20. Hukuk Dairesi 2019/4283 E. , 2019/5554 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişme.....köyünde bulunan 105 ada 5 ve 106 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 1711.30 m² ve 10162,68 m² yüzölçümündeki taşınmazlar orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı vekili dava dilekçesi ile birlikte, müvekkilinin .... oğlu ..."a ait olan ....öyünde bulunan 1955 Mayıs, Ekim, Tarih, Cilt No: 99, Sahife No: 3-242, .....mevkii 12 ada 3 sayılı parsel ile kayıtlı taşınmazın 2003 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 04/12/2013 tarihinde 106 ada 2 parsel sayısı ile 1955 Mayıs, Ekim Tarih, Cilt No: 99, Sahife No: 3-243,....sayılı parsel ile kayıtlı taşınmaz 2003 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde: 04/12/2013 tarihinde 105 ada 5 parsel sayısı ile orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, söz konusu yerlerin 1955 yılından bu yana satın almak suretiyle maliki olunduğunu ve söz konusu taşınmazların müvekkilinin dışında zilyedi bulunmadığını, davacı adına tespiti yapılması gereken taşınmazların hukuka ve kanuna aykırı olarak orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, terör olayları nedeniyle tarım alanı olarak kullanılamayan taşınmazları müvekkilinin yerleşme amaçlı kullanmak istediğini, 04/12/2003 tarihli kadastro neticesinde Maliye Hazinesi adına usul ve kanuna aykırı kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların yeni tapu kayıtlarının iptali ve mevcut tapu kayıt ve belgelerine göre davacı ... adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile......parsel (eski 13 ada 5 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
..... Kurumlu mevkii 106 ada 2 parsel (eski 12 ada 3 parsel) sayılı taşınmaz açısından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, on yıllık sürede orman kadastrosuna karşı açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1) Davacı gerçek kişinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye davacı lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluşmadığı ve dava konusu 106 ada 2 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamına, bilirkişi rapor ve krokilerine, kadastro paftasındaki konumuna göre, çekişmeli 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dört tarafınnın orman parseli ile çevrili 6831 sayılı
Kanunun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra sayılı Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde ve 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16/1-i maddesinde "...6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı..." öngörülmüştür.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanunun madde: 17/1-2 ‘‘Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir’’ (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Kanun ile değişik hali).
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [YHGK’nın 10.12.1997 ve gün 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20-808/1039, 08.02.1999 gün 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, kanun gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece, değinilen yönler gözetilerek davacının davasının reddine karar vermek gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulüne yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Bu nedenle davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07/10/2019 günü oy birliği ile karar verildi.