22. Hukuk Dairesi 2017/27469 E. , 2020/3036 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVALILAR :1- ... ADINA VEKİLİ
AVUKAT ...
2-... GIDA İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET
LİMİTED ŞİRKETİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Mahkemece, davalı ... vekilinin temyiz istemi, temyiz süresi içerisinde yapılmaması gerekçe gösterilerek 25.07.2016 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar davalı Bakanlık vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun geçici 1. maddesi uyarınca, yürürlüğü devam eden, mülga 5308 sayılı Kanun"la değişikliğe uğramadan önceki 8. maddesi hükmü uyarınca, iş mahkemesinden verilen kararlar, yüze karşı verilmişse tefhimi, yoklukta verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.
Somut olayda, Mahkemece gerekçeli karar davalı ... vekiline 29.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı Bakanlık vekili tarafından hükmün 05.05.2016 tarihinde temyiz edildiği ve temyizin süresinde olduğu anlaşılmış olup mahkemenin 25.07.2016 tarihli, temyiz talebinin süre nedeni ile reddine ilişkin ek kararı hatalıdır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesine haklı bir neden olmadan son verildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı taraf, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin, işverence kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde son bulup bulmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, iş sözleşmesine davacının, işverenin diğer bir işçisine sataşması sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu" nun 25 maddesinin II bendinin (d) fıkrası kapsamında haklı olarak son verildiği kabul edilmiş ise de; varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Davacı vekili, 26.09.2013 tarihinde yemekhanede yemeklerin iyi çıkmadığını şaka yoluyla dile getirmesi üzerine yemekhane görevlilerinden birinin “Terbiyesiz! Sen babanın evinde böyle yemek gördün mü?” diyerek davacıyı küçük düşürmesi ve olayı abartılı bir şekilde hastane yönetimine bildirerek müvekkilinin kendilerine ve hastane yöneticilerine küfrettiğini iddia etmesi üzerine iş sözleşmesine son verildiğini ancak davacı asilin kesinlikle kimseye küfretmediğini ve sataşmadığını bu nedenle feshin haklı bir sebebi olmadığını öne sürmüştür.
Dosya incelendiğinde; feshe konu olay üzerine Suruç Devlet Hastanesi yemekhane görevlilerinin 24.09.2013 tarihinde içeriğinde herhangi bir küfür ve hakaretin olmadığı bir tutanak tuttuğu ve hastane yönetimince bu tutanakla beraber davalı Akkuş Gıda ...Şirketi"ne yazı yazılarak gereğinin yapılmasının istenildiği, bunun üzerine davalı Akkuş Gıda...Şirketi"nin davacının olayla ilgili savunmasını aldığı ve Suruç Devlet Hastanesine 04.10.2013 tarihinde cevap vererek işçiye genel uyarıların yapıldığını belirttiği; ancak hastane yönetimince bundan sonra, 24.09.2013 tarihli tutanağa bu kez küfür de eklenmek suretiyle yeniden davalı Akkuş Gıda ...Şirketi"ne 09.10.2013 tarihinde bir yazı yazıldığı ve davacının hastanedeki işine son verilmesinin istenildiği, bunun üzerine davalı Akkuş Gıda...Şirketi tarafından 10.10.2013 tarihinde Suruç Devlet Hastanesine yazı yazılarak işçinin keyfi olarak işten çıkarılamayacağı ancak buna rağmen hastanenin talebi nedeniyle tüm sorumluluk Suruç Devlet Hastanesinde olmak üzere davacının işine son verildiğinin ifade edildiği görülmektedir.
Öte yandan; davalı Akkuş Gıda...Şirketi’nin temsilcisi duruşmada alınan beyanında: " Her ne kadar davacı ... işten çıkarılmış ise de kendisinin işten çıkarılmasını ilgili hastane kurumu bizden talep etmiştir. Bizde ilk seferde bunun mümkün olmadığını belirten cevabi yazımızı gönderdik fakat Hastane tekrar tarafımıza talepte bulunduğu kendisinin hastanede çalışmasının uygun olmayacağı belirtildi, bunun üzerinde sorumluluğun kendilerinde olduğunu belirterek işine son verdik. Bize hastaneden gelen bilgilerde davacı ... in yemekhanede tartışma yaşaması nedeni ile hastanede huzursuzluğun meydana geldiği ve bu sebeplerle kendisinin çalışmasının uygun olmayacağı bildirildi. ... bizim temizlik personellerimizden birisi idi bizle ilgili olarak yapmış olduğu işlerde herhangi bir sıkıntısı yoktu, bir kimsenin herhangi bir şikayeti yoktur. Hastanenin yazısı üzerine biz kendisini işten çıkarmak zorunda kaldık." şeklinde beyanda bulunmuştur.
24.09.2013 tarihinde meydana gelen ve fesih konusu yapılan olaya ilişkin hastane tarafından aynı tarihte tutulan iki farklı tutanak sunulduğu, tutanakların birinde küfür yada hakaretten sözedilmediği diğerinde ise davacının küfür ettiğinden bahsedildiği; hastane yönetimi tarafından bu olay nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş ise de, davacının da 24.09.2013 tarihinde yemekhane sorumlusunun kendisine hakaret ettiğini öne sürerek 7.10.2013 tarihinde şikayette bulunduğu, bu iki şikayete ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirildiği ve yeterli delil olmadığı gerekçesiyle her ikisi yönünden de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı yan, eldeki davada da; tutulan tunakların içeriğine yönelik tanık deliline başvurmamış ve davacının diğer işçiye sataştığını ortaya koyan idarece tek yanlı tutulan tutanaklar dışında bir delil sunmamıştır. Bu nedenle davacının iş sözleşmesine haklı nedenle son verildiği yöntemince ispatlanamamıştır.
Bir an için feshe konu eylemin sabit olduğu ve haklı fesih koşullarının oluştuğu kabul edilse dahi, davalı Akkuş Gıda...şirketinin davacıyı önce sözlü ikaz ettiğini beyan ettiği, aynı eylem nedeniyle iki kez ceza verilmesinin mümkün bulunmadığı; kaldı ki, davalılar arası yazışmalar ve davalı şirketin temsilcisinin celsedeki beyanından davacıyı işten çıkarmak ile yetkili olan işveren Akkuş Gıda ..şirketinin fesih yönünde bir iradesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınması yerine yanılgılı değerlendirme ile reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-492 sayılı Harçlar Kanunu"nun 13/j maddesi Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan müstesna olacağı belirtilmiştir.
Somut olayda davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına ve davada müştereken ve müteselsilen sorumlu olan iki davalı bulunmasına rağmen, Mahkemece yargılama giderleri bakımından infazda tereddüt yaratacak şekilde tek davalı varmış gibi hüküm kurulması ve davalı ...’nın harçtan muaf olduğunun gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Mahkemece hüküm altına alınan alacakların “net” mi yoksa “brüt” mü olduğunun hüküm yerinde açıkça belirtilmemesi de infazda tereddüt yaratır mahiyette olduğundan doğru bulunmamıştır.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.