3. Hukuk Dairesi 2020/5190 E. , 2021/4385 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ... ... ile 19.12.2013 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi imzaladığını, davalı adına Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/820 esas sayılı dosyasında 57.500,00-TL değerli alacak davası açtığını, 05.02.2014 tarihinde davalının kendisini azlettiğini, azlin vekalet ücreti ödememek ve sulh olmak için yapıldığını, diğer davalı şirketin sulh nedeniyle avukatlık ücretinden sorumlu olduğunu, davalı ..."ın sulhun bir şartı olarak davadan feragat ettiğini, sözleşmeye göre 21.000,00-TL vekalet ücreti alacağı tahakkuk ettiğini, davalıların avukatlık ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00-TL akdi, 5.000,00-TL karşı yan vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve masraf alacağı 654,45-TL’nin davalı ...’tan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., diğer davalının şirket aleyhine açtığı davanın, davacının azlinden sonra başka bir avukatla sonuçlandırıldığını, hak sahiplerinin hangi vekil ile kendilerini temsil ettireceklerinin şirket yetkisi dışında olduğunu, diğer davalıya ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ... yönünden davanın reddine, davacının ıslah talebi dikkate alınarak, davacının davalı ... ile imzaladığı yazılı ücret sözleşmesi gereğince talep edebileceği akdi avukatlık ücretinin 14.375,00-TL olduğuna, bu bedelin davalı ...’tan alınarak davacıya verilmesine, bu alacaktan 5.000,00-TL için dava tarihinden, bakiyesi için ıslah tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmesine, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/820 esas sayılı dosyası ile ilgili avukatlık ücreti talebinin reddine, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/820 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama gideri olarak 654,45-TL’nin davalı ...’tan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine 13. Hukuk Dairesince (kapatılan) verilen 12/12/2017 tarihli ve 2015/30921 E. 2017/12394 K. sayılı kararla "... Somut olayda, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 19.12.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin, davacı avukat olarak takip ettiği tazminat dosyasında tarafların sulh oldukları miktarın, akdi ve yasal vekalet ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu ilke ve esaslara göre bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, 20.990,00-TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 654,45-TL"nin davalı ... (....)...."tan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş, hüküm; davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı, davalı ... (....) .....vekili olarak takip ettiği diğer davalı aleyhine açılan alacak davasının sulh ile sonuçlanması nedenine dayalı olarak akdi ve karşı yan vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili talebi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, 20.990,00-TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 05.10.2018 tarihinde 2017/6 esas, 2018/9 karar sayılı ilamla "İçtihadı birleştirmenin konusu, Avukatlık Kanununun 165. maddesinde yer alan ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk hallerinden olan sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekalet ücretinin girip girmediği hususudur....Avukatlık bir kamu hizmeti olmakla birlikte ücret karşılığında müvekkiline hukuksal yardım hizmeti sunan avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir...Özel hukukta, bir borç ilişkisinden doğan alacak hakkı da nispi hak niteliğindedir. Böyle olunca alacak hakkı ancak o borç ilişkisi nedeniyle borçlu olan kişi ya da kişilere karşı ileri sürülebilir, yargısal kararlarda ve doktrinde borç ilişkilerinin nispiliği ilkesi denilen bu ilke uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar....Akdi vekalet ücretinin iş sahibi ile hasmın müteselsil sorumluluğu kapsamında bulunduğunun kabul edilmesi hukuk güvenliği ilkesini zedeleyecektir. Ayrıca vekalet ücreti avukatın yaptığı hukuki yardımın karşılığı olan bir meblağ veya değeri ifade ettiği halde avukattan hiçbir hukuki yardım almayan hasmın, karşı yanın yaptığı sözleşmeden doğan vekalet ücreti nedeniyle onun avukatı lehine müteselsilen sorumlu tutulması, avukatlık ücretinin mahiyet ve amacına da uygun değildir. Tarafların aralarındaki dava ve uyuşmazlığı sulh ile sonuçlandırmaları her şeyden önce dava açılmakla bozulan toplumsal barış ve huzurun yeniden tesis edilmesini sağladığı gibi tarafların bir an önce hak ve alacaklarına kavuşmasını da temin etmektedir. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK"nın 140/2. maddesinde hakimin tarafları sulhe davet edeceği düzenlenerek sulh teşvik edilmiştir. Böyle olunca, usul hukuku bakımından bu kadar önemli bir müessesenin önüne sözleşmenin tarafı olmayan kişinin akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulması şeklindeki bir engelin konulması da doğru olmayacaktır....Hal böyle olunca, Avukatlık Kanunu"nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır" şeklinde karar verilmiş olup, somut olaya ilişkin anılan İçtihatı Birleştirme Kararına göre, davalı ..."nin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, yukarıda anlatılan İçtihatı Birleştirme Kararına göre değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalı ..."nin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı ..."nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.