
Esas No: 2021/2822
Karar No: 2021/2543
Karar Tarihi: 22.11.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/2822 Esas 2021/2543 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2822
Karar No : 2021/2543
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2-...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/02/2021 tarih ve E:2017/6598, K:2021/1984 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan ve 10/02/2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/02/2021 tarih ve E:2017/6598, K:2021/1984 sayılı kararıyla;
Dairelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda yer alan tespit ve değerlendirmelere yer verildikten sonra,
Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, davaya konu edilen imar planı yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı,
Çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, çevresinde 14-15 katlı yüksek yoğunluklu konut alanlarının bulunduğu bir alanda, dava konusu uygulama imar planıyla taşınmaza ayrık nizam, 5 Kat, TAKS:0.25; KAKS:1,25 yapılaşma koşulları verilerek çevredeki yüksek yoğunluklu konut alanlarından daha az yapılaşma şartları getirildiği, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlenebileceği, sınırlı bir alanda yapılan dava konusu imar planı değişikliklerine konu alanda sosyal teknik altyapı alanı ayrılmasının mutlaka gerekli ve zorunlu olmadığı, ayrıca yapılan bu değişikliğin, sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek oranda da olmadığı,
Bu durumda, üst ölçekli çevre düzeni planı kararlarına, şehircilik ve planlama esasları ile kamu yararına uygun ve çevre imar bütünlüğü ile uyumlu olan dava konusu imar planı değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporuna aykırı karar verildiği, ilgili kurumlardan alınması gerekli görüşlerin alınmadığı, mer'i plan bütünlüğünün bozulduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin rant amacıyla yapıldığı, yapı yoğunluğunun artırıldığı, donatı alanlarının azaltıldığı, üst ölçekli planlara aykırı kararlar üretildiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin amir düzenlemelerine uyulmadığı, bu nedenlerle, Daire kararının bozularak, dava konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde, ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerde, aynı Kanun'un 11. maddesindeki itiraz usulünün uygulanmayacağı belirtilmiş ise de; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, nazım ve uygulama imar planlarının belediye meclisince onaylanması sonrasında bir ay süre ile ilan edilmesi ve bu süre içerisinde planlara itiraz edilebilmesine ilişkin özel bir süreç düzenlenmiş olup, ilan süresi içerisinde yapılan itirazların da belediye meclisince onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Bu sürecin, imar planlarına aleniyet kazandırmanın yanında, sözü edilen planlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek planlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesi için öngörüldüğü açıktır.
Dolayısıyla, dava açma süresinin başlangıcı belirlenirken, belirtilen amaçların hasıl olabilmesi için, bir aylık ilan süresi sonrasında, yapılan itirazların incelenerek kesin karara bağlanması için öngörülen onbeş günlük sürenin de beklenilmesi önem arz etmektedir.
Buna göre, bir aylık ilan süresinin bitiminden itibaren başlayan onbeş günlük süre içerisinde itirazlar hakkında bir karar verilmişse bu tarihten, verilmemişse onbeş günlük sürenin bitimini izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlatılması gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, eğer ilan-askı tutanaklarında, ivedi yargılama usulüne tabi imar planlarına karşı otuz günlük özel dava açma süresi içerisinde dava açılabileceği belirtilmediyse, dava açma süresinin, genel dava açma süresi olan altmış gün olduğunun da kabulü gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından askı sürecinde imar planlarına yapılan itiraz hakkında davalı idarece onbeş günlük süre içerisinde herhangi bir işlemin tesis edilmediği ve ilan-askı tutanaklarında, dava konusu imar planlarına karşı otuz günlük özel dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu imar planlarının son ilan tarihinden (07/04/2017) itibaren onbeş günlük sürenin de geçmesiyle başlayan altmış günlük dava açma süresinin son günü olan, 21/06/2017 (Çarşamba) tarihine kadar açılması gerekirken, bu süre geçirilerek 01/08/2017 tarihinde açıldığı anlaşılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Bu nedenle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'nin; dava konusu taşınmaz ve yakın çevresindeki taşınmazlarla mülkiyet bağı bulunmayan, MERNİS kayıtlarından İstanbul'un Anadolu Yakasında bulunan Pendik ve Kadıköy İlçelerinde ikamet ettikleri anlaşılan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi sıfatıyla dava açtıklarını belirten davacıların, Avrupa Yakasında bulunan Bakırköy İlçesi sınırlarındaki dava konusu taşınmazla herhangi bir hukuki ilgilerinin bulunmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi olmalarının da dava konusu işlemle davacılar arasında bulunması gereken meşru, kişisel ve güncel ilginin tesisi için yeterli olmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacıların, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatlerinin, dolayısıyla subjektif dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı yönündeki ayrışık oylarına karşılık, davacıların ehliyetli olduklarına oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz istemlerinin esastan incelenmesine geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Özelleştirme kapsam ve programındaki, mülkiyeti TEDAŞ'a ait, İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 14/01/2009 tarih ve 2009-3 sayılı kararı ile onaylanarak 16/01/2009 tarih ve 27112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin yargı kararı ile iptal edilmesi sonrasında, 10/02/2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, anılan taşınmaza ilişkin, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmıştır.
