
Esas No: 2021/1603
Karar No: 2021/2631
Karar Tarihi: 24.11.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/1603 Esas 2021/2631 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1603
Karar No : 2021/2631
KARAR DÜZELTME
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ :Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının bozulmasına ilişkin 15/10/2020 tarih ve E:2020/1215, K:2020/1870 sayılı karara karşı davalı idare karar düzeltme isteminde bulunmaktadır.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İcra Müdürü olarak görev yapan davacının, icra dairelerinde uygulanan kamera takip sisteminin ve makam odasının kamera ile izlenmesi uygulamasının kaldırılması talebiyle yaptığı 12/02/2013 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Kamu hizmeti görevini yerine getiren memur ve diğer kamu görevlilerinin kamuya sunulan bu faaliyeti ifa ettikleri ve bu hizmetin yürütüldüğü binaların kamuya açık olduğu, bu yerlerin kamu hizmetine özgü olarak çalıştığı, kamu hizmetinin sunulduğu yerler ve hizmeti gören memur ve kamu görevlilerinin bu hizmeti vermekle yükümlü idarelerin gözetimi ve denetimi altında oldukları, idarelerin hizmet binalarında kamu hizmeti ve yararına yönelik olarak gerekli gördükleri önlemleri almakla yetkili ve görevli oldukları, bu durumda davacı tarafından, kamera konulması sebebiyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği ileri sürülmüşse de, olayda davalı idarece icra dairelerinde kamera sistemi uygulaması ile icra dairelerindeki çalışanların, avukatların ve tarafların daha güvenli bir ortamda çalışması ve hizmet alması ile kendilerine yapılması olası şiddet eylemlerinin faillerinin tespit edilebilmesine yönelik kamera konulduğu, bu durumun özel hayatın gizliliğini ihlal etmediği ve davalı idarenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda hareket ettiği, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 14/05/2018 tarih ve E:2015/5219, K:2018/1739 sayılı kararıyla;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alındığında hakların başka şekilde korunması sağlanamadığı takdirde kamera sistemlerinin çalışanların çalışma alanlarını görecek şekilde kurulmasının mümkün olduğu ancak bunun bir son çare olarak değerlendirildiği ve düzenlemenin içeriğini ayrıntılı olarak ortaya koyan bir özel düzenleyici işlemin olması gerektiği, kamera sistemlerinin çalışma alanlarını çekmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, sınırlı bir izleme sağlayacak şekilde güvenlik amacıyla giriş ve çıkışları izlemek üzere veya vatandaşlara da açık olan ortak alanlar ve iş sahiplerinin de giriş çıkışına açık, yoğun bir alışveriş trafiği olan alanlarda kurulabileceği ancak bu kameraların da çalışanların iş yapış şekillerini denetlemek veya sürekli olarak belli kişileri çekecek şekilde kurulmaması gerektiği, güvenlik amacıyla kurulmuş olmaları ve bu nedenle amaca hizmet eder şekilde konumlandırılmasının gerektiği,
Yine, kamera sistemlerinin zorunlu güvenlik amacı ile ve başka bir yolla bu güvenlik amacı sağlanamıyorsa kurulabilmesi mümkün olsa da, uygulamanın usul ve esaslarını gösteren yasal dayanağının bulunması, açık ve anlaşılabilir olması ve ilgililerin bu konudaki hakları ve kamera sistemi ile ilgili olarak bilgilendirilmiş olmasının gerektiği, toplanan görüntülerle ilgili güvencelerin sağlanması, dava konusu işlemin bu haliyle sınırları belirlenmemiş, yasal dayanağı olmayan, uygulamaya dair usul ve esaslar ile güvenceleri düzenlenmemiş bir sistemle yürütüldüğü ve bu haliyle kamu yararına yönelik olduğunu kabul etmeye imkan bulunmadığı, Anayasal bir ilke olan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği ve mahremiyet hakkını ihlal ettiği, kişilik haklarına aykırı şekilde kamu görevlilerinin tüm faaliyetlerinin izlenmesine imkan tanıyan uygulamada isabet bulunmadığı,
Kameralı takip sistemi ile kurumca amaçlanan kamu yararı arasında orantılılık bulunmadığından uygulamanın ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmekte olduğu, Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği, değişik 20/3. maddesinde de, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğinin belirtildiği, ancak konuyla ilgili dava konusu işlemin gerçekleştirildiği aşamada yasal bir düzenlemenin yapılmadığı, idarelerin teknolojik gelişmelerden de yararlanarak kamu çalışanlarının faaliyet yürüttüğü alanda güvenlik ve suçun önlenmesi amacıyla kameralı takip sistemi uygulaması, güvenlik amacı ile giriş ve çıkışlar gibi alanlar dışında kameraların çalışanların çalışma odalarını ve servisleri çekecek şekilde yerleştirildiği durumlarda, kamusal alanda da olsa özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında bulunduğunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Dairelerinin daha önceki tarihli kararlarından anlaşıldığı,
Uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olması gerektiği, idarelerin güvenlik ve kamu yararını sağlama ihtiyacı ve çalışanların özel hayatının gizliliği gibi haklarının karşı karşıya geldiği bu gibi uyuşmazlıklarda olayın dosyaya özel olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği, uyuşmazlığın bu davaya özgü halinin değerlendirilmesinde, dosyada yer alan fotoğraflardan kamera sisteminin yerleştirildiği konum ve çektiği alan dikkate alındığında, iş yerinin güvenliğini sağlama amacını aşarak, doğrudan çalışan memurun kendisinin, diğer memurlarla ya da iş sahipleriyle ilişkisinin ve kamu hizmetinin görülmesi sırasında yaptığı her türlü haberleşmesinin, çalışma alanı ve masasının gözlemlendiği kamera takip sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmaması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması ve bu haliyle temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/10/2020 tarih ve E:2020/1215, K:2020/1870 sayılı kararıyla;
İdarenin güvenlik ve kamu yararını sağlama ihtiyacı ve çalışanların özel hayatın gizliliği gibi haklarının karşı karşıya geldiği bu gibi uyuşmazlıklarda, olayın dosyaya özel olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği,
Uyuşmazlığın bu davaya özgü hali değerlendirildiğinde; dosyada yer alan fotoğraflardan kamera sisteminin yerleştirildiği konum ve çektiği alan dikkate alındığında, iş yerinin güvenliğini sağlama amacını aşarak, doğrudan çalışan memurun kendisinin, diğer memurlarla ya da iş sahipleriyle ilişkisinin ve kamu hizmetinin görülmesi sırasında yaptığı her türlü haberleşmesinin, çalışma alanı ve masasının gözlemlendiği kamera takip sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinin anlaşıldığı; uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmaması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması ve bu haliyle temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, ısrar kararının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının görev yaptığı icra müdürlüğüne takılan kamerayı sökmek ve üzerine poşet koymak suretiyle görüntü alınmasını engellemeye çalıştığı; bu eylemleri nedeniyle davacıya aylıktan kesme cezası verildiği; Ankara'daki icra müdürlüklerinde giriş-çıkış sirkülasyonunun çok fazla olması, icra müdürlüklerinin çalışma ve işleyiş konusu itibarıyla icra personeli ve vatandaş arasında zaman zaman tartışmalar yaşandığı, bu yerlere ilişkin rüşvet, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, alacaklı ile borçlu arasında tehdit, iş takipçiliği gibi şikayetlerin çokça vuku bulması, bahse konu şikayetler ile ilgili yürütülen soruşturmaların sürüncemede kalmaması saikleriyle davaya konu kamera sisteminin kurulduğu; icra müdür ve yardımcılarının Bakanlıklarına intikal eden 2 adet kasadan para çalınması ve 92 adet dosya evrak kaybedilmesi eylemlerinden dolayı adli ve idari cezaya çarptırıldıkları, bu ve benzeri vahim olayların önlenmesinin de amaçlandığı, kamu hizmeti gören memurların bu hizmetleri ifa ettikleri kamu binalarının kamuya açık alanlar olduğu, bu gibi yerlerin idarelerin gözetim ve denetimi altında bulunduğu, bu çerçevede idarelerin kamu binalarında kamu hizmeti ve yararına olacak şekilde her türlü tedbiri almakla görevli ve yetkili olduğu, dolayısıyla kamu hizmeti görülen yerler arasında bulunan adliye binasında çalışma ortamının denetim ve güvenliğini sağlama maksadıyla kamera sistemi kurulmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, ayrıca davacının dilekçesinde belirtildiği gibi icra müdürlerinin makam odasının bulunmadığı, sadece icra dairelerinin giriş kısmında açık ofis şeklinde çalışma masalarının bulunduğu, kamera açısının icra dairesinin tamamını görecek şekilde yerleştirildiği belirtilerek, karar düzeltilmesi isteminin kabul edilerek ısrar kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : İstemin kabulü ile, ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 15/10/2020 tarih ve E:2020/1215, K:2020/1870 sayılı bozma kararı