14. Hukuk Dairesi 2020/2868 E. , 2020/8539 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.01.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.12.2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaş olduğu 6374 ada 10 parsel sayılı taşınmazda önceki paydaşın payını satış yoluyla davalıya devrettiğini, bildirim yapılmadığını, gerçek pay satış değerinin önalım hakkına engel olmak için tapuda yüksek gösterildiğini ileri sürerek, gerçek değer üzerinden davalı adına kayıtlı payın önalım nedeniyle iptal edilerek davacılar adına eşit olarak tescilini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazda eylemli paylaşım bulunduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu payın keşfen belirlenen değerine dayanılarak davacıların bedelde muvazaa iddiasına itibar edilmek suretiyle davanın kabulüne dair verilen ilk kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 06.06.2017 tarihli 2015/13848 Esas ve 2017/4728 Karar sayılı “ Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Davacı, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır. Davacı, satış sözleşmesinin tarafı bulunmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Ancak keşif tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazda davacı ve davalı pay malikidir. Davalının bu payı dava dışı önceki paydaşdan edindiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşifte, mahkemenin gözlemi olarak taşınmaz üzerinde 3 katlı konut olarak kullanılan bina bulunduğu, zemin katta davacılardan ...’nun, birinci katta ...’nun, ikinci katta ise ...’nun oturduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalının eylemli paylaşım savunması bulunduğuna göre eylemli paylaşım olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğimin araştırılması gerekir. Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre; önalım davalarında depo edilmesi gereken bedel taşınmazdaki payın satış bedeli ile davalı tarafından yatırılan harç ve masrafların toplamından ibarettir. Davacının bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığına göre depo edilmesi gereken bedelin bu şekilde tespit edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, eylemli paylaşım bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; mahkemece önceki bozma kararı gereğince keşif yapıldığı, tanıkların dinlendiği, bilirkişilerden rapor alındığı ve ardından filli taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar fiili taksim sebebiyle davanın reddine karar verilmişse de dava konusu 6374 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacılarca kullanıldığı, davalıya pay satan İbrahim Aydın’ın taşınmazda kullandığı yer bulunmadığı tanık ifadeleriyle açıkça belirtildiği halde bu husus nazara alınmadan fiili taksimin varlığından bahsedilemez. Önceki bozma kararımız çerçevesinde fiili taksim belirlenemediğine göre resmi satış sözleşmesindeki bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.