1. Hukuk Dairesi 2019/3350 E. , 2020/6739 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine, mahkeme veznesine depo edilen bedelin karar kesinleştikten sonra davacı ...’ye ödenmesine ilişkin olarak verilen karar, davacı ..., davalı ... (duruşmalı olarak), temlik alan ve mahkemece davacı olarak kabul edilen ... Yapı İnşaat Ltd. Şti. tarafından (duruşmalı olarak) yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.12.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... Yapı İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ..., davacı ... ve vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı ..., davalı ile aralarında dava konusu 192 ada 449 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölüme ilişkin 30.07.2014 tarihli protokol imzalandığını, bu protokole göre dava konusu taşınmazın 450.000 TL bedelle davalıya satılacağının, ancak protokolün 4. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde yine satış yoluyla iade edileceğinin kararlaştırıldığını, taşınmazın protokol gereğince davalıya devredildiğini, protokolün 4. maddesinde, imza tarihinden en geç 4 yıl içerisinde satış bedeli olan 450.000 TL’nin 210.300 USD olarak veya 450.000 TL’nin fiili ödeme gününde TEFE-TÜFE oranındaki artış sonucunda ulaşacağı değerin daha fazla olması halinde Türk Lirası üzerinden ödenmesi ve taşınmazın iade edilmesinin düzenlendiğini, davalının satış bedeli olarak ödediği 450.000 TL’yi Türk Lirası ya da USD şeklinde ödeyerek taşınmazı geri almak istediğini ancak davalının taşınmazı iade etmediğini, borç miktarını mahkeme veznesine depo etmeye hazır olduğunu ileri sürerek dava konusu 192 ada 449 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.Davalı, her ne kadar davacıyla protokol düzenlenmiş ise de asıl iradesinin dava konusu taşınmazı satın almak olduğunu, ancak iradesi fesada uğratıldığı için 30.07.2014 tarihli protokolü imzaladığını, davacıyla aralarında ticari ilişki bulunduğunu, kendisinin ve dava dışı kardeşinin yıllarca dava konusu taşınmazda kiracı olduklarını, davacının pek çok kez borç aldığını, davacının “taşınmazda dava dışı ağabeyi ... ’in de hissedar olduğunu, protokolü imzalarsa ağabeyini satış konusunda ikna edeceğini, bu protokolün göstermelik olduğunu” söyleyerek imzalattırdığını, 360.000 TL’yi devirden bir hafta önce elden, 90.000 TL’yi de satış günü banka aracılığı ile davacıya ödediğini, davacının gerçek niyetini anlamış olsa idi protokolü imzalamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddianın sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline, davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilen 210.300 USD’nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiş; davacı vekili temyiz aşamasında 29.11.2018 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiş; anılan karar Dairece, “davadan feragat nedeniyle yerel mahkemece feragat konusunda karar verilmek üzere” bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında ... Yapı İnşaat Ltd. Şirketi, 13.06.2018 tarihli temliknameye dayalı olarak, eldeki davada davacının haklarını temlik aldığını, buna ilişkin temlikname ile 28.11.2018 tarihli sulh sözleşmesi düzenlendiğini belirterek davacı sıfatıyla davaya kabulünü ve davanın feragat nedeniyle reddini, mahkeme veznesine depo edilen 210.300 USD’nin temlik alan olarak kendisine ödenmesini istemiş; davacı ..., davadan feragat beyanının, temlikname ile sulh sözleşmesinin irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek bu hususta açtığı iptal davasının bekletici mesele yapılmasını istemiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, temlik alan ... Yapı Ltd. Şirketinin de davacı olarak kabulü ile feragat nedeniyle davanın reddine, mahkeme veznesine depo edilen 210.300 USD"nin karar kesinleştikten sonra davacı ...’ye ödenmesine karar verilmiş; karar, davacı, davalı ile mahkemece davacı olarak kabul edilen temlik alan Şirket tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 192 ada 449 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu dükkan vasıflı bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı iken 01.08.2014 tarihli satış işlemiyle davalı ... adına tescil edildiği, davacının 30.07.2014 tarihli protokole dayalı olarak davalıya karşı iptal tescil istekli eldeki davayı açtığı, davadan feragat nedeniyle kararın bozulmasından sonra dosyaya ibraz edilen 13.06.2018 tarihli temliknameye göre, davacının eldeki davadan kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ... Yapı İnşaat Ltd. Şirketine temlik ettiği; yine davacı, davalı ve temlik alan Şirket arasında feragatten bir gün önce 28.11.2018 tarihinde düzenlenen ve dava konusu uyuşmazlığın belirlenen şartlarda feragat ile sonlandırılmasına ilişkin olan sulh sözleşmesinin de bozmadan sonra dosyaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı kuşkusuzdur ve mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Öte yandan; davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311.) Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez) başka bir ifadeyle davacı, feragat beyanı ile bağlıdır. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir nedene dayandığı (HMK m.311) kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur.Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK"nin 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir.
Somut olaya gelince, davacı ..., davadan feragat beyanının, temlikname ve sulh sözleşmesinin irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek bu hususta açtığı iptal davasının bekletici mesele yapılmasını istemiş; ancak mahkemece, bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle davacının davadan feragat beyanının irade sakatlığı sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması bakımından davacı tarafça bu yönde açılan davanın incelenip sonucunun beklenilmesi gerekirken, değinilen husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davacı ...’nün ... Yapı İnşaat Ltd. Şirketi ile yapmış olduğu 13.06.2018 tarihli “ Temlikname” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183. ve devam eden maddelerinde öngörülen “ alacağın devri” niteliğinde kabul edilemez. Anılan yasal düzenlemelerde öngörülen ve devri mümkün olan hak, bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada temlik konusu alacak mülkiyet hakkından kaynaklanmakta olup, yukarıda anılan maddeler çerçevesinde değerlendirilebilecek bir alacağın devri söz konusu değildir. Bunun yanı sıra gerek 1086 sayılı HUMK, gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda dava hakkının devrine ilişkin bir düzenleme yer almayıp, dava konusunun devrine ilişkin HUMK"da 186., HMK" de 125.maddeler düzenlenmiştir. O halde, 13.06.2018 tarihli temliknamenin yasanın açık hükmü karşısında ... Yapı İnşaat Ltd. Şirketine davayı takip yetkisi vermediği kuşkusuzdur. Bu nedenle temlik alan ... Yapı İnş. Ltd. Şirketinin davada yasal açıdan sıfatının varlığı da kabul edilemez.Hal böyle olunca, temlik alan Şirketin kararda davacı olarak gösterilmesi doğru değildir.
Kabule göre ise; davalı yararına vekalet ücreti yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.Tarafların temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan, duruşmaya katılan davacılar vekili için 3.050.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin karşı temyiz eden ve duruşmaya katılmayan davalıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine,15.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.