kaldırılarak, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik davacının temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı idarece, Ankara İlinin nüfusunun fazla ve merkezde tek adliyenin bulunması, icra müdürlüklerine giriş çıkış sirkülasyonunun çok fazla olması, icra müdürlüklerinde çalışma ve işleyiş konusu itibarıyla icra personeli ve vatandaş arasında zaman zaman tartışma yaşanması, "rüşvet, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, alacaklı ile borçlu arasındaki tehdit, korku ve panik uyandıracak şekilde baskı yapma, iş takipçiliği" gibi konusu suç teşkil eden şikâyetlerin vuku bulduğu ve bu şikâyetlerin arttığı gerekçe gösterilerek icra dairelerine kamera takip sistemi yerleştirilmiştir.
… İcra Müdürü olarak görev yapan davacı tarafından 12/02/2013 tarihinde, bu kameralı takip sisteminin kaldırılması yolunda … Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe ile başvuru yapılmıştır.
Bu başvuruya cevap verilmemesi üzerine davacı tarafından 08/04/2013 tarihinde bu uygulamanın kaldırılması, ısrar edilmesi halinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11/2. maddesi uyarınca tarafına yazılı emir verilmesi yolunda bir başvuru daha yapılmıştır.
Bu başvurusunun zımnen reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde; "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmüne yer verilmiş, "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı değişik 20. maddesinde ise, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
....
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." denilmek suretiyle, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceye bağlanmıştır.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı" başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceği kurala bağlanmış; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 17. maddesinde de, hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi veya yasadışı olarak müdahale edilemeyeceği; hiç kimsenin şeref ve itibarına yasal olmayan tecavüzlerde bulunulmayacağı, herkesin bu gibi müdahalelere ya da tecavüzlere karşı yasalarca korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Somut uyuşmazlık davalı idarece icra dairelerine kamera sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğine müdahale teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin yukarıda yer verilen hükümlerinde, özel hayata saygı hakkı temel hak ve özgürlük kategorisinde kabul edilmekte ve bu kapsamda korunmaktadır. Bu bağlamda, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu her türlü tereddütten uzaktır. Dolayısıyla, gerek diğer bireylerin gerekse de devletin kişilerin özel hayatı kapsamında bulunan unsurlara müdahalesi, anılan hakkın ihlali anlamına gelebilmektedir. Ancak, özel hayata saygı duyulması hakkının ihlalinden söz edilebilmesi için, müdahalenin özel hayatın gizliliği kapsamında korunan bir unsura yönelmesi gerektiği de açıktır. Diğer bir anlatımla, devlet veya diğer kişilerce gerçekleştirilen müdahalenin özel hayatın gizliliği kapsamında korunan unsurlara yönelmediği hallerde herhangi bir hak sınırlandırmasından söz edilmesi mümkün olmayacaktır. Bu kapsamda, özel hayatın gizliliğinin ihlalinden bahsedebilmek için, müdahalenin kamusal alanda vuku bulup bulmadığı önemli bir kriter teşkil etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da ifade edildiği üzere, müdahalenin kamusal alanda vuku bulduğu hallerde dahi, bir kimsenin kamusal alanda "özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi" söz konusu ise, özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz etmek mümkündür. (AİHM, Alpha Doryforiki Tileoraisi Anonymi Etairia/Yunanistan, Başvuru No: 72562/10, 22/02/2018, Paragraf No: 64; AİHM, Lopez Ribalda/İspanya, Başvuru No: 1874/13 ve 8567/13, 17/10/2019, Paragraf No: 89) Bununla birlikte, bu beklentiden söz edilemediği durumlarda, kamusal alandaki müdahalelerin özel hayatın gizliliğini sınırlandırdığı kabul edilmemelidir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, yukarıda atıfta bulunulan Lopez Ribalda/İspanya kararında, kamusal alanda özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi kriteri doğrultusunda yaptığı değerlendirme neticesinde, işyeri sahibince hırsızlık şüphesinin aydınlatılması amacıyla süpermarketteki kasa bölgesinin gizli kamera kaydı ile izlenmesini, market çalışanları bakımından özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak görmemiştir.
