11. Hukuk Dairesi 2018/4976 E. , 2019/6220 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davanın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/04/2014 tarih ve 2014/107-2011/506 sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Uzan grubuna ait davacı şirketin de aralarında olduğu 74 adet şirkete TMSF"nin 09.02.2004 ve 13.02.2004 tarihli kararlarıyla el konulduğunu, şirket muhasebe kayıtlarının incelenmesinde kasada olması gereken nakit ve çek tutarı ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, denetim kurulu raporu ile şirket kasasındaki mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte, fiktif olarak gösterilmiş apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmelerine karşın şirket yönetiminin belirli bir grup tarafından (hakim ortaklar) yürütüldüğünü, kayıtlarda gözüken ortakların ise göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatı taşıdıklarının tespit edildiğini, dava konusu olaydan 18 şirket çalışanının, hakim ortakların, şirketin resmi ortaklarının, şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu ileri sürerek ödenmiş gibi gösterilen 3.750,00 TL apel borçlarından davalıların sorumlu olduklarının tespitine, apel borçlarının 10.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte şirket ortaklarından sorumlu oldukları apel borçları kadar diğer davalılardan 3.750,00 TL"nin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar iddiaları kabul etmeyerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre apel ödemelerinin fiktif olduğunun anlaşıldığı, görevlerini yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, ortakların sorumluluğunun ödenmiş gösterilen sermaye taahhütleri ile sınırlı olduğu, üst düzey yönetici olduğu iddia edilen diğer davalılar ve davalı çalışanların şirkette yönetim kurulu üyeliği, denetim kurulu üyeliği ve ortaklık sıfatı olmadıkları için bu kişilerin zarardan sorumlu tutulamayacakları, bu kişilerin sorumlu olmasını gerektirecek bir durumun davacı tarafça ispatlanamadığı, bu itibarla anılan davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın kabulü ile toplam 3.750,00 TL apel alacağının 10/01/2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 900,00 "er TL"nin 10/01/2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalılardan tahsiline, davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 525,00 TL"nin 10/01/2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davalılar ... ve ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin davacı aleyhine verilen vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yönünden, davacının davalı ...’dan 900,00 TL’nin, ...’dan 900,00 TL’nin, ...’dan 525,00 TL’nin tahsilini istediği ve mahkemece bu miktarlar yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK"nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL"yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar karar tarihi olan 29.04.2014 tarihi itibarıyla 1.890,00 TL"dir. Anılan davalılar yönünden kabulüne karar verilen miktarlar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından davacı vekilinin bu yöndeki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yukarıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA,davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.