1. Hukuk Dairesi 2016/10017 E. , 2019/290 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı ..., dava dışı eşi .... ile ... Turizm isimli şirkete kefil olması nedeniyle aleyhine başlatılan ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/251 esas sayılı dosyasında; maliki olduğu 5565 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 10 no’lu bağımsız bölümün alacağa mahsuben davalı ... Petrol isimli şirkete 05.12.2008 tarihinde ihale edildiğini, davalı şirketin anılan bağımsız bölümü 19.12.2008 tarihinde diğer davalı ...’a sattığını, ancak ihalenin 29.01.2009 tarihinde iptaline karar verilmiş olmakla davalı şirket adına yapılan tescilin geçersiz hale geldiğini, davalıların birlikte hareket ettiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, yargılama sırasında davacı ...’ın ölümü ile dava, mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Dava konusu bağımsız bölümün yargılama sırasında ...’a, onun tarafından ...’e, onun tarafından da ...’a satış yoluyla devredilmesi nedeniyle davacılar tarafından HMK’nın 125. maddesi uyarınca davaya sırasıyla ..., ... ve ...’a karşı iptal ve tescil istemli olarak devam edilmiştir.
Davalı ... Petrol vekili, iddianın yersiz olduğunu, davacının borcu nedeniyle taşınmazın icra kanalıyla satıldığını, müvekkil şirket tarafından da bedel karşılığında diğer davalıya temlik edildiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Davalılar... ile ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişler, duruşmaları da takip etmemişlerdir.
Davalı ..., çekişmeli bağımsız bölümü bedelini ödeyerek satın aldığını, bedeli ödemek için kredi kullandığını, TMK’nın 1023. maddesinden yararlanması gerektiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak dava konusu bağımsız bölümü bedeli karşılığında satın aldığını, TMK’nın 1023. maddesi gereğince ediniminin korunması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan ..., iddia ve ihbarın hukuki dayanağı, geçerliliği ve anlamı bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davalı ...’in diğer davalılar ile birlikte kötüniyetli olarak hareket ettiği hususunun kanıtlanamadığı, bu nedenle ...’in TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar, Dairece; ‘’ Somut olayda, son malik ..."in çekişmeli meskeni görmeden satın alması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi , taşınmazın davacı ..."dan sonraki tüm maliklerinin ... ... nüfusuna kayıtlı olmaları ve taşınmazın resmi akit tablosundaki değeri ile gerçek değeri arasındaki farkın yüksek oluşu karşısında ara malikler ile son malikin iyiniyetli olup olmadıkları yönünde duraksama olmuştur. Mahkemece ara malikler ile son kayıt maliki ..."in iyiniyetli olup olmadıkları yönünde yeterli bir araştırma yapıldığı ve delil toplandığı söylenemez. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle ara malikler ile son kayıt maliki davalı ..."in iyiniyetli olup olmadıklarının araştırılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen husus gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı ...’in kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, ihalenin feshi davasının kesinleşmesiyle ... Petrol Tic. Nakl. Ltd Şti"ne yapılan satış yolsuz tescile dönüşmüş olup bu davalı yönünden sicilin dayanaksız kaldığı tartışmasızdır.
Eldeki davada, çözümlenmesi gereken uyuşmazlık ara malikler..., .... ve .... ile tapu kayıt maliki ...’ın iyiniyetli olup olmadıkları, TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacakları hususudur.
Bozma ilamında da değinildiği üzere, davalı ..."in çekişmeli meskeni görmeden satın almasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, taşınmazın davacı ..."dan sonraki malikleri ..., ... ve ... ile ... Petrol isimli şirketin müdürü ....’in ... ... nüfusuna kayıtlı oldukları, taşınmazın resmi akit tablosundaki değeri ile keşfen saptanan gerçek değeri arasındaki farkın yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Öte yandan, davacı ... tarafından 12.12.2008 tarihinde ihalenin feshi davası açıldığı, 18.12.2008 tarihinde anılan şirket adına tapuda tescil işleminin yapıldığı, ihalenin feshi davasına bakan mahkemece, çekişmeli taşınmazın satılmaması ve tedbir konulması için icra müdürlüğüne yazılan müzekkere ilgili tapu müdürlüğüne ulaşmadan 19/12/2008 tarihinde taşınmazın ... ........"na satış suretiyle temlik edildiği, davacı tarafından 11.03.2009 tarihinde davalılar ... Petrol isimli şirket ile ... aleyhine eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında ( 20.05.2009 tarihinde ) taşınmazın ...’a satıldığı, yine yargılama sırasında ( 02.11.2010 tarihinde ) ...’e devredildiği, mahkemece davanın reddine ilişkin kararın Dairece 14.05.2013 tarihli ilam ile bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında ( 02.08.2013 tarihinde ) çekişmeli taşınmazın bu sefer de ...’a devredildiği anlaşılmıştır.
...’e kadar yapılan satışlar kısa aralıklarla olduğu gibi, davalı ...’in dahili davalı ...’ın tanığı olarak alınan beyanında; davalıları ...’lı olmaları nedeniyle tanıdığını, her yıl ...’ten kömür aldığını, evi 150.000,00 TL’ye satın aldığını, 30.000,00 TL’sini kredi çektiğini, yine çekişmeli evi tanıdık bir arkadaşına sattığını beyan ettiği, yine davalı ... tanığı .........’nın, ... ile patronu ...’in yakın arkadaş olduklarını beyan ettiği görülmüştür.
Somut olayda; tüm davalıların birbirini tanıdığı kendi kabullerinde olduğu gibi tanık beyanları ile de sabittir. Davalı ...’in çekişmeli bağımsız bölümü görmeden, temlik alması hayatın olağan akışına aykırıdır. Eldeki dava açıldıktan sonra da temlikler devam etmiş olup, tasarruf serbestisi gereğince bu mümkün ve tek başına kötüniyetin göstergesi değil ise de; davalıların birbirini tanıdığı, ticaret yaptıkları veya yakın arkadaş oldukları dikkate alındığında, gerekli özeni göstermeleri halinde durumu bilebilecek durumda oldukları, tüm davalıların temlikler sırasında rayice uygun satış bedellerini kayda dayalı ödediklerine dair de bir kanıt sunmadıkları bir bütün halinde gözetildiğinde davalıların TMK’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacakları anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,17.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.