22. Ceza Dairesi 2015/5955 E. , 2015/3994 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Karar tarihine göre hükmün kesin olmadığı görülmekle; Menderes Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2011 (05.02.2011) tarihli ek kararının mala zarar verme suçuna ilişkin kısmı kaldırılarak yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuğa hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi durumunda, 5275 sayılı Yasanın 106/4. maddesi uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezaya çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK"nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kısmı çıkarılarak yerine,”5275 sayılı Yasanın 106/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalanının tamamının bir defada tahsil edileceği” kelimeleri yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin oybirliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuk aşamalarda özetle; yakınıcı ... ile arkadaş olduklarını, suç tarihinde yakınanın doğum günü olması sebebiyle kendisine hediye aldığını, evde kimse yokken yerini bildiği anahtarı alarak kapıyı açıp içeri girdiğini, siyah poşet içerisindeki hediyeyi eve bıraktığını, akabinde başka erkeklerle görüşmesini
istemediği için bilgisayarının kablosunu sökerek aldığını, görüşmesini istemediği bir kızla çekilmiş fotoğrafını da yırttığını, kabloyu acele bir şekilde toplarken masa üzerindeki kimliğini de yanlışlıkla aldığını, sonradan fark ettiğini, bir anlık sinirle olduğunu, suç işleme kastının bulunmadığını belirterek, yakınıcı ile çekilmiş iki adet fotoğrafı mahkemeye sunduğu, yakınan da belli bir süre suça sürüklenen çocuk ile arkadaşlık etttiğini doğruladığı ve suç tarihinin yakınanın doğum tarihi olduğu, soruşturma aşamasında dinlenen tanık ... ; suça sürüklenen çocuğun sabah 07:30 sıralarında elinde siyah bir poşetle eve geldiğini, içeri girdiğini, 5-6 dakika sonra evden çıktığını, elinde hiçbir şey olmadığını belirttiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun hırsızlık kastı ile hareket ettiğine dair savunmasının aksini gösterir delillerin nelerden ibaret olduğu yöntemince tartışılıp gösterilmeden ve ayrıca yakınana aldığı siyah poşet içerisindeki hediyeyi eve bıraktığını belirtmesine göre bu hususun doğruluğu konusunda da yeterince araştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerinde görülmekle, hükmün istem gibi, BOZULMASINA, 14.09.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
- KARŞI OY GEREKÇESİ -
Suça Sürüklenen Çocuk hakkında suç tarihinde gündüzleyin haksız olarak elde ettiği müştekiye ait evin anahtarını kullanarak eve girip hırsızlık yaptığı, mala zarar verdiği ve konut dokunulmazlığını bozduğu gerekçesi ile kamu davası açılmış ve mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Sayın çoğunluğun hırsızlık suçuna ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum.
Hırsızlık suçunun tanımı TCK 141/1 maddesinde yapılmış olup, bu maddeye göre "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimse”"nin eylemi hırsızlık olarak tanımlanmıştır.
Sanık haksız olarak elde ettiği anahtarla müştekinin evininin kapısını açıp içeri girerek içeride müştekinin fotoğraflarını yırtarak (ve olay tutanağına göre bilgisayar internet kablosunu kopararak ) zarar verdikten sonra evden müştekiye ait nüfus cüzdanı Bilgisayara ait monitör dönüştürücüsü ve eternet bağlantı kablosunu alıp evden ayrılmıştır.
Olayın ortaya çıkmasından sonra ise Jandarmanın tuttuğu 03.08.2010 tarihli “Muhafaza altına alma” tutanağına göre bu eşyaları jandarmaya kendiliğinden teslim etmiştir.
Teori ve Uygulamaya göre hırsızlıktaki yararlanma kastı maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Önemli olan eylem konusunun menkul mal olması, zilyedin rızası dışında alınması ve yararlanma kastıdır.
Sanığın kastını ise, soyut savunmaya göre değil, olayın gerçekleşme şekli, sanığın olaydan önceki ve sonraki davranış tarzı ve oluşan sonuca göre belirlemek gerekir.
Olaya baktığımızda sanık müştekinin evine rızası dışında girmiş, yine rızası dışında ekonomik değer ifade eden bilgisayar parçaları ile nüfus cüzdanını rızası dışında alarak ayrılmıştır. Bu eylem sonucunda müştekinin ekonomik değer ifade eden malında eksilme olduğu gibi, sanığın mal varlığında da bir artış olmuştur. Bu durumda hırsızlık suçunun oluştuğunda bir tereddüt olmamalıdır.
Olayın ortaya çıkmasından sonra bu eşyaları iade etmesi TCK 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirebilir.
Bu gerekçelerle sanığın hırsızlık suçunun tamamlandığı, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. 14.09.2015