Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/16030
Karar No: 2019/3955
Karar Tarihi: 30.04.2019

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/16030 Esas 2019/3955 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2017/16030 E.  ,  2019/3955 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRESİ

    Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit ve istirdat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 30/04/2019 tarihinde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; davalı idareyle 01/07/2005 tarihinde atıksu aboneliği sözleşmesi imzaladığını, işletmesinin bulunduğu yerde kanalizasyon hattının bulunmaması nedeniyle kullandığı suları arıtarak alıcı ortama verdiğini, bu nedenle davalı idarece çıkartılan Tarifeler Yönetmeliğinin 21 inci maddesi uyarınca ait olduğu tarife grubunun su bedelinin % 10"u oranında atıksu bedeli ödediğini, ancak 22/11/2005 tarihli ve 2005/14 sayılı genel kurul kararı ile davalı idarenin almakta olduğu atıksu bedelini % 25 oranına çıkardığını, bu kararın iptali için idari yargıda iptal davası açtığını, ayrıca anılan değişikliğin atıksu abonelik sözleşmesine de aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı idare tarafından muhtelif su abonelikleri nedeniyle 16/01/2006 ila 06/06/2006 tarihleri arasında gönderilen atıksu faturalarının iptali ile ihtirazi kayıtla ödediği bedellerin fazlaya ilişkin kısmının faizi ile iadesini talep etmiştir.
    Davalı; 2560 sayılı İSKİ Kanunu"nun 23 üncü maddesi uyarınca hazırlanan Tarifeler Yönetmeliğinin 17/06/2003 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, anılan yönetmeliğin yetki alanının genişlemesi nedeni ile revize edildiğini, davacı ile akdedilen atıksu aboneliği sözleşmesinin 5 inci maddesinde atıksu bedelinin İSU Tarifeler Yönetmeliğine göre tahakkuk ettirileceği, 6 ncı maddesinde ise yönetmelik değişikliklerininin sözleşmeye aynen yansıtılmasının taraflarca baştan kabul edildiği düzenlemelerine yer verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
    İlk derece mahkemesince; taraflarca akdedilen sözleşmede İSU Tarifeler Yönetmeliğinin uygulanacağının ve tarifede İSU Genel Kurulunca yapılacak değişikliklerin taraflarca baştan kabul edildiğinin kararlaştırıldığı, davacı her ne kadar "hizmet almaması sebebi ile tarifenin 21 inci maddesindeki ifadenin idare mahkemesince iptali" sonrası arttırımın kendilerine uygulanması imkanının ortadan kalktığını iddia etmiş ise de, normlar hiyerarşisinde yönetmelikten daha üst düzeyde olan Çevre Kanunu"nun 11 inci maddesi gereği davacının kanalizasyon hizmeti almasa bile tükettiği su kadar kirlilik yaratması sebebi ile atıksu ödemesi yapması gerektiği, keza tacir olan davacının imzalamış olduğu sözleşme maddelerinin neticelerinin neler olabileceğini öngörmesi ve buna göre basiretli tacir gibi hareket ederek sözleşmesel taahhüt altına girmesi gerektiği, akdedilen sözleşme kapsamında davalı idarece tahakkuk ettirilen faturaların sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
    Bölge adliye mahkemesince; taraflar arasında akdedilen Atıksu Abonelik Sözleşmesi ile davacının atıksu bedelini ödemeyi yükümlendiği, anılan sözleşmenin 5 inci maddesi ile atıksu bedelinin İSU Tarifeler Yönetmeliğine göre belirleneceğinin, 6 ncı maddesi ile de yönetmelik maddesinde yapılacak değişikliklerin aynen yansıtılacağının taraflarca kabul edildiği, davacı tarafın 17/07/2014 tarihli dilekçesindeki "kanalizasyon şebekesi olmayan yerlerde atıksu bedelinin alınmayacağı tarafımızdan ihtilaf konusu edilmemiştir" şeklindeki uyuşmazlık konusunu sınırlayan beyanı ve idare mahkemesince verilen iptal hükmünün yalnızca "ve bulunmayan" yerler ibaresine ilişkin olması dikkate alındığında, davacı tarafın %10 oranı ile artırılan %25 oranı arasındaki farkı talep ettiği, % 25 artış oranı iptal edilmediğinden geçerli ve yürürlükte olduğu, bu sebeple davalı idarenin dava konusu edilen faturalarla ilgili tahakkuk işleminin hatalı olmadığı, ilk derece mahkemesince alınan son bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, istinaf konusu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava; (dava dilekçesi ile yargılama sırasında verilen 17/10/2014 tarihli dilekçede açıklandığı üzere) kanalizasyon şebekesi bulunmayan yerlerde su tüketiminin % 10"u oranında alınmakta olan atıksu bedelinin, davalı idare tarafından % 25 oranına çıkarılması nedeniyle davacı şirket tarafından 16/01/2006 ila 06/06/2006 tarihleri arasında ödenilen atık su bedellerinin (% 10"u aşan kısmının) istirdadı istemine ilişkindir.
    Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle konu ile ilgili mevzuat hükümlerinin açıklanması yerinde olacaktır.
    5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun "Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 7 inci maddesinin r bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak." hükmü yer almaktadır.
    2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalızasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun "Gelirler" başlıklı 13 üncü maddesinin a bendi; "Su satışı va kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerden alınacak ücretler,",
    "Tarife Tespit Esasları" başlıklı 23 üncü maddesi; "Su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masraflar ve bir kar oranı esas alınır.
    Tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esaslar bir yönetmelik ile belirlenir.”,
    Ek 5 inci maddesi; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” hükümlerini içermektedir.
    12/05/2006 tarihinde yürürlüğe girerek 2872 sayılı Çevre Kanununun "İzin alma, Arıtma ve Bertaraf Etme Yükümlülüğü" başlıklı 11 inci maddesini değiştiren 5491 sayılı kanunun 8. maddesinde; "...Atıksu altyapı sistemlerini kullanan ve/veya kullanacaklar, bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın, arıtma sistemlerinden sorumlu yönetimlerin yapacağı her türlü yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında katılmak zorundadırlar. Bu hizmetlerden yararlananlardan, belediye meclisince ve bu maddede sorumluluk verilen diğer idarelerce belirlenecek tarifeye göre atıksu toplama, arıtma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, atıksu ile ilgili hizmetler dışında kullanılamaz." hükmü mevcuttur.
    Uyuşmazlığa konu olayda; davalı idare, yukarıda açıklanan 5216 ve 2560 sayılı kanun hükümleri uyarınca hazırladığı tarifenin 21 inci maddesinde; kanalizasyon hattı bulunmayan yerlerde Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine uygun arıtma hattı yapıp atıksu deşarj eden abonelerden ait oldukları tarife grubu su bedelinin %10"u oranında, kanalizasyon hattı bulunan yerlerde Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine uygun arıtma hattı yapıp atıksu deşarj eden abonelerden ait oldukları tarife grubu su bedelinin %25"i oranında atıksu bedeli alınacağı hükmünü düzenlenmiş, sonrasında ise davalı idarenin genel kurulunca alınan 22/11/2005 günlü ve 14 sayılı karar ile anılan madde "Kanalizasyon şebekesi bulunan veya bulunmayan yerlerde Sanayi grubu abonelerinden, ait oldukları abone grubunun su tarife bedelinin % 25"i oranında atıksu bedeli alınır" şeklinde değiştirilmiştir.
    Davacı tarafından davalı idare aleyhine Tarifeler Yönetmeliğinin değiştirilen bu maddesinin iptali istemiyle 28/06/2016 tarihinde açılan davanın görüldüğü Kocaeli İdare Mahkemesinin 30/05/2008 tarihli ve 2006/2611 E. 2008/750 K. sayılı kararı ile; (...davacının su ihtiyacını yeraltı sularından karşıladığı, kullanılmış suların kendi tesislerinde arıtılmak suretiyle alıcı ortama verildiği, atıksuların uzaklaştırılması hususunda davalı idare tarafından herhangi bir hizmet sunulmadığı, söz konusu alanda dava konusu işlem tarihinde davalı idarenin kanal kolektör hattının bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Uyuşmazlık konusu olayda, gerek kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık tarifesine göre abonelerden alınacak ücretin kurumun gelirleri arasında sayılmış olması, gerekse tarifelerin tespitinde kullanılmış suların uzaklaştırılması hizmetinin gerçekleşmesi için yapılan çeşitli gider ve masrafları kriter alan bir kar oranının esas alınacağının belirtilmiş olması, atıksu bedelinin alınabilmesi için kullanılmış suyun uzaklaştırılmasına dönük idarece gerçekleştirilmiş bir hizmetin olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda davalı idare tarafından atıksuların uzaklaştırılması, arıtılması ve bertaraf edilmesine ilişkin olarak herhangi bir hizmette bulunulmaksızın kanalizasyon şebekesi bulunmayan yerlerde sanayi grubu abonelerinden ait oldukları abone grubunun su tarife bedelinin % 25"i oranında atıksu bedeli alınmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.
