19. Ceza Dairesi 2020/1947 E. , 2020/6148 K.
"İçtihat Metni"
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkındaki soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2017 tarihli ve 2017/188034 soruşturma, 2017/89954 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/01/2018 tarihli ve 2018/408 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 03/04/2018 gün ve 94660652-105-34-2032-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/04/2018 gün ve KYB 2018-29864 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmesi üzerine,
29.01.2020 gün ve 2018/3133 esas, 2020/551 sayılı kararı ile;
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/01/2018 tarihli ve 2018/408 Değişik İş sayılı kararının CMK’nin 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK"nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, suça konu abonelik sözleşmesinin düzenlendiği 31/03/2006 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlem bulunmadığı ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu anlaşıldığından sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın Kanuna aykırı olduğundan bahseden ihbarname içeriği yerinde görülerek kanun yararına bozulması halinde, bozmanın 5271 sayılı CMK"nin 309/4-d maddesine göre yapılıp yapılmayacağına, başka bir ifadeyle bozma nedenine göre Yüksek Dairece yeniden karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle "karar" ve "hüküm" ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
Bozma nedenleri; 5271 sayılı CMK"nin 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise anılan fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, "tekriri muhakeme" yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
5271 sayılı CMK"nin 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına karar verilecek, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda ise bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, bozma konusu yapılan kararın yerine verilmesi gereken karar, doğrudan ilgili daire tarafından verilecektir. Özel Dairece, yeniden yargılama yasağı olduğu halde, daha az cezaya hükmedilmeyip ya da ceza kaldırılmayıp, hukuka aykırılığın giderilmesinin yerel mahkemeye bırakılması halinde, bu aşamada yerel mahkemenin vereceği karar yok hükmünde olacağından, hükümlü lehine sonuç doğuracak olan hukuka aykırılık da yasal olarak giderilmemiş olacaktır.
Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeni bir inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılmayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu maddede sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanuni düzenleme ile kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama belirlenirken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür. Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, kural olarak verilen karar "hüküm" niteliğinde ise CMK"nin 309/3. maddesinin "b", "c" veya "d" bentlerine göre kanun yararına bozma yapılacak, "karar" niteliğinde olduğu kabul edilirse aynı maddenin "a" bendi uyarınca kanun yararına bozmaya konu olacaktır. Kaldı ki, somut olayda henüz kamu davası açılmamış, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar sulh ceza hâkimliği tarafından denetlenmiştir. Bu aşamada sulh ceza hâkimliği tarafından verilen kararın "hüküm" olarak değerlendirilmesi ve açılmayan kamu davasının Yüksek Dairece düşürülmesine karar verilmesi kanaatimizce mümkün görülmemektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın kabulüne ilişkin kararı inceleyen Yüksek Dairece, ihbarname içeriği belirtilen kanun yararına bozma talebi kabul edildiğinden, 5271 sayılı CMK"nin maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca bozma kararı verilmesi gerekmektedir. Özel Dairece 5271 sayılı CMK’nin 309/4-a maddesi gereğince kanun yararına bozma kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanun"un 309/4-d bendi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi usul ve Kanuna aykırı görüldüğünden olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1) İTİRAZIMIZIN KABULÜ ile Yüksek Dairenizin, 29.01.2020 tarihli ve 2018/3133 esas, 2020/551 karar sayılı İLAMININ KALDIRILMASI,
2) İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.01.2018 tarihli ve 2018/408 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA KARAR VERİLMESİ,
3) Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen 5271 sayılı CMK"nin 308/1. maddesi uyarınca arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/03/2020 tarih ve 2018/29864 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK"nin 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2)Dairemizin 29.01.2020 gün ve 2018/3133 Esas, 2020/551 Karar sayılı kanun yararına bozma kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/01/2018 tarihli ve 2018/408 Değişik İş sayılı kararının CMK"nin 309/4-a maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 10/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.