1. Ceza Dairesi 2021/12349 E. , 2021/14733 K.
"İçtihat Metni"(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Mağdur ... ...’ı kasten basit yaralama suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/769 Esas, 2015/374 Karar sayılı kararının 17.06.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde 19.06.2017 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2018 tarihli ve 2018/725 Esas, 2018/1083 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 12.07.2021 tarihli ve 2021/5823 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2021 tarihli ve 2021/92783 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın, dosyanın diğer mağduru ... ...’a yönelik eylemi nedeniyle üzerine atılı kasten yaralama suçu yönünden mahkumiyetine dair anılan Mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.10.2020 tarihli ve 2019/3260 Esas, 2020/1916 sayılı kararı ile, "…1-Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarih, 2014/769 Esas, 2015/374 Karar sayılı kararının henüz kesinleşmemesi nedeniyle, sanığın denetim süresi içinde suç işlediği gerekçesiyle verilen, söz konusu hükmün açıklanmasına yönelik aynı Mahkemenin 16.11.2018 tarih, 2018/725 Esas, 2018/1083 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun ve hukuken yok hükmünde olduğu, hukuken varlık kazanmayan bir kararın istinaf davasına konu edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle ortada istinaf yasa yoluna tâbi bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından, incelenen kararın hukuken yok hükmünde olduğunun TESPİTİNE, bu kapsamda söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun CMK"nin 279/(1-b) maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanığın istinaf isteminin Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarih, 2014/769 Esas, 2015/374 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararına yönelik itiraz niteliğinde olduğu anlaşıldığından, CMK"nun 267, 268 ve 231/12. maddeleri gereğince İTİRAZ YOLUYLA MERCİİNCE İNCELENMESİ GEREKTİĞİNE,,..." şeklinde karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın yokluğunda verilen 05.05.2015 tarihli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun "Tebellüğ edecek şahsın hasım olması" başlıklı 39. maddesindeki "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanığın babası ve davaya konu dosyada müşteki sıfatına haiz olan ... ...’a 10.06.2015 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle usulsüz olduğu, mağdur ... ...’a yönelik eylemi nedeniyle kasten yaralama suçundan sanığın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli kararının kesinleşmediği cihetle, hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
Adı geçen sanığa Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 195. maddesi uyarınca duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını içerir duruşma gününü bildiren meşruhatlı davetiye gönderildiği ve adresin yetersiz olması nedeniyle tebliğin iade edildiği, sanığın savunması alınmaksızın cezalandırılmasına dair karar verilmiş ise de;
7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun"a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun"un 23/1-8. ve Tebligat Kanunu"nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ
imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda sanığa yapılan tebliğin iade edilmesi nedeniyle anılan Kanun’un 21/2. maddesi gereğince mernis adresine tebliğ yapılması gerektiği cihetle, tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanık savunması alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
7201 sayılı Kanun’un 39. maddesinde; “Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre tebliğ yapılan şahsın, muhatapla arasında husumet bulunması halinde, bu kişi muhatapla birlikte oturuyor ve ... olsa bile kendisine yapılan tebligat hukuken geçersiz niteliktedir.
İncelenen dosyada; sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, sanık hakkında yargılamaya konu olayda arasında ihtilaf bulunan babasına tebliğ edilmiş olması nedeniyle yapılan tebligat usulüne uygun değildir. Böylece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesi usulüne uygun olmadığından hükmün açıklanmasına karar verilmesi de isabetsizdir.
Bununla birlikte, 5271 sayılı CMK"nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, CMK"nin 231/11. maddesi gereğince, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği takdirde, yokluğunda karar verileceği meşruhatını içeren davetiye ile sanığın duruşmaya çağrılması gerektiği, dosyanın incelenmesinde; her ne kadar duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı sanığa tebliğe çıkmış ise de sanık adına çıkarılan davetiyenin “adresin yetersiz olması” gerekçesi ile tebliğ edilemeden merciine iade edildiği anlaşılmakla, usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden, yargılama konusu suça ilişkin savunması tespit edilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanması ile mahkumiyet kararı verilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Correia de Matos/Portekiz, No: 48188/99, 15.11.2001; Foucher/Fransa, No: 22209/93, 18.03.1997, P. 36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 193. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanmasında da isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2018 tarihli ve 2018/725 Esas, 2018/1083 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.