1. Hukuk Dairesi 2018/4113 E. , 2020/6878 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından, mirasbırakanın icra takibine konu olan ve olmayan pek çok borcunu davalının ödediği, dava konusu bağımsız bölümlerin mirasbırakandan değil dava dışı 3. kişiden davalıya geçtiği, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı, tenkis talebi yönünden ise hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleri ile HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmazsa, tenkis talebine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’nin kayden maliki olduğu 2353 parsel sayılı taşınmazını davalı kardeşi ...’ye satış suretiyle temlik ettiğini, davalının daha sonra taşınmazı dava dışı ...’e devrettiğini; taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesis edilmesi üzerine ... tarafından 8, 13, 18 ve 37 numaralı bağımsız bölümlerin davalıya devredildiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, muvazaalı ve bedelsiz olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile, olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.Davalı, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddiaların ispatlanamadığı, dava konusu bağımsız bölümlerin dava dışı 3. kişi tarafından temlik edildiği, tenkis istemi yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleri ile davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından, mirasbırakanın icra takibine konu olan ve olmayan pek çok borcunu davalının ödediği, dava konusu bağımsız bölümlerin mirasbırakandan değil dava dışı 3. kişiden davalıya geçtiği, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı, tenkis talebi yönünden ise hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleri ile HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 1954 doğumlu mirasbırakan ...’nin 19.02.2013 tarihinde vefatı ile geride davacı eşi ... ve davacı çocukları ... , ... , ... ve ... ’yi bıraktığı, mirasbırakanın başkaca mirasçısının olmadığı, davalı ...’nin mirasbırakanın kardeşi olduğu; mirasbırakanın 04.03.2005 tarihinde dava konusu 2353 parsel (yeni 1830 ada 1 parsel) sayılı taşınmazını davalı kardeşi Bedi’ye satış suretiyle devrettiği, davalı ...’nin 30.04.2010 tarihinde dava konusu taşınmazı dava dışı ... ’e satış suretiyle temlik ettiği, dava konusu taşınmaz üzerinde kat irtifakının tesis edilmesi üzerine ...’nün 28.02.2012 tarihinde dava konusu 8, 13, 18 ve 37 nolu bağımsız bölümleri davalıya sattığı kayden sabittir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Somut olayda, yukarıda açıklanan olgular değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın eşi ve çocukları arasında anlaşmazlığın olduğu, bu hususun tanık anlatımlarına da yansıdığı, bu yüzden aynı resmi akitle mirasbırakanın kardeşi dava dışı ...’ye de dava dışı bir takım taşınmazlarını temlik ettiği, gerek mirasbırakan tarafından yapılan temlik gerekse de ara malik ...’ye yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, davalının savunmalarında geçen ve getirtilip incelenen icra dosyalarının tetkikinden; mirasbırakanın borçlu olduğu ... 2. İcra Müdürlüğünün 2005/1920 Esas sayılı icra dosyasının takip tarihinin 24.02.2005 olduğu, diğer takiplerin ve dayanak alacakların ise temlik tarihi olan 04.03.2005’ten sonra olduğu, anılan 2005/1920 Esas sayılı icra dosyasında ise mirasbırakana ait dava dışı 61 parselin alacağına mahsuben dava dışı alacaklıya satıldığı, davalı tarafından yapılan bir ödemenin olmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.Davacılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.