1. Hukuk Dairesi 2018/288 E. , 2019/621 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil-tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine...Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanları ..."nın 1093 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 16 nolu bağımsız bölümü mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya temlik ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1988 yılında kayınpederine ait taşınmazın satışından elde edilen para ile çekişmeli taşınmazın muris adına satın alındığını, anılan taşınmaz satış tarihi ile uyuşmazlık konusu taşınmazın muris adına edinim tarihlerinin birbirini takip ettiğini, ileride devredilme amacıyla çekişmeli taşınmazın muris adına tescil edildiğini, davaya konu temlikin de murisin taşınmazı gerçek hak sahiplerine iadesi amacıyla gerçekleştiğini, kendi adına tescil yapılmasının ise eşinin ailesinin isteği üzerine olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
1927 doğumlu mirasbırakan ...’nın 22.12.2014 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı oğlu ... ve davalı kızı ... ile dava dışı eşi Melahat Saime Kimyacı’yı bıraktığı, çekişme konusu 1093 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 16 nolu bağımsız bölümü mirasbırakanın 07.10.1988 tarihinde dava dışı kişiden satış yoluyla edindiği, 24.09.1998 tarihinde ise mirasbırakanın satış suretiyle çekişmeli taşınmazı davalı kızına temlik ettiği kayden sabittir. Diğer taraftan 4 ada 52 parsel sayılı taşınmazdaki 702 nolu bağımsız bölüm davalının kayınpederi ... adına kayıtlı iken 27.09.1988 tarihinde satış yoluyla dava dışı kişiye devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, davalının savunmasının 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muvazaanın varlığını kabul edilebilmek için diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla temlikin yapıldığının kanıtlanması zorunludur.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK"nun 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK"nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile 24.09.1998 tarihli temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat yükünün davacıya yüklendiği tartışmasızdır.
Somut olayda, dinlenen davacı tanıklarının yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu doğrular net beyanlarının bulunmadığı gibi, dosya kapsamındaki diğer deliller ile de, davacının temlikin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddiasını TMK"nun 6. ve HMK"nun 190. maddeleri uyarınca kanıtladığından bahsedilemez.
Öte yandan, bedeller arasındaki fark tek başına muvazaanın kanıtı değildir.
Hal böyle olunca, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ...5. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.