19. Ceza Dairesi 2019/3953 E. , 2020/6151 K.
"İçtihat Metni"
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet etme ve dolandırıcılık suçlarından faili meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/06/2018 tarihli ve 20178/19489 soruşturma, 2018/35903 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/08/2018 tarihli ve 2018/3932 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 30/01/2019 gün ve 94660652-105-07-16807-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/02/2019 gün ve KYB 2019/13301 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müşteki adına kayıtlı bulunan 05419377399 numaralı ve 07/09/2016 telefon abone sözleşmesi üzerinde yer alan imzanın Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 11/02/2018 tarihli ve 18-418 sayılı raporu ile müştekiye ait olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müştekinin şikâyetine konu sözleşmenin aynı telefon numarasına ait olan 02/12/2016 sözleşmeye ilişkin olduğu, bu hususun 24/08/2017 havale tarihli dilekçesi ile de soruşturma dosyasına ibraz edildiği ve dosyada mevcut sözleşme örneğine göre de abone imzasının gözle görülebilir şekilde müştekinin imzasından farklı olduğu anlaşılmakla, şikâyet konusunu oluşturan sözleşmeye ilişkin olarak bilirkişi raporu temin edilerek, sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/08/2018 tarihli ve 2018/3932 değişik iş sayılı kararının CMK"nin 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda yazılı bozma nedenine göre; yeniden bir karar vermek suretiyle müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, 10/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.