Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/16989
Karar No: 2019/554
Karar Tarihi: 29.01.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/16989 Esas 2019/554 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/16989 E.  ,  2019/554 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL- BEDEL


    Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
    Asıl davada davacılar, kayden maliki oldukları 936 ada 16 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümü 08.11.2004 tarihinde şirketlerinin nakit ihtiyacını karşılamak için kredi kullanabilmek amacıyla davalı"ya temlik ettiklerini, ortada gerçek bir satış işleminin mevcut olmadığını ve satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın bedeli olarak şimdilik 50.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, birleşen davalarında aynı iddiaları ileri sürerek, asıl davada davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerinden muvazaa nedeni ile tekrar dava açtıklarını belirterek tapu iptal ve tescile hükmedilmesini istemişlerdir.
    Davalı, daha önce ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından aleyhine aynı sebepler gösterilerek açılan 2010/126 Esas sayılı davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle eldeki davada dava şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmazı davacılardan bedeli karşılığında satın aldığını, bunun için bankadan çekilen kredinin halen tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davaya konu taşınmazın davalıya tapuda satış yoluyla devredildiği ve bedelinin temin edilen kredi ile ödendiği, kredi ödemelerinin davalı tarafından yapıldığı, davanın ve birleşen davanın bu nedenle yerinde olmadığı, birleşen davanın da mükerrer olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.01.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    İddianın içeriğinden ve ileri sürülüş biçiminden davada hile hukuksal nedenine dayanıldığı sonucuna varılmaktadır.
    Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu 39/1.maddesinde; “ Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
    Somut olaya gelince, davacılar, daha önce ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/126 E-2011/320 K sayılı dosyasında davalı aleyhine inanç sözleşmesine dayalı olarak dava açmış, söz konusu davanın reddine ilişkin olarak verilen karar derecattan geçmek suretiyle 08.12.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bahsi geçen dava tarihi itibari ile davacıların durumu bildikleri açıktır. Bu nedenle hak düşürücü süre geçmiştir.
    Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 235.madde uyarınca bedel konusunda itirazi kayıt ileri sürülmemiştir.
    Davanın reddine karar verilmiş olması belirtilen gerekçelerle ve sonucu itibari ile doğrudur. Davacılar vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 16.70 .-TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 29/01/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


    -KARŞI OY-
    Asıl dava, alacak, birleştirilen dava, tapu İptal ve tescil istemine ilişkindir.
    Asıl davada davacılar; ortağı ve yetkilisi oldukları ... Dış Tic. A.Ş nin nakit ihtiyacının temini için, şirketin finans yöneticisi davalının önerisi üzerine, 16 parsel sayılı, taşınmazın B08 Blok, 2 numaralı bağımsız bölümünü 08.11.2004 tarihinde konut kredisi kullanılmak sureti ile satış gösterilerek, davalı ..."a devredildiğini ancak satış bedeli olarak bankadan alınan 300.000USD konut kredisi, satıcılara ödenmesi gerekirken alıcı davalı hesabına ödendiği gibi satış akit tablosunda belirtilen (110.000TL) bedelin de ödenmediğini, gerçek bir satış işlemi yapılmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tesciline kabul edilmez ise dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen taşınmaz bedelinden şimdilik 50.000,00TL alacağın yasal faiziyle tahsilini istemişler, 25.11.2013 tarihli dilekçeleriyle, davalının satış bedelini ödediğini savunmamış olması karşısında, davayı taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin alacak davası olarak devam ettiklerini bildirmişlerdir.
    Birleştirilen davada davacılar, aynı iddialarla, satışın gerçek bir satış olmadığını, geçerli satış olduğunun kabulü halinde de; akitteki satış bedeli ile gerçek bedel arasında fark bulunduğu ve satış bedelinin de ödenmediği, işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmişlerdir.