Büyük Daire, mezkur kararında, market çalışanlarının özel hayatının korunması hakkı ile işverenin mülkiyet hakkının korunması ve şirketinin sorunsuz çalışmasını sağlama imkânı arasında bir orantılılık değerlendirmesi yapmıştır. Bu bağlamda, bir kısmı "çalışanlar önceden bilgilendirilmeksizin" alınan, uyuşmazlığa konu video kaydının, süpermarketteki ekonomik kayıplardan dolayı ortaya çıkan hırsızlık şüphesinin aydınlatılması sebebiyle "meşru amaç doğrultusunda" alındığının yerel mahkemelerce gerekçeli bir şekilde ortaya koyulduğuna, aynı şekilde yerel mahkemelerin başvuranların mahremiyetine yapılan müdahalenin boyutunu gözeterek alınan tedbirlerin izlenen alanlar ve personel açısından sınırlı olduğu ve zaman bakımından hırsızlık şüphesini doğrulamak için gerekli olan süre sınırının aşılmadığı hususlarını tespit ettiğine vurgu yapan Büyük Daire, "meslektaşların görebildiği veya erişebildiği yerlerde" bir çalışanın mahremiyetinin korunması bakımından makul beklentisinin düşük olduğunu, video kayıtlarının sadece süpermarket müdürü, şirketin yasal temsilcisi ve sendika temsilcisi tarafından izlendiğini ifade ederek, başvuranların mahremiyetine yapılan müdahalenin orantılı olduğu görüşünü kabul etmiş ve başvuranların özel hayatlarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Diğer taraftan, Büyük Daire, çalışanların mahremiyetinin korunması bakımından makul beklenti içinde olması bağlamında video kayıt tedbirinin orantılılığını değerlendirirken, izlemenin gerçekleştirildiği ortamları, bu ortamların niteliğine göre farklı bir şekilde ele almış, çalışanların mahremiyetinin korunması bakımından makul beklentinin, tuvaletler veya giyinme odası gibi ortamın doğası gereği özel olan yerlerde çok yüksek olduğu, hatta bu alanlarda kayıt altına almanın tamamen yasaklanması gerektiği, çalışanların ofisleri gibi kapalı alanlarda da bu beklentinin çok yüksek kaldığı, bununla birlikte, diğer çalışanların görebildiği veya erişebildiği alanlarda veya genel olarak kamuya açık alanlarda makul beklentinin daha düşük olacağını vurgulamıştır. (AİHM, Lopez Ribalda/İspanya, Paragraf No: 123, 124 ve 125)
Bu anlatımlar doğrultusunda, somut uyuşmazlığın çözümü için, her şeyden önce kamera sisteminin kurulduğu icra dairelerinin buralarda görev yapan personel bakımından özel hayat alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi, bir başka ifadeyle, icra dairelerinin nitelik itibarıyla kamusal alan olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, akabinde ise ilgili personel bakımından somut uyuşmazlık özelinde bu alanlarda özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisinden söz edilip edilemeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.
