Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/30
Karar No: 2019/662
Karar Tarihi: 06.02.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/30 Esas 2019/662 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2019/30 E.  ,  2019/662 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, tapu iptali isteğine ilişkindir.
    Davacılar, kayden maliki oldukları 1539 ve 1915 parsel sayılı taşınmazların "Kıyı Kanunu"" uyarınca ilk 50 metrelik alanda olması nedeniyle yapılaşma izni bulunmadığından bu alanın, davacılardan İbrahim tarafından yeşil alan olarak kullanılmak üzere bedelsiz olarak kamuya terk edildiğini, davalı belediyenin, imar plan tadilatı yaparak 07.11.2008 gün ve 08/66 sayılı karar ile taşınmazları önünde bulunan bu yeşil alanı "kamu alanından çıkararak, iki adet imar parseli haline getirip belediye adına kayıt ve tescil ettirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile eski halin avdetine karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı, yolsuz tescilin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizliğe ilişkin olarak verilen karar Dairece “...özel mülkiyete konu olan taşınmazlardan sahiplerinin rızası ile umumi hizmetlere bedelsiz olarak terk edilen ancak, daha sonra imar değişikliği yapılarak özel mülkiyete elverişli parsel haline getirilen yerlerin bedelsiz olarak eski maliklerine verilmesi istenemez. Başka bir deyişle bu yerin sonradan yapılan imar düzenlemesi ile park olmaktan çıkarılıp, özel mülkiyete elverişli hale getirilmesi eski malikine bu yeri geri isteme hakkını kazandırmaz. Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca bir değerlendirme yapılarak, idare mahkemesince verilen karar da irdelenmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği, toplanan tüm deliller ve eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen belgelerden; davacı ... adına kayıtlı 842 ve 302 parsel sayılı taşınmazların 19.04.1995 tarihli tevhid işlemi ile 24.200m2 miktarlı zeytinlik ve bahçesi nitelikli 1538 sayılı parselin oluştuğu, aynı gün 9.537,76m2’sinin kamuya terk edildiği ve ifraz işlemi ile 1539 parsel sayılı 7.877,44m2 miktarlı ev ve arsası nitelikli taşınmaz ve 1540 parsel sayılı 6.785,10m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazların oluştuğu, 1539 parsel sayılı taşınmazda farklı tarihlerden yapılan pay temlikleri ile ... , ..., ..., ..."ın 1/8’er paydaş oldukları, 3/8 payın ipka suretiyle İbrahim üzerinde kaldığı, 30.07.2004 tarihinde sınır düzenlemesi yapıldığı ve miktarın 8.458,55m2 olduğu, 28.07.2016 tarihinde yenileme işlemi ile 117 ada 2 parsel numarasını aldığı, 1540 parsel sayılı taşınmazın ise 16.11.1995 tarihli satış akdi ile davacı şirkete devredildiği, 30.07.2004 tarihinde sınır düzenlemesi yapıldığı ve miktarın 6.200,28m2"ye düşürüldüğü ve 116,60 m2 daha yola terkin edilerek 6.083,68m2 olduğu, aynı gün sayfanın 1914 parselle tevhid sebebiyle kapatıldığı (1914 parselin parktan ihdasen 1538 parselden geldiği ve 116,60m2 arsa olarak İbrahim adına tescil edildiği onun da davacı şirkete 30.07.2004 tarihinde devrettiği) ve 6200,28m2 miktarlı 3 adet kargir bina olarak şirket adına tescil edildiği, 08.04.2013 yenileme işlemi ile 117 ada 4 parselin oluştuğu, dava konusu 2201 parsel sayılı 4.123,24m2 miktarlı arsa ve 2202 parsel sayılı 1.075,08m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazların ... Belediyesi adına 26.02.2009 tarihli ihdas işlemi ile tescil edildiği, bir kısım davacılar tarafından Muğla 1. İdare Mahkemesinde açılan dava sonunda 24.06.2010 tarih 2009/1265Esas, 2010/1713 sayılı karar ile 1539 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan 07.11.2008 tarih 66 sayılı ...Belediye Meclis kararıyla kabul edilen 1/1000 ve 1/5000 ölçekli revizyon koruma amaçlı imar planın, gerekli usule uygun yapılmadığı gerekçesiyle davacıların maliki olduğu taşınmazın önünde bulunan ve daha önce terk edilen alana ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, kararın Danıştay denetiminden geçerek 11.04.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15.01.2008 tarihli, Karaman Türkiye davasında(Başvuru No:6489/03) verdiği kararında, taşınmazın idareye bırakılması sırasında öngörülen amaca aykırı olarak, kamu yararına bir tesis yapılarak kısmen kullanılması nedeniyle taşınmazın geriye kalan kısmının iade edilmesine ilişkin talep hakkındaki ret kararını haklı görmemiş, taşınmazın iade edilmesini haklı kılan hiçbir kamu yararı amacı belirtmeyen kamu erkinin “yol” veya “yeşil alan” gibi kamu yararına tesisler yapılması için idareye bırakılan taşınmazların statüsünü belirleyen Kamulaştırma Kanunu’nun 35. maddesindeki “ malikin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulmaz ve karşılığı istenmez.” şeklindeki düzenleme ile oluşturulan statüden faydalanılarak, taşınmazın idareye devri nedeniyle eski maliklerin mülkiyet hakkı veya tazminat talebi ileri süremeyecekleri yönünde yorumlanmasının, kamu yararının gerektirdikleri ile kişisel hakların korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozacak nitelikte olduğuna hükmetmiş, Kamulaştırma Kanunu’nun 35. maddesinin uygulanmasının 1 nolu ek protokolün 1. maddesinin gerekleri ile bağdaşmadığından söz konusu hükmün ihlal edildiğini belirtmiştir.
    T.C Anayasa Mahkemesinin 09.03.2017 tarih 2014/11994 Başvuru numaralı ... ve ... kararında (benzer bir olayda) özetle “ ...başvurucuların maliki oldukları taşınmazı yol yapılması şartıyla Belediyeye bağışladıkları ancak Belediye tarafından yapılan imar planı değişiklikleriyle taşınmaz konut alanına dönüştürülmek suretiyle bağış vaadi sözleşmesinde belirtilen mükellefiyetin ihlal edildiği, ihlalin başvurucular açısından taşınmazın iadesi yönünde meşru beklenti yarattığı.. konut alanına dönüştürülen taşınmazın eski maliklerine iade edilmeyerek Belediyenin özel mülkü haline getirilmesinin, amme menfaatlerinin gözetilmesindeki kamusal yarar ile bireyin mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin malik aleyhine orantısız bir biçimde zedelenmesine yol açtığı, başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemeyeceği, gerekçeleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği.” sonucuna varılmıştır.
    Bu durumda, belirli bir amaçla idareye terk edilen taşınmazların terk amacına uygun olarak kullanılması gerektiği açıktır.
    Somut olayda, bozma ilamından sonra idare mahkemesinin iptal kararı sonucunda taşınmazın bulunduğu alanda yeni bir imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu edilen alanın ne olarak bırakıldığı hususu açıklığa kavuşturulmuş değildir.
    Hal böyle olunca, çekişme konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yeni bir imar planı yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise 2201 ve 2202 sayılı parsel numaralarının değişip değişmediğinin, tüm tedavül kayıtları getirtilmek suretiyle dava konusu bölümün imar planında ne olarak bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, yeşil alan olarak bırakılmış olması durumunda davanın reddine, aksi halde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
    Davacıların değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi