
Esas No: 2016/14161
Karar No: 2021/5376
Karar Tarihi: 09.11.2021
Danıştay 10. Daire 2016/14161 Esas 2021/5376 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/14161
Karar No : 2021/5376
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): … (Kendi adına asaleten, …
adına velayeten)
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 01/01/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yakınları …'un ölümünde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere imam nikahlı eşi … için 500,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, oğlu …için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 251.000,00 TL tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dilekçesinde, davacının 28/05/2015 tarihli dilekçesi ile soruşturma dosyasından örnek aldığı ve bu kapsamda davanın süresinde açıldığı belirtilmiş ise de; Savcılığın 05/03/2013 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararının davacı ile aynı adreste ikamet eden ve kazada hayatını kaybeden …'un kardeşi …isimli kişiye 12/03/2013 tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde, kovuşturmaya yer olmadığı kararının soruşturmayla ilgisi olmaması nedeniyle davacıya tebliğ edilmediği kabul edilse dahi, bu karardan haberdar olmadığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla davacının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin Savcılık kararından 12/03/2013 tarihinde haberdar olduğu ve bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde idareye başvurması ve bunun üzerine dava açma süresi içerisinde dava açması gerekirken mevzuatta öngörülen bir yıllık süre geçirildikten sonra yapılan başvuru üzerine açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kendileri ile aynı adreste yaşanan …'a tebliğ edilmiş olmasının kendilerinin de bu karardan haberdar olduklarına karine teşkil etmeyeceği, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardan haberdar olunduğu kabul edilse bile, bu kararın içeriğinden idarenin kusurlu olduğunun anlaşılmadığı, davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idarelerden …Genel Müdürlüğü tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, … Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca karar veren Danıştay Onuncu ve Sekizinci dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
01/01/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacılar yakını …'un, sevk ve idaresindeki aracın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ait sulama kanalına düşmesi sonucu hayatını kaybettiği, 02/01/2013 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında davalı idarelerin kusuruna işaret edildiği, söz konusu ölümlü trafik kazası nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kararı ile "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı verildiği, anılan kararın davacı ile aynı adreste ikamet eden ve trafik kazasında hayatını kaybeden …'un kardeşi …'a 12/03/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 28/05/2015 tarihli dilekçesi ile sigorta şirketine vermek amacıyla soruşturma dosyasındaki evrakın fotokopisini istediği, davacı vekili tarafından 07/07/2015 tarihli dilekçeler ile davalı idarelere başvuru yapıldığı ve başvurulara davalı idarelerce cevap verilmemesi üzerine 04/11/2015 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı, 12/03/2013 tarihinde davacı ile aynı adreste ikamet eden ve trafik kazasında hayatını kaybeden …'un kardeşi …'a tebliğ edilmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme kararının gerekçesinde belirtilenin aksine, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın davacı ile aynı adreste yaşayan …'a tebliğ edilmesinin, davacıya da tebliğ edilmiş gibi sonuç doğurmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacıların mağdur/müşteki konumunda olmamaları dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kendilerine tebliğ edilmesi gerekmediği gibi, tebliğ edilmiş olsa dahi, kararda, olayda davalı idarenin kusurlu olduğuna ilişkin bir ifadeye de yer verilmediğinden, bu karardan haberdar olmanın da idarenin kusurlu olduğundan haberdar olunduğu anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, …'un olayla ilgili yürütülen soruşturmada alınan 11/01/2013 tarihli ifadesinde idarenin kusurundan haberdar olduğu anlaşılmaktaysa da, esasen bu durumun, …'un olay günü kaza yapan araçta yolcu olarak bulunmasından kaynaklandığı, nitekim aynı tarihte davacı …'ın, ifadesinde, kaza ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını belirttiği de görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, eylemin idariliğinin, kesin olarak 02/01/2013 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağından anlaşılabileceği açıktır. Bu tutanağın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi veya belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının 28/05/2016 tarihli başvuru ile soruşturma dosyasındaki evrakın fotokopisini istemek suretiyle olay yeri tespit tutanağı vb. belgelere erişim sağlayarak idarenin kusurlu olduğunu öğrendiğinin kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, eylemin idariliğini 28/05/2016 tarihinde öğrendiği görülen davacı tarafından, bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde idareye başvurulduğu ve bunun üzerine de dava açma süresi içerisinde dava açıldığı görüldüğünden, Mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: ..., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.