    Davalı idare vekili tarafından 2872 sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesi uyarınca atıksu altyapı sistemlerini kullanacaklardan atıksu ücreti alınabilecek olduğu ileri sürülmekte ise de söz konusu kanun değişikliğinin dava konusu işlem tesis edildikten sonra yapılmış olması kaldı ki yasa hükmünde atıksu altyapı sistemini kullanacaklardan bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın atıksu ücreti alınması hususunun düzenlenmiş olması sebebi ile işbu davanın esasını etkiler nitelikte görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle Tarifeler Yönetmeliğinin 21.1.a maddesinin "bulunmayan yerlerde" ibaresinin iptaline...” karar verildiği, bu kararın davalı idarenin temyizi üzerine Danıştay 8. Dairesinin 11/09/2012 tarihli ve 2008/11136 E. 2012/6235 K. sayılı kararı ile onandığı; davalı idare tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı Dairenin 25/06/2013 tarihli ve 2013/1686 E.-2013 5367 K. sayılı ilamıyla karar düzeltme başvurusunun reddine karar verilerek iptal kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Eldeki uyuşmazlığın doğduğu tarih itibari ile davalı idarenin Tarifeler Yönetmeliğinin mahkeme kararı ile iptal edilmemiş olduğu çekişmesizdir. Çekişme, iptal edilmemiş olduğu dönemde dahi bu yönetmeliğin uygulanmasının mümkün olup olmadığı noktasındadır.
    Bu aşamada konuya idare hukuku açısından da bakılması gerekir. Bilindiği üzere, bir idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, söz konusu kararın dava konusu işlemin tesis edilmesi sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, idare hukukunun ilkelerindendir. Dolayısıyla iptal kararları, iptali istenilen idari tasarrufu ve ona bağlı işlemleri tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar. Diğer bir deyimle, iptal edilmiş olan işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hâle getirir.
    Bu prensip Danıştay kararlarında “iptal hükümlerinin davanın tevcih edildiği idari muamele ve kararın ittihaz edildiği tarihe kadar tesirde bulunması, hukuk idarenin maruf bir kaidesidir.” şeklinde ifadesini bulmaktadır (Danıştay Dava Daireleri Umumi Heyetinin 25/01/1938 tarihli ve 1937/202 E., 1938/14 K. sayılı kararı). Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 30/09/1994 tarihli ve 1993/247 E. 1994/559 K. sayılı kararında da ifade edildiği gibi sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum doğar. Bu durumun giderilebilmesi için, iptal kararı hukuken sakat idari işlemi geriye yürür biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmasından önceki hâle dönülür.
    Bu hâlde, idare iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmak görevi ile yükümlüdür. Aksi düşünüş tarzı, idari yargı kararlarının uygulanmaması gibi hukukun kabul edemeyeceği bir sonuç doğurur.
    Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davalı idarenin, 22/11/2005 tarihli kararı ile kanalizasyon şebekesi bulunmayan yerlerde Sanayi grubu abonelerinden, ait oldukları abone grubunun su tarife bedelinin % 25"i oranında atık su bedeli alınacağına ilişkin olarak yapmış olduğu değişikliğin idare mahkemesince iptal edildiği, buna bağlı olarak iptal kararının değişikliği yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırdığı anlaşılmaktadır.
    Bundan ayrı Çevre Kanunun 11 inci maddesinde yapılan değişiklik, yukarıda açıklanan idare mahkemesi kararınında belirtildiği üzere; dava konusu iptal edilen idari işlemin tesisinden sonra yapılmış olduğu gibi kanalizasyon sistemini kullanacaklardan bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın atıksu ücreti alınması hususunu düzenlemektedir. Gerek bu husus gerekse akdedilen sözleşme ile davacının davalı idarenin atıksu abonesi olan davalının işletmesinin bulunduğu yerde kanalizasyon sisteminin bulunmadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, anılan kanun hükmünün işbu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.
    Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; davalı idarece Tarifeler Yönetmeliğinde yapılan değişikliğin idare mahkemesi tarafından geçmişe etkili olarak iptal edildiği, bu nedenle davaya konu dönemde tahakkuk ettirilen atıksu bedellerinin değişiklikten önceki hüküm çerçevesinde tahsil edilmesi gerektiği yönündeki davacı isteminin yerinde olduğu gözetilerek; davacı tarafından ödenilen atıksu bedellerinin % 10"u aşan kısmının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve (taleple bağlılık ilkesi gözetilerek) bu tutarın davalı idareden tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK"nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
    SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK"nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 2.037 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 30/04/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi