2008/1,2,4 döneme ve tarihi okunmayan birkaç tane daha ücret bordrosunun bulunduğu ve ücretlerin Kuruma bildirilenlerle uyumlu olduğu, tanık dinlenildiği ve emsal ücret araştırması yapıldığı anlaşılmıştır.
Hizmet tespitine yönelik davalarda, davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı Kuruma davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.
Nitelikli ve tecrübeli bir işçinin, yaptığı işin özelliğine göre asgari ücret ile çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda işveren tarafından asgari ücret üzerinden düzenlenen belgelerin aksinin kanıtlanamayacağı düşünülemez.
Somut olayda; davacının plastik cerrah uzmanı olarak çalıştığı ve ücretinin Kurum kayıtlarında asgari ücretten gözüktüğü, bir kısım sürelere ilişkin imzalı ücret bordrolarının olduğu ve imza inkarında bulunulmadığı, işçilik alacaklarına ilişkin açılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkeme ilamına göre davacının ücretinin 7000,00 TL olduğu kanaati hasıl olmuşsa da, bu ilamın kesin delil niteliğinde olmadığı, dosya içerisinde imzalı ücret bordrolarının bulunduğu ve bu hususun davacıyı bağlayacağı hususları değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı nedenidir.
Yapılacak iş; davacı adına vergi kaydı olup olmadığı hususları araştırılmalı ve Bağ-Kurda kayıtlı olduğu sürelerde prim borcu olup olmadığı 5510 sayılı Yasa"nın geçici 63. maddesi ile birlikte değerlendirilerek, davacının davalı işyerindeki çalışmasının kendi nam ve hesabına bir çalışma olup olmadığı değerlendirilmeli ve gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulduktan sonra, imzalı ücret bordrolarındaki imzaya inkar edilmediği takdirde, bu dönemin öncesinde daha fazla ücretle çalışamayacağı, bu hususun kendisini bağlayacağı, işçilik alacaklarına ilişkin davanın, bu dava yönünden kesin delil niteliğinde de olmadığı hususları da birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı KUrumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanana nedenlerle BOZULMASINA, 22.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.