12. Ceza Dairesi 2020/12489 E. , 2021/4327 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hükümler, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama sonucunda, şantaj suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 107/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 107/1, 52. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 134/2. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.07.2010 tarihli ve 2010/86 esas, 2010/522 karar sayılı kararının 13.09.2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde 20.12.2011 tarihinde TCK"nın 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediği ve ... 8. Sulh Ceza Mahkemesinin bu suçtan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 11.01.2016 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/137 esas, 2016/240 karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
... Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2020 tarihli bozma istemli tebliğnamesi ve ... .... Ceza Dairesinin 04.11.2020 tarihli görevsizlik kararıyla Dairemize gönderilen dosyanın incelenmesinde;
Kayden 16.12.1993 doğumlu 15 yaşındaki suça sürüklenen çocuk ... tarafından, kayden 30.11.1995 doğumlu 13 yaşındaki mağdur ...’nin üzerinde alt ve üst iç çamaşırlarının bulunduğu yarı çıplak fotoğraflarının facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde 25.09.2009 tarihine kadar yayımlanması biçiminde suça sürüklenen çocuğa görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak isnat edilen eylemin, TCK’nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği,
Ayrıca, suça sürüklenen çocuk hakkındaki 27.07.2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gıyabi kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk müdafiine tebliğ edilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilmesinden dolayı yapılan tebligat usulsüz olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın bu nedenle usulünce kesinleşmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle CMK"nın 231/8. maddesi gereğince zamanaşımının durmayacağı ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinde öngörülen 3 yıllık denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinin ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunduğunun kabul edilemeyeceği dikkate alındığında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına dair 29.03.2016 tarihli kararın hukuki değerden yoksun bulunduğu ve hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararı zamanaşımını kesmeyeceğinden dava zamanaşımını kesen en son işlemin suça sürüklenen çocuğun sorgu ve savunmasının alındığı 01.06.2010 tarihi olduğu belirlenerek yapılan incelemede:
Suça sürüklenen çocuğa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemler, TCK"nın 107. maddesinde şantaj ve TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal başlığı altında yaptırıma bağlanmış olup, TCK"nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçların asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu; ancak, 25.09.2009 tarihinde işlendiği iddia edilen eylemlerin işlendiği sırada suça sürüklenen çocuğun onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamasından dolayı TCK’nın 66/2. maddesi uyarınca 15-18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuk açısından asli dava zamanaşımı süresinin 5 yıl ... ay olduğu, TCK’nın 67/.... maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem olan suça sürüklenen çocuğun sorgu ve savunmasının alındığı 01.06.2010 tarihinden itibaren TCK"nın 66/1-e ve 66/2. maddelerinde öngörülen 5 yıl ... aylık zamanaşımının temyiz inceleme tarihinden önce gerçekleştiği anlaşıldığından, CMK"nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar da bulunmadığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; suça sürüklenen çocuk hakkındaki davaların TCK"nın 66/1-e, 66/2 ve CMK"nın 223/8. maddeleri gereğince isteme aykırı olarak ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.