3. Hukuk Dairesi 2018/7848 E. , 2019/2658 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki asıl dava alacak, birleşen dava itirazın iptali davasında mahkemece yapılan yargılaması sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı tarafından temyizi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asıl davada; davalının 1994 yılından beri elektrik abonesi olduğunu, sayaç arızasından dolayı davalıya yıllarca fatura tahakkuk edilmediğini, durumun fark edilmesi üzerine 2004 yılında aboneye sağlam bir sayaç takılıp bu sayacın ölçüleri baz alınmak suretiyle geçmişe dönük olarak 2004 yılı mayıs ayında 5350,03 TL tutarlı fatura tahakkuku yapıldığını, davalının söz konusu faturayı ödemediğini, davalının hem abone hem de kullanıcı sıfatı ile sorumlu olduğunu, faturalarının dava tarihi itibari ile 10.038,51 TL olan borç toplamına dava tarihinden itibaren TCMB avans faizi ve faizin KDV"si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise, davalının 2004 yılı mayıs ayında 5350,03 TL tutarlı fatura bedelini ödememesi nedeni ile davalı hakkında ... 1.İcra Müdürlüğünün 2005/8898 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/23 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, davanın derdestlik yönünden reddedilmesi gerektiğini, davaya esas alacak aslının 5350,00 TL olduğunu, dava açılırken faizlerin anaparaya eklenerek 10.038,00 TL üzerinden dava açılmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu aboneliğin bulunduğu meskeni ve sayacı kullanmadığını, şirketin hesaplamasının kabul edilemeyeceğini, yeni takılan sayaç ölçümlerinin kabul edilmediğini ileri sürerek asıl ve birleşen davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davada; davanın kısmen kabulüne, 1334,33 TL üzerinden dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/23 esas 2007/230 karar sayılı dosyası yönünden ise; itirazın iptali davasının derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizin 2017/6634 Karar sayılı ve 08.05.2017 tarihli kararı ile “Somut uyuşmazlıkta; davacı kurum ile davalı arasında elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla abonelik sözleşmesinin imzalandığı, abone grubunun mesken olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve davalının 4077 sayılı yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda sözü edilen Yasanın 23. maddesi gereğince davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra verilen 15.05.2018 tarihli son kararında; asıl davanın kısmen kabulüne, 1334,33 TL üzerinden dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada ise; dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davalının temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede;
5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK" un 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2018 tarihinden itibaren 2.590,00 TL"ye çıkarılmıştır.
Hüküm, karar tarihi itibariyle davalı açısından kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca Yargıtay"cada temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık, elektrik aboneliğinden kaynaklı olup asıl davada alacak ve birleşen davada itirazın iptali talebine ilişkindir.
3- 6100 sayılı HMK"nın 266.maddesi hükmü uyarınca; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Aynı yasanın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 19.maddesinde sayacın müşterinin kusuru dışında hiç tüketim kaydetmemesi, 20.maddesinde de ise sayacın müşterinin kusuru dışında doğru tüketim kaydetmemesi halinde elektrik tüketim bedellerinin hesaplanmasına dair yöntemler belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı ... şirketi tarafından davalının sayacının tüketim kaydetmediğinin fark edilmesi üzerine sayacın 22.03.2004 tarihli tutanak ile sökülerek muayeneye gönderildiği, muayene raporunda sayaç tamirinin mümkün olmadığı ve arızalı olduğunun belirtildiği, davacı ... şirketi tarafından yeni takılan sayaç tüketim değerleri esas alınarak tahakkuk işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Yönetmelikler ancak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki dönemlerde gerçekleşen olaylara uygulanabilir. Daha önce gerçekleşen olaylara sonradan yürürlüğe giren yönetmeliklerin uygulanarak alacak hesabı yapılması mümkün olmadığı gibi, yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılmasından sonra gerçekleşen olaylara da yürürlükten kaldırılmış eski yönetmelik hükümlerinin uygulanması dahi mümkün değildir.
Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği 01.03.2003 tarihinde yürürlükten kaldırılmış ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.
Somut olaya gelince, davaya konu tüketimi belirsiz ve hesaplanmaya muhtaç olan dönem 1996 ile 2003 dönemidir. Mahkemece, bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplama yapılmış, tahakkuk dönemlerinde yürürlükte olan iki ayrı yönetmelik hükümlerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca hükme esas alınan rapora davacı tarafça itiraz edilmiş, itirazlar karşılanmadan hüküm tesis edilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı ... şirketinin tahakkuka esas tarihleri dikkate alınarak, 01.03.2003 tarihinden önceki tahakkuklar için Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümlerine, bu tarihten sonraki tahakkuklar için ise Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre ayrı ayrı hesaplama yapılarak davacının elektrik tüketim bedeline ilişkin itirazları karşılar, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınması için konusunda uzman üç elektrik mühendisinden oluşan bilirkişiye tevdi edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile verilen karar doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"un 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK" un 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.