8. Hukuk Dairesi 2015/531 E. , 2017/7525 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, ... Ada ... parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 552,06 m2 sinin Büyük ... İçmesuyu II. ... Projesi Melen Sistemi ... Sırtı-... Arıtma Tesisi arası ihale hattı İnşaatı nedeniyle DSİ tarafından kamulaştırıldığını, dava konusu taşınmazda kamulaştırma tarihinden geriye doğru en az 80-90 yıldır maliki evvellerin ve vekil edenlerinin murisi ... tarafından fındık yetiştirildiğini, yetiştirilen 360 ocak fındık ağaçlarının bedelinin müvekkillere ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Müdahale talebinde bulunan ...; dava konusu parselin babası ..."dan kendilerine intikal ettiğini, taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarını kendi emek ve harcaması ile yetiştirdiğini, fındık ağaçlarının kendisine ait olması nedeni ile davaya müdahil davacı olarak davacı yanında katılmak istediğini beyan etmiştir.
Davalılardan ... vekili, dava konusu taşınmazın 2005 yılının başından itibaren ... tarafından kullanıldığını, davacıların ve müdahale talep eden davacının taşınmaza zilyet olmadıklarını, ..."ın da davaya dahil edimesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan DSİ vekili; dava konusu taşınmaz hazine arazisi olduğundan davacıların öncelikle bu taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini ... aleyhine açacakları dava ile ispatlamaları gerektiğini, bu davayı kazanırlarsa idarelerinin aleyhine açacakları bir başka dava ile taşınmaz üzerinde bulunduğunu iddia ettikleri fındıkların bedellerini talep edebileceklerini, dava konusu taşınmazın 552,06 m2"lik bölümünün ... Sistemi ... Sırtı-... Arıtma tesisleri arası isale hatti inşaat güzergahında kalmakta olduğunu, idarelerince yapılan araştırmalarda ... Ada ... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma sahasında kalan kısmı üzerinde fındık ağacı tespit edilmediğinden davacılara fındık bedeli ödenmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde davacıların murisi olan ..."ın taşınmazda işgalci olduğunun beyanlar hanesine şerh düşülmüş olduğu bu sebeple taşınmaz zilyetliğinin tespitine ilişkin açılan davada hukuki yarar olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesine, yargılama oturumlarındaki davacı tarafın iddialarına göre, dava; dava konusu ... Ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındık ocaklarının kamulaştırma sonucu bedellerinin ödenmesine esas olmak üzere zilyetliğin tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararı bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re"sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) Öğretide ve Yargıtay"ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde "Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir" denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır.
Dava konusu taşınmaz fındıklık niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı ise de; beyanlar hanesinde taşınmazın şagilinin davacılar ve müdahil davacının murisi ... olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, bu beyan ile kamulaştırma bedelini alamadıkları iddiası ile zilyetliğin tespiti isteğinde bulunduğuna göre, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında açılan davada hukuki yararın bulunduğunun kabülü gerekir.
O halde Mahkemece, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri; iddia ve savunma ile birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK"nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.