
Esas No: 2017/334
Karar No: 2021/3611
Karar Tarihi: 02.11.2021
Danıştay 13. Daire 2017/334 Esas 2021/3611 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/334
Karar No:2021/3611
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : Tasfiye Hâlinde … Bankası A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışı gerçekleştirilen …Ticari ve İktisadi bütünlüğü ihale bedelinden davacı bankaya ayrılan payın 5411 sayılı Kanun uyarınca sıra cetveli kesinleşmeksizin ödenmesi konusunda yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı davalı idare işlemlerinin iptali ile sıra cetvelinde kendilerine ayrılan bedelin faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce Dairemizin 20/10/2015 tarih ve E:2012/1581, K:2015/3494 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Fon'a borçlu olan …Gıda Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin mal, hak ve varlıklarından oluşturulan … Ticarî ve İktisadî Bütünlüğü'nün 25.09.2007 tarihli ihale ile 77.050.000-USD bedelle satıldığı, ihale bedelinin tahsil edildiği, ihale bedelinin paylaştırılmasını teminen sıra cetvelinin oluşturulduğu ve 14.08.2008 tarih ve 26967 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, ihale bedelinden gayrimenkul ve menkul mallara 51.722.282,05-USD pay isabet ettiği, bu payın 17.869.002,77-USD'sinin aralarında davacı bankanın da yer aldığı alacaklı bankalar konsorsiyumuna ayrıldığı, üçüncü kişi alacaklılar tarafından iptal davaları açıldığı için sıra cetvelinin kesinleşmediği, davacı banka tarafından davalı idareye yapılan 14.09.2009 ve 05.11.2009 tarihli başvurularla sıra cetvelinde kendilerine ayrılan payların sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeksizin kendilerine ödenmesinin talep edildiği, bu taleplerin dava konusu işlemlerle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, 5411 sayılı Kanun'un 138. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenlemenin Fon tarafından bizzat tahsil işlemleri yürütülen dosyalara ilişkin olmadığı, adlî yargı yerlerinde yürütülen icra dosyalarına ilişkin bir düzenleme olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta, adlî yargı mercilerine başvurularak yürütülen bir icra dosyasının bulunmaması, Fon tarafından bizzat yürütülen bir takip işlemi bulunması karşısında, 5411 sayılı Kanun'un 138. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması olanağı bulunmadığından dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5411 sayılı Kanun'un 138. maddesinin yalnızca adli icra takiplerine ilişkin bir düzenleme olduğuna dair yorum ve kabulün Kanunun lafzına ve amacına aykırı olduğu, anılan Kanunda yer alan kuralın devletin hukuka aykırı davranmayacağına, tahsil ettiği bedeli gerektiğinde iade edeceğine olan güvenin bir ifadesi olduğu, 6183 sayılı Kanun'da da sıra cetveli kesinleşmeden ödeme yapılmayacağına ilişkin açık ya da zımni bir düzenleme bulunmadığından dava konusu işlemlerin hukuksal dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 5411 sayılı Kanun'un 138/6. maddesinde yer alan "Fonun alacaklısı olduğu icra dosyaları" ibaresi ile Fon'un 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundan kaynaklanan alacak takip dosyalarının kastedildiği, dava konusu sıra cetvelinin ise 2004 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, ayrı yasal düzenlemelere tabi tutulduğu, 4389 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden aynı içeriğe sahip 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesinin de ivedilikle iptal edilmesi gerektiği, ticari ve iktisadi bütünlük satışları ile ilgili 2004 ve 6183 sayılı Kanunlarda yer alan takiplerden farklı bir prosedürün öngörüldüğü belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki …İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.