14. Hukuk Dairesi 2020/311 E. , 2020/8547 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22/04/2011 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06/03/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalının dava konusu 316 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 15.12.2010 tarihinde dava dışı önceki paydaş Gülsüm"den pay satın aldığını, bu hususta müvekkillerine bildirim yapmadıklarını ve müvekkillerinin önalım hakkını engellemek için satış bedelinin tapuda 30.000,00 TL olup fahiş gösterildiğini taşınmazın bedelinin 10.000,00 TL olduğunu ileri sürerek, yasal önalım hakkı nedeniyle tapuda davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilleri adına eşit oranda tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıların davayı hak düşürücü süre içerisinde açmadıklarını ve dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk kararında davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 20.11.2015 tarihli 2014/14368 E. ve 2015/10644 K. sayılı ilamı ile, "Davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece davacıların bedelde muvazaa iddiaları ve davalının fiili taksim savunması üzerinde durulmamıştır. Dairemizin yukarıdaki ilkeleri gereğince öncelikle tarafların gösterdikleri deliller değerlendirilerek davacıların bedelde muvaza iddiaları ve davalının fiili taksim savunması konusunda gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile 316 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalı Selahattin Çayır adına kayıtlı 279/2347 payın iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Dava konusu payın satışına ilişkin hukuki işlemin tarafı olan davalı 3. kişi durumundaki davacıya karşı bedelde muvazaa iddiasında bulunamaz ise de davacı önalım hakkına engel olmak amacıyla satış bedelinin resmi satış senedinde yüksek gösterildiğini iddia edebilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir.
Somut olay incelendiğinde, davacılar önalım hakkına dayalı tescil talebinde bulunurken satış bedelinde muvazaa yapıldığını belirterek satış bedelinin 10.000,00TL olduğunu savunmuştur. Mahkemece, gerçek satış bedelinin belirlenmesi amacıyla keşif incelemesi yapılarak bilirkişi raporu alınmış, bu hususta tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiştir. Tanıkların bedelde muvazaaya ilişkin beyanları görgüye dayalı değildir. Ayrıca satıcı ... 20.12.2011 tarihli keşifteki beyanında hissesini 30.000,00 TL"ye sattığını, 10.11.2017 tarihli keşifte ise 15.000,00 TL"ye sattığını söyleyerek beyanları arasında çelişki oluşturduğu anlaşılmıştır.
Keşifte bilirkişinin belirlediği değer tek başına bedelde muvazaayı ispatlamaya yeterli değildir. Davacı dayandığı deliller ile muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır.
Tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacının bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından mahkemece davacıya tapudaki satış bedeliyle birlikte harç ve masrafların toplamını depo etmesi için uygun süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.