
Esas No: 2017/3701
Karar No: 2021/5968
Karar Tarihi: 02.11.2021
Danıştay 4. Daire 2017/3701 Esas 2021/5968 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/3701
Karar No : 2021/5968
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği alacaklara ilişkin ihbarnamelerin, davacının iş yeri olan "... Mahallesi, ... Sokak, No:... ..." adresinde, kuzeni ... 'a 02/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ alındısı üzerinde "aynı konutta tebliğ, tebliğ adresinde muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden aynı konutta daimi ikamet eden ehil imzasına" notunun olduğu, ancak davacı tarafından bağlı olduğu Kocasinan Vergi Dairesine verdiği 20/01/2012 tarihli işi bırakma bildirim formu ile tebliğ olunan adresteki ticari faaliyetine son verdiğini belirttiği, nitekim ödeme emrine konu ihbarnamelerin dayanağı olan vergi inceleme raporunda da 31/12/2011 tarihi itibariyle işi terk ettiğinin ifade edildiği, davacının geçerli iş yeri adresi olmaması nedeniyle, işyeri adresinde kuzeni ...'a yapılan tebligatın geçerli bir tebliğ olmadığı, Kanunda kurala bağlanan şekilde kesinleştirilemeyen amme alacağının vadesinde ödenmediğinden de söz edilemeyeceği, bu alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından tebligatın usulüne uygun yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunduğu haliyle, “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlıklı 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, defter ve belgelerini incelemeye ibraz edilmemesi üzerine 2008 yılı için tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin davacının iş yeri olan "... Mahallesi, ... Sokak, No:... ..." adresinde kuzeni ...'a 02/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği, kamu alacağının kesinleşmesi üzerine vadesinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, görülmekte olan davada, davacının, dava konusu ödeme emri öncesinde tarafına ihbarname tebliğ edilmediğine yönelik iddiasının, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde sınırlı sayıda belirlenen iddialardan "borcum yoktur" kapsamında değerlendirildiği, davacı tarafından bağlı olduğu Kocasinan Vergi Dairesine verdiği 20/01/2012 tarihli işi bırakma bildirim formu ile tebliğ olunan adresteki ticari faaliyetine son verdiğini belirttiği, ödeme emrine konu ihbarnamelerin dayanağı olan vergi inceleme raporununun giriş kısmında da davacının 31/12/2011 tarihi itibariyle işi terk ettiğinin de ifade edildiği, bu nedenle davacının iş yeri adresinde, kuzeni ...'a yapılan tebligat işleminin geçerli bir tebliğ olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Görülmekte olan dava ile Danıştay Dördüncü Dairesinin E.2020/3876 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, davacının 2008 yılı hesaplarının incelenmesi neticesinde tanzim olunan vergi inceleme raporuna istinaden salınan 2008/1-12 dönemi vergi ziyaı cezalı KDV ile kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin tanzim olunan ... sayılı ihbarnamelerin ve takdir komisyonu kararına istinaden 2008/12 dönemi için salınan KDV'ye ilişkin tanzim olunan ... sayılı ihbarnamenin dava konusu edildiği, ... Vergi Mahkemesinin 30/10/2015 tarih ve E:..., K:… sayılı kararı ile … sayılı ihbarnamelerin 02/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği, 30 gün içerisinde dava açılması gerekirken 13/01/2015 tarihinde açılan davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 09/01/2020 tarih ve E.2016/815, K.2020/27 sayılı kararı ile onandığı, davalı idarenin karar düzeltme isteminin ise 26/11/2020 tarih ve E.2020/3876, K.2020/4950 sayılı karar ile reddedildiği, başka bir anlatımla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnamelerin dava konusu edildiği, davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi nedeniyle … sayılı ihbarnamelerin ve kamu alacağının kesinleştiği, vergi mahkemesi kararında belirtilen hukuka aykırılığın, dava konusu ödeme emrine konu işbu davada ''borcum yoktur'' iddiası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Üye … ve Üye …' in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ esasları" başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; "Tebliğ yapılacak kimseler" "başlıklı 94. maddesinde de, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnamelerin davacının iş yeri olan "... Mahallesi, ... Sokak, No:... ..." adresinde, "aynı konutta tebliğ, tebliğ adresinde muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden aynı konutta daimi ikamet eden ehil imzasına" denilmek suretiyle davacının kuzeni ... 'a tebliğ edildiği, bahse konu tebligat zarfında "... Mahallesi, ... Sokak, No:... ..." adresinin davacının ikametgah adresi olduğu belirtilmekte ise de, ... Vergi Mahkemesi tarafından yapılan ara kararlara verilen davalı idare cevaplarından, bahse konu adresin aslen mükellefin işyeri adresi olduğu anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu 94. Maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağının düzenlendiği, mükellefin çalışanı veya memuru sıfatı olmayan "kuzen"e yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığının kabul edilemeyeceği, Kanunda kurala bağlanan şekilde kesinleştirilemeyen amme alacağının vadesinde ödenmediğinden de söz edilemeyeceği, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, kararın bu gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle Dairemizin bozma kararına katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.