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı 27/02/2017 - 28/03/2017 tarihleri arasında Bakırköy Belediyesince, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile birlikte 09/03/2017 - 07/04/2017 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesince askı suretiyle ilan edilmiş, askı sürecinde, davacılar tarafından sunulan 07/04/2017 tarihli dilekçe ile imar planı değişikliklerine itirazda bulunulmuştur.
Bunun üzerine, yapılan itiraza altmış gün içinde cevap verilmediğinden bahisle 01/08/2017 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da ise, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarının ivedi yargılama usulüne tabi olduğu; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; aynı fıkranın (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin nitelikleri gereği kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır.
Davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir.
Dolayısıyla, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde kaç gün içinde hangi merciye başvurulacağını ya da doğrudan dava açılıp açılamayacağını bilmeleri beklenemez.
Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, 10/02/2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işlemleri, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü kapsamına girmekte olup, her ne kadar söz konusu maddede, otuz günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de; Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, kanunlarda özel başvuru yolu ve dava açma süresi öngörüldüğü hallerde bunun ilgililere açıkça ve ayrıca bildirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı 27/02/2017 - 28/03/2017 tarihleri arasında Bakırköy Belediyesince, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile birlikte 09/03/2017 - 07/04/2017 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesince askı suretiyle ilan edilmiş, askı sürecinde, davacılar tarafından sunulan 07/04/2017 tarihli dilekçe ile imar planı değişikliklerine itirazda bulunulmuştur.
Dava konusu imar planı değişiklikleri askıda ilan edilirken, söz konusu planların ivedi yargılama usulüne tabi olduğuna veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin gözetilmesinin yanı sıra, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağının dikkate alınması gerekmektedir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu imar planlarının son ilan tarihi olan 07/04/2017 tarihini izleyen altmış gün içinde ve en son 06/06/2017 (Salı) tarihinde açılması gerekirken, 01/08/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/02/2021 tarih ve E:2017/6598, K:2021/1984 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/11/2021 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi, dava açma süresi ile ilgili hükümler içermekle birlikte, söz konusu maddede, tüm idari işlemlere karşı dava açılmadan önce, ilgili idare nezdinde itiraz edilebileceğini öngören genel ve ihtiyari idari usul (idari itiraz usulü) kuralları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı, ilan/askı süresi içerisinde özel ve ihtiyari bir idari itiraz usulü öngörülmüştür.
Bir uyuşmazlıkta, genel kanun ve özel kanun hükümlerinin olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki olması durumunda, o konuda genel kanunun değil özel kanunun uygulanacağı hususu hukukun temel ilkelerinden biridir.
