
Esas No: 2016/106
Karar No: 2018/2319
Karar Tarihi: 22.03.2018
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/106 Esas 2018/2319 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı yüklenici ve dava dışı arsa sahipleri ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, asıl sözleşme imzalanmadan önce taslak sözleşme imzalandığını bu nedenle davacının asıl sözleşmeyi imzalarken çok bakmadan taslak sözleşmenin aynısı olduğu düşüncesiyle imzaladığı, sözleşmeye davacının aleyhine davalının lehine hükümler konduğunu, davacının aldatılarak, hataya düşürüldüğünü ve davalı yüklenicinin sözleşme dışı 19 daire elde ettiği, bu dairelerin sözleşmede belirlenen % 33 paylaşım oranı gözetilerek taraflar arasındaki paylaşımın yerine getirilmesine, arsa maliklerinin kişi başına 5,58 daire alacağı olduğunun tespiti ile davacıya düşen 1.58 oranındaki dairenin davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili sözleşmede paylaşım oranları belirlenmediği arsa sahiplerinin alacakları dairelerin sınırlı şekilde belirtildiği, taslak sözleşmesinin ise tarafların imzasının dahi olmadığı bu nedenle de geçerli sayılamayacağı, asıl sözleşmenin noter düzenleme şeklinde olduğu, sözleşmede yer alan 24. maddenin sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde geçerli olduğunu, davacının aldatıldığı veya hataya düşürüldüğü, deneyimsiz oldukları ile dayanılan gabin iddialarının doğru olmadığını, davanın süre içerisinde açılmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia savunma bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşme yapıldığı süreçte kot farkına ilişkin bir görüşme yapılmadığı, davalı tarafın taslak sözleşmeye bu hususa ilişkin madde koymadığı, davalı tarafın yüklenici olması nedeni ile kot farkından fazladan kat kazanılabileceğini öngörmemesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın tüm bu hareketlerinin davacı tarafı hileye düşürmek kastını ortaya koyduğu, davacının davasını ıslah ederek tazminat talebinde bulunması nedeni ile davanın kabulü ile 295.585,71 TL"nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.