1. Hukuk Dairesi 2018/4333 E. , 2020/6736 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekili tarafından istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun davalı ... yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.12.2020 Salı günü saat 10.40 da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, dava konusu 1293 ada 40 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölümü 06.01.2010 tarihinde davalı ...’ın aracılığı ile satın aldığını, alım satım işleri devam ederken kendisini notere götüren davalı ...’in, alım yetkisi içeren vekaletname düzenlettirdiğini ancak haberi olmaksızın satış yetkisinin de vekaletnameye yazdırıldığını, 02.08.2011 tarihinde dava konusu taşınmaza geldiğinde kapıyı açamayınca taşınmazın 20.05.2011 tarihinde davalı ... tarafından vekaleten davalı ...’a satıldığını öğrendiğini, tüm eşyalarının taşınmazın içinde olduğunu, davalı ...’ın herhangi bir satış bedeli ödemediğini ve taşınmazı görmeden almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek dava konusu 1293 ada 40 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...’in kendisine anne diye hitap ettiğini, daha önceki alım satımlarına aracılık yaptığı için okumadan vekaletnameyi imzaladığını, dava konusu taşınmazın davalı ...’e ait olmadığını, zira dava konusu taşınmazı satın alırken 18.12.2009 tarihinde dava dışı satıcı ...’a ödenen koparoyu kendi parasıyla ödediğini, çünkü 17.12.2009 tarihinde dava dışı bir adet taşınmazını sattığını ve satış bedeli olarak aldığı 140.000 TL’lik bloke çeki 18.12.2009 tarihinde bankadan tahsil ettiğini, ancak satıcıya 135.000 TL’lik kaparo ödenirken davalı ...’in dekonta kendi adını yazdırdığını, bakiye 120.000 TL satış bedelini ise 05.01.2010 tarihinde banka hesabından çekerek elden ödediğini, dava konusu taşınmazı kendi parasıyla satın aldığını beyan etmiştir. Davalı ..., dava konusu taşınmazı dava dışı ...’dan satın aldığını ancak çok borçlu olduğundan taşınmazın haczedilmemesi için davacıyla yaptıkları sözlü anlaşma gereğince tapu kaydını davacı adına tescil ettirdiğini, davacının da vekaletname verdiğini, davacının kendine ait olmayan dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ..., davalı ... ile samimi arkadaş olduklarını ve ona defalarca borç verdiğini, dava konusu taşınmazın alım satımı sırasında davalıya 40.000 TL borç verdiğini, davalının başkalarına da borçlu olduğunu öğrenince taşınmazı piyasa değerinden aşağı bir bedelle 210.000 TL’ye anlaşıp, 40.000 TL alacağı mahsup edince 170.000 TL üzerinden satın aldığını, davacının taşınmazı tahliye etmesi için ihtarname gönderdiğini, taşınmazı alabilmek için babasının parasını kullandığını ve aracını sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalı ...’in vekalet görevini kötüye kullandığı, davalı ...’ın da iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiş; anılan kararın davalılar vekili tarafından istinafı üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun davalı vekil ...yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiştir.Bilindiği üzere; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 345. maddesinde, “ İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.” ; aynı yasanın 346/1. maddesinde, “ İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.” 346/2. maddesinde,
“ Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı taktirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Diğer yandan; sürelerin bitimine ilişkin HMK’nin 92. maddesi, “ Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Süre, hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olaya gelince, ilk derece mahkemesinin 07.09.2017 tarihli kararı davalılar vekili Av. ...’a 31.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş; iki haftalık istinaf süresinin son günü 14.02.2018 olup, davalılar vekili ise kararı 15.02.2018 tarihinde istinaf etmiştir. Bu durumda davalılardan ... yönünden iki haftalık istinaf süresinin geçtiği anlaşılmakta olup, adı geçen davalı yönünden istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken değinilen husus göz ardı edilerek bölge adliye mahkemesince, işin esasının incelenmesi doğru değildir. Davalılardan ...’ın ise ... Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü kanalı ile ilk derece mahkemesine gönderdiği 17.09.2019 tarihli dilekçede gerekçeli kararın kendisine tebliğini istediği ve hükümlü olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... vekili Av. ...’a tebliği tarihinde adı geçen davalının hükümlü olup olmadığının, hükümlülük nedeniyle vesayet altına alınıp alınmadığının, hükmü istinaf eden vekil ile vekalet ilişkisinin devam edip etmediğinin araştırılarak davalı vekilinin davalı ... yönünden istinafının süresinde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, süresinde değil ise istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun da göz ardı edilerek bölge adliye mahkemesince işin esasının incelenmesi doğru değildir.Davalı yanın temyizi üzerine re’sen yapılan inceleme sonucu değinilen yönlerden 6100 sayılı HMK"nin 371. maddesi gereğince ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK"nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, sair hususların incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.