Davaya konu kamera sisteminin kurulduğu icra daireleri, kamu hizmeti niteliğinde bulunan icra iş ve işlemlerinin yürütüldüğü yerler olup, bu dairelere iş takibi dolayısıyla alacaklı, borçlu ve tüm ilgililer giriş çıkış yapabilmektedir. Bu niteliği itibarıyla, kamu hizmetinin yürütüldüğü binalardan olan icra dairelerinin "kamuya açık", kamu binası niteliğinde olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Kamu hizmetlerinin yürütüldüğü ve kamu görevlilerinin kendilerine verilen görevleri ifa ettiği tüm kamu binalarında olduğu gibi, davalı idarenin anılan yerde gözetim ve denetimi sağlama görevi bulunduğu gözetildiğinde, icra dairelerinin buralarda görev yapan personel de dahil olmak üzere, herkes yönünden kamusal alan vasfında olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, kural olarak bu alanlarda vuku bulan müdahaleler yönünden "özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi" söz konusu değilse, özel hayatın gizliliğinin sınırlandırılmasından söz etmek hukuken mümkün değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda değinilen kararında ortaya konulan temel yaklaşım doğrultusunda, somut olay bakımından icra dairesi personelinin özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi irdelenirken, anılan alanların kamera ile izlenmesi tedbirinin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı önemli bir etken teşkil etmektedir. Bu çerçevede, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere bakıldığında; Ankara İlinin nüfusunun fazla olması ve merkezde tek adliyenin bulunması, icra müdürlüklerine giriş çıkış sirkülasyonunun çok fazla olması, icra müdürlüklerinde çalışma ve işleyiş konusu itibarıyla icra personeli ve vatandaş arasında zaman zaman tartışma yaşanması, "rüşvet, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, alacaklı ile borçlu arasındaki tehdit, korku ve panik uyandıracak şekilde baskı yapma, iş takipçiliği" gibi konusu suç teşkil eden şikâyetlerin vuku bulması ve bu şikâyetlerin artmış olması gerekçelerine istinaden icra dairelerine kamera takip sistemi yerleştirildiği, muhtelif zamanlarda icra kasalarından para çalınması ve icra dosyalarındaki evrakın kaybedilmesi gibi eylemlerin meydana geldiği, bu eylemler nedeniyle icra personeli hakkında adli ve idari yaptırımların uygulandığı görüldüğünden, davalı idarenin meşru bir amaç doğrultusunda icra dairelerinde kamera ile izleme tedbirini uyguladığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacı tarafından "makam odasının" kamera ile izlenmesinden bahsedilmekte ise de; dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, icra müdürlerinin icra dairelerinde iş takibi dolayısıyla tüm ilgililerin giriş çıkış yapabildiği bölümde açık ofis şeklinde çalışma masalarının bulunduğu, bu alanın ayrı ve özel bir çalışma ofisi ya da makam odası olarak nitelendirilmeyeceği, dolayısıyla bu kısımlar yönünden de icra müdürlerinin veya ilgili personelin "özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi"nin yüksek olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, her ne kadar işlem tarihinde yürürlükte olmasa da sonradan yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkün olup, somut uyuşmazlığa konu kamera kayıtlarının anılan Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca korunacağı ve veri sorumlusu konumunda bulunan davalı idare dışındaki kişi ve kurumlarla paylaşılamayacağı hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Tüm bu değerlendirmeler neticesinde, kamusal alan niteliğinde olduğu hususunda kuşku bulunmayan icra dairelerinin kamera ile izlenmesinin, burada görev yapan personel bakımından özel hayatın gizliğini ihlal ettiğinden söz edilmesi hukuken olanaklı değildir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.24/11/2021 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
X- Davalı idare tarafından karar düzeltme dilekçesinde öne sürülen hususlar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/10/2020 tarih ve E:2020/1215, K:2020/1870 sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/10/2020 tarih ve E:2020/1215, K:2020/1870 sayılı kararının kaldırılması isteminin kabulü ile, ısrar kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan kararındaki "XX-karşı oy" gerekçesi doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.