14. Hukuk Dairesi 2020/4141 E. , 2020/8520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23/06/2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, ... Köyünde bulunan 110 ada 3 ve 4 parsel ile 106 ada 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığı haricen gidermenin mümkün olmadığını belirterek ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., 106 ada 22 parselin tapu kaydında bulunan muhdesat şerhi uyarınca ev ve fındık ağaçları ile 110 ada 3 parselde bulunan fındık ağaçlarının babası ... oğlu ... ..."a a ait olduğunu dile getirmiştir.
Davalı ..., 106 ada 23 parseldeki ev ve fındık ağaçlarının kendisine ait olduğunu, 106 ada 22 parselde babası ... oğlu ..."a ait ev olduğunu, ev ve fındık ağaçları dikkate alınmaksızın taşınmaz değerinin belirlenmesini istediğini dile getirmiştir.
Davalı ..., 106 ada 22 parselde kayıtlı evin babaları ..."a, 110 ada 4 parseldeki evin kendisine ait olduğunu ve yine 110 ada 4 parseldeki fındık ağaçlarının babası ... oğlu ..."a a ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, "davanın kabulüne; dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine" karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili ve davacılar vekili temyiz etmişlerdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi" başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
Aynı Yasanın "Hüküm kapsamı" başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
"Hükmün yazılması" başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; mahkemece tefhim edilen kısa kararda dava konusu 106 ada 22 parsel sayılı taşınmazda ve 110 ada 3 parsel sayılı taşınmazda ... oğlu ... ... tapu kayıt maliki olmadığı halde muhdesatlar düşüldükten sonra geriye kalan satış bedelinin ... oğlu ... ..."ın mirasçılık belgesi dikkate alınarak dağıtılmasına ve yine 110 ada 4 parsel ve 106 ada 23 parsel sayılı taşınmazda ... oğlu ... tapu kayıt maliki olmadığı halde muhdesatlar düşüldükten sonra geriye kalan satış bedelinin ... oğlu ..."ın mirasçılık belgesi dikkate alınarak dağıtılmasına karar verilmiş, gerekçeli kararda ise tapu kayıt maliki olmayan murislere ait mirasçılık belgesi ilgili hüküm fıkrasından çıkarılarak satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmiştir.
Hal böyle olunca gerekçeli karar hüküm sonucu itibariyle doğru olsa da kısa karar ile çelişki oluşturmaktadır.
10/04/1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği ön görülmüştür.
Diğer yandan hükmün 4-a bendinde 106 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bulunan "taşınmaz üzerinde bulunan ahşap evin paydaş Hüseyinoğulları ... ... ile ölü ... tarafından inşa edilmiştir." şerhi uyarınca yüzde 26,83 muhdesat oranından tapu kayıt maliki olmadığı halde ölü ..."ın mirasçılık belgesine göre mirasçılarına da pay verilmiştir.
O halde, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olduğu gibi 106 ada 22 parsel yönünden tapu kayıt maliki olmayan ... oğlu ... mirasçılarına muhdesattan pay verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 16.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.