3. Hukuk Dairesi 2020/2387 E. , 2020/3612 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; ... ilçesi Döğer köyü Bahçelievler mezrasında 19.06.2013 tarihinde davalı kuruma ait elektrik direklerinden dolayı çıkan yangında 174 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan müvekkiline ait ekili vaziyette buğdayın tamamı ile meyve ağaçlarının büyük bir kısmının yandığını, meydana gelen yangın nedeniyle yapılan soruşturmada yangının elektrik tellerinden çıkan kıvılcımlardan kaynaklandığının tespit edildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/2 D.İş nolu tespit dosyası kapsamında yapılan keşif neticesinde yangın nedeniyle meydana gelen zararın tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmaz üzerinde bulunan buğday ve meyve ağaçlarında yangın nedeniyle meydana gelen zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 11.569,39 TL"ye arttırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından müvekkil kurum gıyabında yaptırılan delil tespitine ilişkin keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, yangının müvekkil kuruma ait enerji nakil hattında çıktığı yönündeki iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yaz aylarında anız yakma nedeniyle yangın olaylarının arttığını, davacının gerekli tedbirleri almadığını, bu nedenle davacının ağır kusurlu olduğunu, müvekkil kurumun büyük bir coğrafi alanda zor bir kamu hizmeti ifa ettiğini, müvekkilinin her alanda önlem alması ve meydana gelen olayları engellemesinin yaşamın olağan akışına ters olduğunu bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 11.569,39 TL tazminatın olay tarihi olan 19.06.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair verilen karar Dairemizin 27.01.2016 tarih ve 2015/1957 E. 2016/890 K. sayılı kararıyla davacı tarafından davadan evvel Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla davaya konu olayla ilgili kusur oranının ve zararın belirlenmesi bakımından delil tespiti yaptırılmış ise de, yargılama sırasında zararın tespiti yönünden yeniden rapor alınmış olmasına rağmen kusur oranının belirlenmesi yönünden yeniden bilirkişiden rapor alınmamış olması, davalının cevap dilekçesinde delil tespitine ilişkin raporu kabul etmediğini beyan etmesi karşısında, öncelikle davaya konu taşınmazın tapu kayıtlarının dosyaya temini sağlanarak, aralarında elektrik bilirkişisinin de bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, yangının çıktığı noktanın belirlenmesi ve yangının çıkış nedenine ilişkin denetime açık rapor alınması, yangının çıkış nedeni ve yeri tam olarak tespit edildikten sonra şayet yangının elektrik tellerinden kaynakladığı sonucuna varılır ise, yangının ve zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı husunda gerekli değerlendirme yapılarak, davacıların müterafik kusuru var ise hesaplanan tazminat miktarından, TBK"nın 52/1.maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, AG enerji nakil hattının tellerinin gevşek ve birbirlerine rüzgarda değebilecek durumda oldukları ,EKATY"ne uygun durumda olmadıkları, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda belirli aralıklarla denetim yapılmadığı ve 19.06.2013 tarihinde de saaatte 60 ile 70 Km/h hızla kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esen rüzgar nedeniyle ENH iletkenlerinin birbirine temasıyla kıvılcım çıkması sonucu yangının çıktığı,tanık anlatımları,meteoroloji verileri,keşif gözlemi doğrultusunda yangının çıkmasında ve devamında davacının hiçbir kusurunun bulunmadığı bu sebeple müterafik kusur yükletilmemesine kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 11.569,39 TL tazminatın olay tarihi olan 19/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Bilindiği üzere zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı yani eksilmeyi ifade eder. Bu eksilme, mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durum ile bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktan ibarettir. Nitekim tazminatın amacı da, mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır. Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır.
Yerleşmiş Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir. Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir.
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporu incelendiğinde, yanan ağaçlara ilişkin zarar hesabının yukarıda belirtilen yönteme göre yapılmadığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün 2013 yılına ait verim ve maliyet çizelgesinde belirlenen ağaç değerlerinin yanan ağaç sayısıyla çarpılmak suretiyle yanan ağaçlardan kaynaklanan zarar miktarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Rapor, bu haliyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, ziraat mühendisi yeni bir bilirkişiden, meydana gelen zararın tespiti noktasında, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK"nın 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başkan