3. Hukuk Dairesi 2020/2564 E. , 2020/3878 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit (istirdat) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı kurumun 4643646 nolu elektrik abonesi olduğunu ve lokanta işlettiğini, aboneliğe konu iş yerinde kullanılan elektrik için davalının 2008 yılı nisan ve ekim ayları arasında 7 adet, 2010 yılı ocak ve haziran ayları arasında 4 adet olmak üzere toplam 11 adet ve 15.566,54 TL"lik fatura düzenlediğini, ancak iş yerinde elektrik ile çalışan yalnızca 2 adet buzdolabı, 1 adet bulaşık makinesi, 1 adet klima ve aydınlatma lambaları bulunduğunu, buna göre aylık tüketimin kurum tahakkukunda belirtilen miktardan çok daha az olması gerektiğini, ayrıca davalı kurumun bazı faturalarda bedeli 2 ile çarparak kaçak tahakkuku yaptığını oysa kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığını belirterek, dava konusu 11 adet faturadan dolayı 15.566,54 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, yargılama esnasında dava konusu borcu ödeyerek söz konusu bedelin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın konusunu teşkil eden 11 adet faturanın kurumca davacılar adına tahakkuk ettirilmediğini, kurum kayıtlarında, dava dilekçesinde belirtilen tarih ve bedelli faturaların mevcut olmadığını, davacı ... Gıda Tur. Ltd. Şti."ne ait ödenmeyen bir kısım elektrik faturalarının tahsili için ... icra Müdürlüğü 2009/1331 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dosya borcunun davacı şirket tarafından ödendiğini, davacılara ait kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan faturaların tahsili için ... İcra Müdürlüğü 2009/13868 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların kurum tarafından tahakkuk ettirilmeyen, yani gerçekte var olmayan faturalardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini bunun hukuki dayanağı olmadığını, davanın reddiyle, davacılar aleyhine %40"tan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; iddia edilen tarih ve miktarlarda 11 adet faturaya dosyada kapsamında rastlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiş, Dairemiz 11.12.2015 T. ve 2015/17700 E. - 2017/2083 K. sayılı ilamı ile; öncelikle dava dilekçesinde belirtilen faturaların miktarlar olarak kurum kayıtları ile neden farklılık arz ettiği hususu davacıya açıklatılmadan karar verildiğini ayrıca yargılama esnasında çelişkili raporlar alındığı ve mahkemece bu raporlar arasında çelişkinin giderilmesi için heyet raporu alındığı ancak bu heyetin de kendi arasındaki görüş farklılıkları neticesinde heyetin de kendi içerisinde dahi çelişkili raporlar sundukları bu sebeple hükme esas almaya elverişli olmadığının tespit edildiği, O halde mahkemece; davacı faturaları ile kurum kayıtlarının farklılık arz etme sebebinin advacıya açıklattırılarak ardından dava konusu otomatik dönem ve kaçak dönemi faturalarına ilişkin, tüm tahakkuk evrakları ile ödeme belgelerinin dosyaya celp edilmesinden sonra, dosyanın üç kişilik yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, kurum tahakkuklarının usulüne uygun olup olmadığı ile davacının sorumlu olduğu olağan tüketim ve kaçak tüketim borcunun ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması için rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 5.729,98 TL nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, yansıtılan elektrik tüketim faturaları ve kaçak ve kaçak ek tahakkukuna yönelik fatura bedellerinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 2013/13-597 E, 2014/62 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; “Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır. Aynı ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2003 gün ve 2003/ 8-83 E., 2003/72 K.; 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E., 2010/87 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay"ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dosya içerisinde 1 adet kök 3 adet ek rapor alındığı, alınan raporların ise normal tüketim tahakkukların doğru olup olmadığına yönelik hesaplama içermediği sadece fahiş tahakkuk yaptırılmadığı bu sebeple söz konusu bedellerin davalı kurumca istenebileceği yönünde görüş bildirildiği, kaçak tahakkukları yönünden ise davalı kurumca elektriğin kesildiği hususu ispat edilemediği gerekçesi ile kaçak tahakkuku hesaplaması yapılmadığı, sadece sayaçtaki kayıt altında olan kwh üzerinden hesaplama yapıldığı tespit edilmiş ise de 23.12.2018 Tarihli kaçak tutanağında mühürsüz sayaç üzerinden elektrik kullanıldığı hususunun sabit olduğu, ancak bu tutanak yönünden kaçak ve kaçak ek tahakkukuna yönelik hesaplama yapılması gerektiği halde hesaplama yapılmadığı, bozma ilamında belirtilen söz konusu hususları içermeyen, eksik, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan bilirkişi raporu ve ek raporları doğrultusunda karar verilmiş olup, bu hali ile mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiştir.
O halde mahkemece; dosyanın önceki bilirkişiler dışında seçilecek konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii ile, davalı kurumun, davacı taraftan isteyebileceği bedelin duraksamasız belirlenmesi noktasında, bozma ilamına uygun biçimde, dava konusu otomatik dönem tahakkuk faturaları yönünden söz konusu bedellerin dönem tarifelerine uygun biçimde hesaplanıp hesaplanmadığı ayrıca 23.12.2018 Tarihli kaçak tutanağı yönünden ise kaçak tutanak tarihinin tutulmuş olduğu dönem yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararına uygun hesaplamayı içerir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’ un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK" nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK" un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.