    Davalı, hile iddiası yönünden hak düşürücü sürenin geçirildiğini, inançlı işlem iddiasıyla açılan davanın reddedilerek kesinleştiğini, satışın yapıldığı dönemde davacıların ekonomik sıkıntı içinde oldukları için başka taşınmazlarını da sattıklarını, satış bedelinin ödenmediği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, taşınmazın davalıya tapuda satış yoluyla devredildiği, satış bedelinin çekilen kredi ile ödendiği, ödemenin davalı tarafından yapıldığının kabulüyle davanın reddine karar verilmiş, davacıların temyiz istemi, davada aldatma (hile) iddiasına dayanıldığı, bu yönden hak düşürücü sürenin geçirildiği, bedel yönünden de TBK 235. (BK246) maddeye göre ihtirazı kayıt konulmadığı, bu nedenlerle davanın reddinin doğru olduğu gerekçesiyle oy çokluğuyla karar onanmıştır,
    Dava dilekçeleri, 25.11.2013 tarihli dilekçe içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden; davacıların, şirketlerine kredi temini için davalı ile yaptıklar anlaşma sonucu taşınmazın tapuda davalıya devredildiği, gerçekte satış iradelerinin bulunmadığı, çekilen konut kredisi ödenmediği gibi akitteki bedelinde ödenmediği, taşınmazın gerçek değerinin çok fazla olduğunu ileri sürerek muvazaa hukuksal nedenine dayandıkları anlaşılmaktadır.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların 1/3 paydaş oldukları 16 parsel sayılı, taşınmazın B08 Blok, 2 numaralı bağımsız bölümün 08.11.2004 tarihinde 110.000 TL bedelle davalıya satış suretiyle devredildiği, 09.11.2004 tarihinde davalı tarafından bankadan alınan 300.000USD konut kredisinin döviz olarak davalı ... hesabına aktarıldığı, 05.06.2006 tarihinde kredi toplam borç bakiyesinin ödendiği, taşınmazın, devir tarihi 08.11.2004 tarihindeki değerinin 700.00,00TL, dava tarihindeki değerinin 1.470.000,00TL olduğunun keşfen belirlendiği, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/126 Esas, 2011/320 karar sayılı, taraflar arasında aynı olaya ilişkin olarak görülen, inanaçlı işlem hukuksal nedenine dayalı davada, inançlı işlemin kanıtı yazılı belge ibraz edilemediğinden davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Somut olayda; mahkemece, davacıların muvazaa iddiası ve tazminat talebi yönünde taraf delilleri toplamadan, toplanan deliller tartışılmadan ve bir gerekçe belirtilmeden inceleme konusu kararın verildiği saptanmıştır.
    Bilindiği üzere; Anayasa"nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olmalıdır..
    Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi"nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında, gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir.
    Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK"da da yer verilmiş, bu yönde HMK 297. maddesinde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
    Hâkim, gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, B./ Arslan, R./ Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku ) Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. (HGK"nın 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı Karar)
    Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
    Taraf kabulleriyle; davacıların işlem tarihinde ekonomik sıkıntı içinde oldukları, davacıların 16 parsel sayılı, taşınmazın B08 Blok, 2 numaralı bağımsız bölümünündeki paylarını ... Dış Tic. A.Şnin finans yöneticisi davalı ..."a 08.11.2004 tarihinde satış suretiyle devredildiği tartışmasızdır. Dosyada ki banka kayıtlarından; 08.11.2004 tarihinde davalının ... şubesinden kullandığı 300.000 USD konut kredisi için taşınmaz üzerine ipotek konulduğu, 09.11.2004 tarihinde de... şubesinden 300.000 USD konut kredisinin davalı ..."a ödendiği anlaşılmaktadır.
    Davacılar, birleştirilen davalarında, muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal tescil, asıl davada da; davalı ile yaptıkları anlaşmaya göre 300.000USD konut kredisinin ... Dış Tic. A.Ş"ye ve satıcı olarak kendilerine ödenmediği gibi resmi senetteki bedelin de ödenmediği iddiasıyla taşınmaz bedelinin tahsilinin talep etmişler, satış bedelinin ödenmediği iddiası yönünden banka kayıtları ve şirket kayıtlarına dayanılmış, bir kısım banka kayıtları dosyaya alınmasına rağmen kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan, taraf delilleri toplanmadan eksik inceleme ile gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmuştur.
    Hal böyle olunca; satışın esas unsuru olan satış bedelinin ve konut kredisinin satıcı davacılara ödenmediği, dava konusu kredi geri ödemelerinin şirket hesabından yapıldığı iddiaları yönünden öncelikle dayanılan banka kayıtları ve şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmaz satış bedeli olarak davalı tarafından ... Dış Tic. A.Ş"ye veya satıcı davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, kredi geri ödemelerinin şirket hesabından yapılıp yapılmadığının ve taşınmazın satışı nedeniyle alınan konut kredisi 300.000 USD nin davalı hesabına ödenme nedenin açıklığa kavuşturulması, ayrıca davalı savunması doğrultusunda ... çekilen kredinin Bank Europadan çekilen kredi ile kapatılıp kapatılmadığı, kredi geri ödemelerinin kim tarafından yapıldığının, açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde, denetime elverişli raporla belirlenmesi, taşınmazın resmi senetteki satış bedeli, işlem tarihinde ki keşfen belirlenen bedeli ve taraflarca gösterilen tüm deliller toplanarak, her bir dava yönünden deliller tartışılarak denetime elverişli gerekçeli hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya uygun değildir.
    Belirtilen gerekçelerle, kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, davada aldatma iddiasına dayanıldığı ve hak düşürücü sürenin geçirildiği ayrıca TBK 235. maddede belrirtilen geri alım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davadaki tazminat isteği yönünden değerlendirme yapılmadan, mahkeme kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi