
Esas No: 2017/3477
Karar No: 2018/2724
Karar Tarihi: 22.03.2018
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/3477 Esas 2018/2724 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi
A)Davacı İstemi:
Dava,ilk işe giriş tarihinin 20.10.1981 olduğunun ve 01.06.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması, birikmiş aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı ... vekili özetle; davacı adına Kuruma iletilen ilk işe giriş bildirgesinde işyeri sicil numarasının bildirilmediğini, bildirgede geçen işveren ... adına kurum kayıtlarında işyeri tescil kaydına rastlanmadığını, işverenin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia olunan işyerinin gerçekten var olup olmadığının, 506 sayılı Yasa kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığının araştırılmasını, sigortalılık başlangıç tarihinin tespit edilmesi durumunda tahsis koşullarının Kurumca değerlendirileceğini, dolayısıyla yaşlılık aylığı bağlanması talebinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
ilk Derece Mahkemesince ; “Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile davacı ...’ın, davalı Kurumda tescilsiz, 5223 Sokak No:15 ... adresinde bulunan, ...’a ait (...Televizyon Tamir Servisi ... Otobüs Son Durağı .../ ...) iş yerinden verilen 20.10.1981 tarihli işe girişi gösteren ve 28.10.1981 tarih, 781404 varide kayıt numarası ile Kurum kayıtlarına intikal eden ilk işe giriş bildirgesine göre anılan işyerinde en azından 20.10.1981 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle (1) gün fiilen çalıştığının, ancak hizmet başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14.03.1986 tarihi olduğunun tespitine, yaşlılık aylığı bağlanması talebinin bu aşamada reddine dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle “Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacının davalı kurumda tescilsiz olan 5223 sokak no: 15 ... adresinde bulunan Süleyman Duran"a ait işyerinde 20/10/1981 tardihinde hizmet akdine istinaden ve cari asgari ücret üzerinden en az 1 gün çalıştığının, sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14/03/1986 tarihi olduğunun tespitine, Yaşlılık aylığı bağlanması talebinin şu aşamada REDDİNE,” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davalı ... vekili; Yargıtay kararları ışığında gerekli kanıtlar toplanmadan, eksik inceleme sonucu hüküm tesis edildiğini, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak, bozulmasına karar verilmesini istemiştir
Davacı vekili; davalı Kurumun sigortalılık başlangıcının 18 yaşını doldurduğu tarih olacağı yönünde bir savunmasının bulunmadığını, dava açmadan önce Kurumca, ilk işe giriş tarihinin 20.10.1981 tarihi olarak kabul edilmesi durumunda tahsis koşullarının yerine getirmiş olacağından aylık bağlanacağı yönünde cevap verildiğini, Kurumun bu yazısına güvenerek dava açtığını, Kurum davaya sebebiyet verdiğinden aleyhe vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. .
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince “ Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında inceleme konusu davayla ilgili olarak toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının; Kurumda işyeri tescili bulunmayan işveren ...’a ait radyo tamiri yapılan işyerinde 20.10.1981 tarihinde 1 gün eylemli olarak çalıştığı, sigortalılık başlangıcının ise 18 yaşını doldurduğu 14.03.1986 tarihi olduğunun tespitine dair kararın yerinde olduğu, sigortalılık başlangıcının 14.03.1986 tarihi esas alındığında 23.05.2002 tarihi itibarıyla 16 yıl, 2 ay, 9 günlük sigortalılık süresi bulunan davacının Geçici 81/B-f bendine göre, tahsis talep tarihi olan 04.05.2015 tarihinde 49 yaş, 5300 gün prim ödeme koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle tahsis talebinin reddinin de yerinde olduğu belirgindir.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun"un 355. maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde, istinaf sebepleriyle bağlılık kuralı gereğince istinaf kanun yoluna başvuran tarafların dilekçelerinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.”gerekçeleriyle “... 14. İş Mahkemesi"nin 06.12.2016 tarihli, 2015/331 Esas, 2016/547 Karar numaralı hükmüne yönelik davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan REDDİNE,” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davalı Kurum vekili “Çalışmaya yönelik belge sunulmamıştır. ” gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; " Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa"nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa"nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa"nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa"nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa"nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da kolluk yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 14/03/1968 doğumlu davacının, bildirgedeki işe giriş tarihi olan 20/10/1981 tarihinde 13 yaşında olduğu, işyerinin televizyon tamir servisi olduğu, işe giriş bildirgesinin 3523 Sokak No:15 ... adresinde bulunan, ...’a ait ...Televizyon Tamir Servisi işyerinden 28.10.1981 tarih 781404 varide sayısı ile Kuruma verildiği, işe giriş bildirgesinde işyeri sicil numarasının belirtilmediği, aynı tarihli sigorta sicil kartı sureti sunulduğu,... sigorta sicil ve ... Bağ-no ile iki adet tescil kaydı olduğu, Kurumdan “…18.09.1992 ilk işe girişiniz mevcut olduğu, bu tarihten 30.02.2011 tarihine kadar 3476 prim ödeme gün sayınızın olduğu…” “…ilk defa sigortalı olduğunuz 18.03.1991 tarihinden dilekçe tarihine kadar 24 yıl 1 ay 16 gün sigortalılık süreniz olduğu, bu sürede askerlik borçlanması, Bağ-Kur dahil 5135 gün MYÖ sigortaları primi ödediğiniz tespit edilmiştir…506 sayılı Kanunun 4447 sayılı Kanunla değişik ve 08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren ek 81. Maddesinin 4759 sayılı Kanunun 3. Maddesiyle değiştirilen 1. Fıkrasının (B) ve (C) bentlerinde yapılan değişiklikle kademeli geçiş süresi öngörülmüş olup emekli olabilmeniz için gerekli olan şartları yerine getirmediğinizden tarafınıza aylık bağlanamamaktadır…not: 20.10.1981 tarihli işe giriş bildirgesinde işyeri numarası belirtilmemiş olduğundan ilk işe giriş karşılığının olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle işe giriş tarihi 18.09.1992 olarak alınmıştır…” bilgisinin verildiği, ...’ın, 12.12.1972-20.04.1982, 01.04.1983-06.08.1983 tarihlerinde radyo tamiri faaliyeti nedeniyle vergi ve radyo elektrik teknisyenleri derneği oda kaydı nedeniyle 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, ... Elektronikçiler Esnaf ve Sanatkaralar Odası kayıtlarında da; ...’ın radyo tamiri faaliyeti nedeniyle 12.12.1972 tarihinden itibaren 312 Oda sicil no da kayıtlı olduğu, hizmet cetvelinde davacının ilk çalışmasının18.09.1992 tarihinde dava dışı başka işyerinde başladığı, davacıya ait Mukteza Tablosuna göre; davacının 18.09.1992-31.01.2015 tarihleri arasında 4/a kapsamında 4505 gün, 01.10.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 4/b kapsamında 90 gün ve 29.11.1988-30.05.1990 süresi 540 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5135 gün MYÖ sigortası prim ödemesinin bulunduğu , 1988-1990 arası askerlik yaptığı, ancak 13 yaşında bir çocuğun tv tamir atölyesindeki çalışmasının niteliğinin yeterince sorgulanmadığı, öğrenim durumunun hiç araştırılmadığı, dinlenen tanıklardan birinin dava konusu çalışma iddiasının işvereni, diğerinin, bundan sonraki işvereni, 3. tanığın ise sigorta kayıtları getirtilmeyen komşu işveren olduğunu iddia eden ... olduğu, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İşe giriş tarihinde 13 yaşında olan davacının,18 yaşından küçük olması, çalışılan işyeri , çalışma koşulları ile yapılan işin niteliği göz önüne alındığında, davacının üretime yönelik mi ,yoksa bir meslek ve sanatın öğrenilmesi amacıyla mı çalıştığı, hususu yeterince irdelenmeden sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi ise çıraklıktan bahsedilebilecektir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; talep tarihinde 13 yaşında olan davacının öğrenci olup olmadığını araştırmak suretiyle çalışma olgusunu irdelemek, dinlenen komşu işyeri tanıklarının sigorta kayıtlarını (işyeri tescil bilgileri) getirterek beyanlarını teyit etmek, mümkünse başka komşu işyeri tanıkları da dinleyerek, davacının çalışmasının niteliğini belirlemek, fotokopisi bulunan işe giriş bildirgesinin aslını Kurumdan getirterek, imzanın davacıya ait olup olmadığını bilirkişi marifetiyle tespit etmek, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek icap etmiştir.
G)Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/03/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.