Bu çerçevede, imar planlarına karşı açılan davalarda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinde özel bir kural olarak öngörülen bir aylık askı/ilan süresi içerisindeki özel idari itiraz usulünün, dava açma sürelerine esas alınması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, imar planlarının kesinleşip, uygulanabilmesi için öngörülen "ilan-askı-itiraz" usulünün 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki bir usül olmayıp, özel Kanun niteliğindeki 3194 sayılı Kanun'da işlemin tekemmülü için öngörülen özel bir usül olduğu ve bu kapsamda yapılan itirazın 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Her ne kadar, 24/07/2008 tarih ve 5793 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesinde;
"Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilerek, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunlar uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Kanun'un 8. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülmüş ise de, maddenin yedinci cümlesinde yer alan "bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer" ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 09/06/2011 tarih ve E:2008/87, K:2011/95 sayılı kararıyla;
"...Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla çıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıları kapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar planlarının belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planların ise valilikçe onaylanacağı, her iki planın 1 ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin karara bağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllık kalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planların bütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirlerin gelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarında sürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklı olarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyan hükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarının aleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.
Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresinin imar planlarının ve değişikliklerinin aleni olmasına dayandığı ve ilgililerin idareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmar Kanunu'nun 8. maddesindeki imar planlarının onaylanmasının ardından kamuoyuna mahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içinden yapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmalarının ardından idari açından kesin ve uygulanması gereken bir işlem halini alması öngörülmekte, sözü edilen planlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek planlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Bu durumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkanı kalmamaktadır. Kuralın imar plan ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onama işlemlerini askı sürelerine tabi kılmamakla, yargı yolunu ve hak arama özgürlüğünü kullanmasını zorlaştırdığı açıktır."
gerekçesine yer verilerek, kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin değinilen kararı karşısında, 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesindeki imar planlarının da 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule tabi olacağında kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu imar planları da yürürlüğe konulurken, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule uygun olarak ilan-askı ve itiraz süreci işletilmiştir.
Öte yandan, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün olamayacağından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 27/02/2017 - 28/03/2017 tarihleri arasında Bakırköy Belediyesince, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile birlikte 09/03/2017 - 07/04/2017 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesince askı suretiyle ilan edildiği, askı-ilan sürecinde, davacılar tarafından sunulan 07/04/2017 tarihli dilekçe ile imar planı değişikliklerine itirazda bulunulduğu, itirazların altmış gün içinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine de 01/08/2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu imar planlarına davacılar tarafından askı-ilan sürecinde yapılan itirazın, son askı tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren altmış günlük cevap verme süresi içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içerisinde açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerine konu Daire kararı hakkında, uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari işlemlere karşı özel kanunlarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu hususunun da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlendiği gözönüne alındığında, adı geçen Kanun'un 20/A maddesinde getirilen ivedi yargılama usulünde otuz günlük dava açma süresinin ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklar yönünden genel dava açma süresi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasında getirilen özel kanunlarda genel dava açma süresi öngörülmüş ise bu sürenin uygulanacağına yönelik düzenleme uyarınca, ivedi yargılama usulünde uygulanacak otuz günlük dava açma süresi özel kanunda düzenlenmeyip 2577 sayılı Kanun'da düzenlenmesi sebebiyle Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca ivedi yargılama usulünde getirilen otuz günlük genel dava açma süresinin özel dava açma süresi olarak da kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 27/02/2017 - 28/03/2017 tarihleri arasında Bakırköy Belediyesince, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile birlikte 09/03/2017 - 07/04/2017 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesince askı suretiyle ilan edildiği, askı sürecinde, davacılar tarafından sunulan 07/04/2017 tarihli dilekçe ile imar planı değişikliklerine itirazda bulunulduğu, bakılan davanın ise 01/08/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu imar planı değişikliklerini en geç 07/04/2017 tarihinde öğrenen davacılar tarafından, anılan planlara karşı, askı tarihinin son gününü izleyen 08/04/2017 tarihinden itibaren başlayacak otuz günlük dava açma süresinin son gününün hafta tatiline denk gelmesi nedeniyle, en son 08/05/2017 (Pazartesi) tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 01/08/2017 tarihinde açılan davanın, esasının incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen ve sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.